MAYIS – HAZİRAN 2006 Sayı : 58

 

YENİ VALİMİZ;

Dr. Said Vakkas GÖZLÜGÖL

 

Ordu Yeni Valisi olarak göreve başlayan Dr. Said Vakkas GÖZLÜGÖL,1965 Kahramanmaraş doğumlu ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 1990-1991 Kaymakamlık Stajı’nın Dil Eğitimi ve Mesleki Eğitim kısmı için İngiltere’ye gitti ve 1990-1992 yıllarında kaymakamlık stajını yaptı. Aynı dönemde Kamu Hukuku Anabilim Dalı Yüksek Lisansı aldı. 1997 1999 yıllarında Kamu Hukuku Anabilim Dalı’nda “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İç Hukukumuza Etkisi” konulu doktora tezi hazırladı.      2003 yılına kadar sırasıyla; Hatay-Altınözü, Kastamonu-Küre, Konya-Hüyük, Adıyaman-Samsat’ta Kaymakamlık, Elazığ’da Vali Yardımcılığı ve Isparta-Şarkikaraağaç’ta da Kaymakamlık görevlerinde bulundu.

          17 Mart 2003-1 Ağustos 2005 tarihleri arasında İçişleri Bakanlığı Strateji Merkezi Başkanlığı görevini yürüttü. 18/7/2005 Tarih ve 2005/9143 Sayılı Kararname ile Karabük Valiliği görevine atandı.

          20/02/2006 tarihinde bu görevinden ayrılarak Merkez Valiliği’ne atandı. İçişleri Bakanlığı’nın 21.03.2006 tarihli Onayı ile Ordu Vali Vekili olarak görevlendirilmiştir.

          İyi derecede İngilizce bilen Vali Dr. Said Vakkas GÖZLÜGÖL, evli ve iki çocuk babasıdır.

 

 

“SERTİFİKALI TARIM İŞÇİLERİ PROJESİ”  HAYATA GEÇİYOR

          Tarım sektöründe istihdam edilen insanların eğitim eksikliğinden kaynaklanan üretim kayıplarının en aza indirilmesini ve sektöre kalifiye eleman yetiştirilmesini amaçlayan ‘Sertifikalı Tarım İşçileri Projesi’ hayata geçiriliyor. Projenin tanıtım toplantısı ve protokol imza töreninde konuşan Bakanımız Mehmet Mehdi Eker, projenin işsizlikle mücadele ve sektöre kalifiye eleman yetiştirme anlamında önemli açılımlar sağlayacağını belirtmiştir. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü ve Türkiye İş Kurumu’nun birlikte gerçekleştirecekleri Sertifikalı Tarım İşçileri Projesi’nin tanıtım toplantısı ve protokol imza töreni 29 Mart 2006 tarihinde Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantıya Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Türk-İş Başkanı Salih Kılıç ile birçok üst düzey bürokrat ve çalışma hayatının temsilcileri katıldı.

          Toplantının açılışında konuşan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Sertifikalı Tarım İşçileri Projesi’nin işsizlikle mücadele ve sektöre kalifiye eleman yetiştirme anlamında önemli açılımlar sağlayacağını ifade etti. Sektörde çalışan insanların eğitim seviyesinin düşüklüğüne dikkat çeken Eker, bunun sonucu olarak da tarımda bir takım sıkıntıların meydana geldiğini belirtti.

          Bakan Eker, Türkiye’de nüfusun %30’a yakın kısmının tarımda istihdam edildiğini, buna karşın iş gücü niteliğinin artırılması yönünde bugüne kadar hiçbir adımın atılmadığın söyledi. Proje ile öncelikle 4 bin kişinin kurs göreceğini bildiren Eker, hayvancılık, sulama hizmetleri, sürücülük hizmetleri, tohum hazırlama, selektörleme gibi konularda eğitim verileceğini belirtti. Bakan Eker, projenin göçün ve sosyo-kültürel risklerin azalmasında da önemli roller üstleneceğine dikkat çekti.

 

İKİZCE İLÇEMİZDE GEBE DÜVELER DAĞITILDI

 

          S.S. İkizce İlçesi ve Çevre Köyleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nce Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi kapsamında uygulanan Süt Sığırcılığı Projesi gerçekleştirilerek proje kaynaklarından alınan damızlık gebe düveler 22.03.2006 tarihinde kooperatif ortaklarına dağıtıldı.

          Gebe düvelerin seçiminde İl Müdürlüğümüz personeli Veteriner Hekim İdris İNAN ve Perşembe İlçe Tarım Müdürü Ziraat Mühendisi (Zooteknist) Adem ÇEKİÇ görev almıştır. Holstein ırkı gebe düveler Adana, Osmaniye, Gaziantep ve Kilis yörelerinden seçilmiştir.       Uygulamasına 2005 yılında başlanan ve faizsiz kredi ile desteklenen projede 57 kooperatif ortağına süt sığırcılığına uygun ahırlar yaptırıldı. Her çiftçiye 2 adet olmak üzere 57 çiftçiye 114 adet kültür ırkı gebe düve dağıtılmıştır.

          Damızlık hayvan dağıtım törenine Ünye Kaymakamı Nevzat ERGÜN, Tarım İl Müdürü Sadi SADIKOĞLU, İl Müdür Yardımcısı İshak HACIKAMİLOĞLU, çevre illerin İlçe Tarım Müdürleri kooperatif ortakları ve çok sayıda çiftçi katıldı. Dağıtım töreninde konuşan İl Müdürümüz Sadi SADIKOĞLU, uygulanan proje sayesinde çiftçilerimizin önemli gelir artışı sağlayacağını belirtti. Ayrıca, projenin başarılı olması ve çiftçimizin hayvancılık gelirinin artması için, silaj yapımına mutlaka önem verilmesi gerektiğini ve üretilen sütlerin hijyenik ortamda toplanmasını ve pazarlanması gerektiğini vurguladı.

          Kırsal Alanda sosyal Destek Projesi kapsamında uygulanan Süt Sığırcılığı Projesi’nde, projeden yararlanan ortaklara kullandırılan faizsiz kredinin ilk iki yılı ödemesiz olmak üzere beş yılda eşit taksitlerle geri ödenecektir.

 

 

 

ARICILARIMIZA EĞİTİM SEMİNERİ

 

          Müdürlüğümüz organizasyonuyla, ilimiz arıcılarını arı hastalık ve zararlıları konularında bilgilendirmek, hastalık ve zararlılara karşı daha bilinçli ilaç kullanmalarını sağlamak amacıyla 8 Mart 2006 tarihinde bir eğitim toplantısı düzenlenmiştir.   İl Müdürlüğümüz Toplantı Salonunda düzenlenen toplantı, İl Müdürümüz Sadi SADIKOĞLU’nun konuşmasıyla başlamıştır. Daha sonra Samsun Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Uzman Veteriner Hekim Mithat KURT  ve Veteriner Hekim Yunus GÜL,  Arı Hastalık ve Zararlıları konusunda, arıcılarımıza eğitim vermişlerdir.  Ankara Hacettepe Üniversitesi’nden Doç Dr. Aslı ÖZKIRIM’da yine arıcılarımıza yönelik bir sunum yapmış ve düzenlenen eğitim programı böylece tamamlanmıştır.

          Arıcılarımızın yoğun katılımlarıyla gerçekleşen toplantı ilimiz arıcıları için çok faydalı olmuştur.

 

 

 

ÜNİVERSİTE KENTİ OLARAK ORDU İLİ VE ÜNİVERSİTENİN ORDU’YA GETİRİSİ

Prof.Dr. S.Zeki BOSTAN

Ordu Ziraat Fakültesi Dekanı

          “Ordu Üniversitesi” ve üniversitenin Ordu iline getirilerine geçmeden önce, üniversite kavramı üzerinde biraz durmak yerinde olacaktır. Kurulduğu şehirlerin gerek kültürel, gerek sosyal ve gerekse ekonomik yaşantısına önemli katkılar sağlayan üniversiteler, kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip olan yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel çalışma, yayın ve danışmanlık hizmeti yapan yüksek öğretim kuruluşları olarak tanımlanabilir.      Geri kalmış ve gelişme süreci içinde olan ülkelerin refah seviyelerinin düşük olmasının asıl nedeni insana yapılan yatırımın yetersiz oluşudur. Yani ülkeler, birçok doğal zenginliklere sahip olsalar da aslında gerçek mutluluğu yakalayamayabilirler. İnsana yapılan yatırım ve özellikle eğitim süreci yalnızca günümüz sorunlarını çözücü nitelikte değil geleceğin de sorunlarını çözmeye yönelik olacaktır. Eğitim-öğretim süreci içinde üniversitelerin görevi yalnızca insanlara belli vasıflar kazandırmak değil ve hatta daha da önemlisi eğitmeyi hedef almasıdır. Bunu da sağlarken toplumla içi içe olmayı ve bilgileri topluma aktarmayı hedef haline getirmelidir. Yani üniversite içine kapalı bir durum sergilememelidir. Zaten üniversitelerin görevi de aslında yasalar çerçevesinde belirlenmiştir: Öğretim, araştırma ve yayım.

          Üniversiteler; öğretim aşamasında bilgiyi öğrenciye aktarırken, öğrencinin nitelikli ve üretici olmasını hedeflemekte; araştırma aşamasında, özellikle toplumun sosyal, kültürel, sağlık, ekonomi ve tarımsal sorunlarına yönelik çözüm yollarını bulmaya çalışmakta; yayım aşamasında da, toplumun ve ülkenin sorunlarını çözmeye yönelik bulduğu bilgiyi ilgili yerlere iletmektedir.

          Anlaşılacağı üzere, üniversiteler ancak toplumla iç içe olduğu zaman başarılı olabilmekte ve gelişebilmektedir. Bunun tersi de doğru olmaktadır. Yani toplum da üniversiteye sahip çıktığı sürece sorunlarına çözüm bulabilecektir. Halktan kopan, sadece bilgi üreten üniversite anlayışı çağdaş dünyadaki değerini yitirmiştir.

          Bu şekliyle üniversiteleri sadece çevresinin sorunlarına çözüm getiren değil aynı zamanda çevresini sosyal ve kültürel yönden etkileyen ve şekillendiren bir kurum olarak da düşünebiliriz. Kuşkusuz bu aşamada kitlesel iletişim araçlarının ve kurumlarının görevi küçümsenemeyecek değerdedir.

          Üniversiteler, düzenleyeceği sempozyum, kongre, konferans, seminer ve panel gibi gerek yurt içi ve gerekse yurt dışı etkinliklerle sadece bulunduğu çevresiyle değil ülkeyle ve hatta dünya ile bir bütünlük arz etmiş, gerçek ve çağdaş bir görevi de üstlenmiş olacaktır. 

          Bunların yanında, üniversite öğrencilerinin bulunduğu ilin kültürel ve ekonomik yapısına olan katkıları da, diğer üniversite illerinden de görüleceği üzere, küçümsenemeyecek ölçüdedir.

          Ordu ili başlangıçta 5.500 dolayındaki öğrenci kapasitesi, 4 fakültesi, 3 yüksekokulu ve daha sonra kurulabilecek fakülteleri ile birlikte bu anlamdaki bir üniversite kenti olmayı hedeflemelidir. Temelinde var olan bu potansiyeli kullanmak ve harekete geçirmek üniversitenin hedefine ulaşmasında kuşkusuz çok önemli bir aşama olacaktır.

          Ordu ilinin ülkemizin önemli bir tarımsal ihraç ürünü olan fındığın merkezi durumunda olması, diğer tarımsal ürünler için de uygun bir ekolojide bulunması dolayısıyla önemli bir tarımsal potansiyele sahip bulunmaktadır. Ziraat Fakültesi bulunan diğer üniversitelere baktığımızda, fakültelerin eğitim-öğretim faaliyetleri yanında öncelikle çiftçilerin sorunlarına yönelik araştırmalarda bulunduğunu görmekteyiz. Nitekim, Ziraat Fakülteleri “Tarımsal gelir için çiftçi eğitimi şarttır” ilkesini benimsemiştir. Üniversitesine kavuşan Ordu ilinin tarımsal alanda olduğu gibi diğer alanlarda da sorunlarına çözüm üretebilmesi üniversitenin bir an evvel işlerlik kazanması ile mümkün olabilecektir.

          Gerek üniversitenin ve gerekse şehrin sosyal, kültürel ve ekonomik alt yapısının akademisyenlerin ve öğrencilerin beklentileri doğrultusunda şekillendirilmesi, geliştirilmesi ve bu anlamda kaynakların seferber edilmesi ‘Ordu Üniversite’ni ve Ordu ilini cazip bir merkez haline getirecektir. Öğrencilerin ilk aşamada sosyal ve kültürel etkinliklerini düzenleyebileceği ve bu anlamdaki ihtiyaçlarını giderebilecekleri alt yapının bir an evvel öğrenci hizmetlerine hazır hale getirilmesi, özellikle barınma ve sağlık konusunda mevcut olanakların daha da geliştirilmesi ve iyileştirilmesi; akademisyenler için lojman ve merkezi yerleşme alanı gibi önemli eksikliklerin giderilmesi bu anlamda önemli ve ilk adım olacaktır.

          Bugün ülkemizin gelişmiş üniversitelerine baktığımızda, yerel kaynakların ve yerel desteğin önemli düzeyde kullanıldığını görmekteyiz. Dolayısıyla, özellikle kuruluş aşamasında alt yapı ve diğer kaynaklar bakımından bu katkının sağlanması gelişme sürecini hızlandıracak ve “Ordu Üniversitesi” iliyle daha etkin bir şekilde bütünleşecektir.

 

 

 

FINDIK HASTALIK VE ZARARLILARIYLA

İLGİLİ EĞİTİMLER DEVAM EDİYOR

 

          İl Müdürlüğümüzce İlçelerimizde yapılan Fındık Hastalık ve Zararlılarıyla ilgili eğitimler devam ediyor.

          Bu bağlamda 08.03.2006 tarihinde Kumru İlçesi Erçallar Kültür Merkezi toplantı salonunda 65 üreticimizin katıldığı, 22.03.2006 tarihinde de İkizce İlçesi Şenbolluk Beldesi Belediye toplantı salonunda 81 üreticimizin katıldığı ve Bitki Koruma Şube Müdürlüğümüz elemanlarınca verilen eğitimlerde; fındık hastalık ve zararlılarından; fındık kurdu, dalkıran, kahverengi koşnil, filiz güvesi, fındık kozalak akarı, mayıs böceği, virgül kabuklu biti, fındık yeşil kokarcası, fındık teke böceği (uçkurutan), fındıkta bakteriyel yanıklık hastalığı ve yabancı otlarla mücadele konularında üreticilerimize bilgiler verilmiştir.

          Kumru İlçemizde yapılan eğitim çalışması İl Müdürümüz Sadi SADIKOĞLU’nunda katılımlarıyla gerçekleştirilmiş ve üreticilerimize fındık tarımında uygulamada yapılan hata ve eksiklikler anlatılarak, doğru uygulamalar gösterilmiştir.

 

 

 

KADIN ÇİFTÇİLER YARIŞTI

 

          Bakanlığımız tarafından ilk kez 2004 yılında düzenlenen ve bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen, Bakanlığımız tarafından ilk kez 2004 yılında düzenlenen ve bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen, “Kadın Çiftçiler Yarışıyor” adlı bilgi yarışması il finali 16.03.2006 günü İl Müdürlüğümüz Toplantı Salonunda yapılmıştır.

          Yarışmanın amacı; kadın çiftçilere götürülen eğitim-yayım çalışmalarının sonuçlarını görmek, tarımsal konularda performanslarını değerlendirmek, kendilerine olan güven duygularını geliştirmek, birbirleriyle kaynaşmalarını sağlamak ve girişimcilik ruhunu geliştirmektir.

          İkişer kişiden oluşan gruplar arasında çekişmeli geçen geçen yarışma sonunda Günören köyünden yarışmaya katılan Rükeyya TOMAKİN ve Hanife TOMAKİN birinciliği, Boztepe köyünden yarışmaya katılan Leyla TOMAKİN ve Nurgül DUYAR ikinciliği, Ünye Yavi köyünden yarışmaya katılan Seda ODABAŞ ve Hülya TONYALI üçüncülüğü elde etmiştir.  

          Dereceye giren yarışmacılara çeşitli ödüller verilmiştir.

          İl birincisi olan Çiftçi Kadınlarımız 12 Nisan 2006 tarihinde Tokat ilindeki Bölge Yarışmasında ilimizi temsil etmişler ve 2. olmuşlardır.

 

 

 

TARIM TAKVİMİ

(Mayıs-Haziran/Temmuz-Ağustos 2006)

 

MAYIS-HAZİRAN

FINDIK: Genel olarak Mayıs ayının ikinci haftasında (Tarım İl Müdürlüğü’nün ilan ettiği tarihte), hakim çeşitlerin yarıdan fazlası mercimek iriliğine geldiği dönemde Fındık Kurdu ile mücadele yapılır.                            Bu aylarda fındık dalkıran zararlısı ile de mücadele yapılır.

          Ayrıca, fındık bahçelerindeki yabancı otlarla mücadele uygulanır.

MEYVECİLİK: Meyve ağaçlarında karaleke ve küllemeye karşı ilaçlı mücadele yapılır. Karaleke meyvelerde önce siyahımsı lekeler oluşturan, meyvenin gelişimine olumsuz etkisi olan, yapraklarda sararma ve erken dökülme, dallarda zamanla kurumaya neden olan mantari bir hastalıktır. Külleme ise yaprakların alt ve üst kısımlarında bir kül tabakası oluşturarak sürgünleri zayıflatır, kurutur, yaprakların fotosentezini engeller, meyvelerin küçük şekilsiz ve kalitesinin düşük olmasına neden olur.

          Yine bu aylarda Amerikan Beyaz Kelebeği, elma iç kurdu, yaprak bitleri ve kiraz sineğine karşı da mücadele yapılmalıdır. Meyveliklerde zararlı olan tarla faresi, çekirge, dana burnu zararlılarına da ilaçlı mücadele uygulanmalıdır.

KİVİ: Kivi bahçelerine arı kovanları konulmalıdır. Bunun amacı ise; kivi meyvelerinin oluşması için gereken tozlaşmayı sağlamaktır. 

SIĞIRCILIK VE KOYUNCULUK: Sığırlar ve koyunlar  yaylalara çıkmadan önce iç ve dış parazitlere karşı mevsime göre uygun ilaçlama yapılır. Doğumların başlaması nedeniyle ahırlarda temiz, bol altlıklı doğum bölümleri ile sıcak, havadar, temiz buzağı bölümleri hazırlanmalıdır. Buzağılara doğar doğmaz başlamak üzere üç gün ağız sütü içirilmeli, buzağılarda görülebilecek ishal ve zatürre hastalıkları ile ineklerde görülebilecek doğum felci ve mastitis hastalıkların karşı tedbirleri alınmalıdır.

          Kuzulara parazit mücadelesi dışında mineral madde ve vitamin takviyesi yapılmalı ve erken kuzu kesimlerinden kaçınılmalıdır.

AHIRLAR VE BARINAKLAR: Ahır ve barınaklar temizlenir ve dezenfektan maddelerle ilaçlanır. Bakımı yapılarak hayvanlar için sağlıklı bir ortam haline getirilir.

SERACILIK: Domateste budama; koltuk alma, yaprak budaması ve uç alma şeklinde yapılır. Koltuk alma; gövde ve yaprak arasından çıkan sürgünler haftada en az 2 kez olmak üzere budanır. Yaprak budaması; domates salkımının rengi koyu yeşilden beyaza döndüğünde o salkımın altındaki tüm yaprakların koparılması şeklindedir. Üstündekilere dokunulmaz. Sonra diğer salkımların rengi değişmeye başladığında aynı şekilde budama yapılır. Uç almada; bitkide 7-8 domates salkımı üzerinde iki yaprak bırakılarak tepedeki büyüme ucu koparılır.

          Hıyarda budama; bitki askı ipine sarılmaya başladığında 30 cm’e kadar olan yaprak aralarından çıkan çiçek ve sürgünler 1 defaya mahsus koparılır. Daha sonra 1 meyve 1 yaprak, telden sonra 2 meyve 2 yaprak üzerinden büyüme ucu koparılır.

          Serada yarıdan fazla çiçeklenme görüldüğünde 10 gün ara ile amonyum nitrat ve potasyum nitratdönüşümlü olarak verilir. Her hasadın arkasından bol miktarda sulama yapılır.

          Bu dönemde mildiyö için ilaçlı mücadeleye başlanmalı, seranın havalandırmasına özen gösterilmelidir.  

ARICILIK: Gezginci arıcılık yapanlar bu dönemde arılarını naklettiklerinden nakil hazırlıkları tamamlanır. Arıların nakilleri için gerekli olan Arı Sağlık ve Nakil Belgeleri Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine başvurularak alınmalıdır.

          Yine bu aylarda arı kovanlarında teşvik şuruplaması yapılır. Kek verilerek beslemeye devam edilir. Zayıf olan kovanlar birleştirilerek güçlenmeleri sağlanır. 

TEMMUZ-AĞUSTOS

FINDIK: Bu aylarda toprak ve yaprak numuneleri alınarak analizleri yaptırılmalıdır.

          Fındık hasadına başlanmadan önce fındık bahçelerinde genel bir temizlik yapılması gerekir. Ayrıca, bu yabancı otlar fındık hasadını zorlaştırdığı için gerekiyorsa ilaçlı mücadele yapılmalıdır.

          Ağustos ayında hasat zamanı saptanırken bahçedeki hakim çeşitlerin hasat olgunluğuna gelip gelmediğine bakılır. Hasat mutlaka belirtilen tarihlerde ve belirtilen usullerde yapılmalı, hasat ve harman sırasında uygulanması gereken kurallara uyulmalıdır.

MEYVECİLİK: Meyveler iri fındık büyüklüğüne geldiğinde elma iç kurduyla mücadele uygulanır.

KİVİ: Bu dönemde yapraklar aşağıya doğru eğilmişse, dalda dik bir durumda değilse haftada iki kez olmak üzere sulama yapılır.

SÜT VE BESİ SIĞIRCILIĞI: Bu aylardaki yüksek sıcaklıklarda hayvanlarda verim düşüklüğü görülmektedir. Bu amaçla, ahırlar temizlenip havalandırılır. Hayvanları cereyanda bırakmamak koşuluyla ahırlara sürekli temiz hava sağlanmalıdır. Paraziter hastalıklara önlem olarak ahırlarda parazit ilaçlaması yapılmalıdır. 

SERACILIK: Budama, gübreleme ve diğer bakım işlerine devam edilir. Bu dönemde mildiyö için ilaçlı mücadeleye ve havalandırmaya özen gösterilmeli, ilaçlamayla hasat arasındaki zamana dikkat edilmelidir. Sulama her hasadın sonunda yapılmalı ve sulamayı sabahın erken saatlerinde yapmaya dikkat etmelidir. Yaprak biti, kırmızı örümcek ve külleme görülürse bunlar içinde mücadele yapılmalıdır.

PATATES: Mildiyö hastalığına ve patates böceği zararlısına karşı ilaçlı mücadele uygulanır.

          Çapalama suretiyle boğaz doldurma yapılır.

          Patates böceğine karşı kültürel tebirlerde uygulanmalıdır. Hasat sırasında toprakta hiç patates bırakılmamalıdır. Bahçedeki larva ve erginlerle yumurta grupları toplanarak imha edilmelidir. 

ARICILIK: Bu dönemde kovanlarda uçuş aktivitesi ve besin taşıma gözlenmelidir. Kovan iç kontrolleri yapılarak koloninin gücü ve besin stoğuna bakılmalıdır. Koloniye gelişme fırsatı verilmeli yani petek ve ballık ilavesi yapılmalıdır. Bu şekilde kolonide oğul eğilimi engellenir. Kovanların şiddetli yaz sıcaklarından korunması gerekir. Hastalık ve zararlılara karşı kovan sürekli takip edilmelidir. Ağustos sonunda bal hasadı yapılmalıdır.  

MISIR: Birinci ve ikinci çapalama ve bu çapayla beraber boğaz doldurma yapılır. İlk yarısı ekimle birlikte verilmiş olan azotlu gübrenin kalan yarısı da bu çapayla birlikte verilir.

 

 

 

VİTAMİN REHBERİ

 

K vitamininin iki önemli özelliği var: Yaralanmalarda kan kaybını önlemek için kanımızın pıhtılaşmasını sağlar ve kemiklerimize güçlü bir yapı kazandırır.

         

          Vitamin rehberimizin son vitamini K vitamini. K vitamini “pıhtılaştırıcı” vitamin olarak da bilinir. Çünkü, K vitamini olmadan kan pıhtılaşamaz. Bu vitamin, yaşlı kişilerde kemik sağlığı açısından da yararlıdır. Sağlıklı insanlar K vitamini ihtiyaçlarının bir kısmını bağırsaklarında üretirler. Özel bazı durumlarda; örneğin yeni doğanlarda ya da kemik erimesi riski olanlarda haricen almak gerekir.

          K vitamini eksikliği; özellikle kanın yapısında ve pıhtılaşma sürecinde kendini belli eder. Kişi, sık sık diş eti kanaması yaşar ya da adet kanamaları artar. K vitamini eksekliğini zor iyileşen yaralarda da görmek mümkün. Kemiklerin kolay kırılması ve boyun kısalması birer uyarı sinyalidir.

          K vitamini pıhtılaşma sürecinden sorumlu olmanın yanı sıra, kemiklerin hızlı büyümesi ve kemiklerdeki kalsiyum yapılanmasında da pay sahibidir. Son dönemlerde yapılan araştırmalar, K vitamininin damar sertliği konusunda da önleyici bir etkiye  sahip olduğunu gösteriyor.

          K vitamini en çok lahana turşusu, tavuk, karnabahar, ıspanak ve göbek salatada bulunur.

          Kendinizi güçsüz, bitkin ve isteksiz hissediyorsanız, süt ve süt ürünleri tüketmiyorsanız, çiğ sebze yada salata öğünlerinizde yer almıyorsa, adet günleri kanamaları yoğun geçiyorsa, sık sık diş etleri kanıyorsa, yaralar zor iyileşiyorsa, kemikler kolay kırılıyorsa, burnunuz çok kanıyorsa, 65 yaş üzerindeyseniz, iştahsızlık yaşıyorsanız K vitamini eksikliği olduğu düşünülebilir.

 

 

 

FINDIKTA YABANCI OT MÜCADELESİ

Galip İBAŞ

Ziraat Mühendisi

          Yabancı otlar, fındık bahçesini tamamen sararak içine girilemez bir hal almasına, hasadın güçleşmesine ve bahçeye verilen gübreye ve suya ortak olarak verimin düşmesine sebep olmaktadırlar. Yabancı otlar; su ve rüzgar vasıtasıyla, yanmamış çiftlik gübresi kullanılması, hayvan otlatılması, hayvanların yemediği otların artması gibi nedenlerden dolayı yayılma göstermektedirler. Bu yüzden bahçedeki istenmeyen yabancı otlara karşı iki şekilde mücadele yapılmalıdır.

1-Kültürel Önlemler:

-Kullanılacak hayvan gübresi bir yıl bekletildikten sonra kullanılır,

-Yabancı otlar çiçeklenmeye başlamadan önce biçilmeli veya toprakla karıştırılmalıdır,

-Az miktarda bulunan otlar kökleriyle sökülüp imha edilmeli, aşırı hayvan otlatılmamalıdır.

2-Kimyasal Mücadele:

-Bir iki yıllık otsu bitkiler 4-6 yapraklı olduğu zaman, çiçeklenmeden önce ilaçlama yapılır,

-Birinci ilaçlamadan sonra tekrar çıkış olursa ikinci ilaçlama yapılır,

-Odunsu bitkiler (böğürtlen, diken vs. gibi) 2-3 cm çapındaki dallar yerden itibaren 10-15 cm yükseklikten kesilip, yeni meydana gelen sürgünler 40-50 cm boylanınca ilaçlama yapılmalıdır.

KİMYASAL MÜCADELEDE KULLANILAN İLAÇLAR VE DOZLARI

ETKİLİ MADDE ADI               FORMÜLASYONU          DOZU (1000m2)

Glyphosate trimesium % 48                SL                                500-600 ml

Glyphosate ısoprylamin tuzu               EC                             300-600 ml

Paraquat 200 g/l                        EC                             500 ml

Bromacil % 80                          WP                            800 gr

 

İLAÇLAMA TEKNİĞİ:

          Önce aletin deposu su ile doldurulur. Sonra mücadele yapacağımız sahada 2 m. genişliğinde bir alandan başlayarak uzunluğuna doğru aletteki su ile ıslama yapılır. Bitkinin ıslatılması esnasında suyun bitkiden akma yapmayacak ve çiseli bir şekilde olmasına dikkat edilmelidir. Aletin deposundaki su bitinceye kadar bu işleme devam edilir. Su bittikten sonra 2 m. genişliğinde ıslatılan yerin uzunluğu ölçülerek kaç metre kare yer ıslatıldığı hesaplanır. Böylece aletteki bir depo dolusu su ile ne kadar yer ilaçlayacağımız belirlendikten sonra, kullanacağımız ilacın cinsine göre, tavsiye edilen ilaç dozu ayarlanarak aletin deposuna konur ve ilaçlama yapılır.

-İlaçlama açık sakin ve ılık bir havada yapılmalıdır.

-İstenmeyen otlara ve odunsu bitkilere karşı kapama ilaçlama yapılmayıp, nokta ilaçlama yapılmalıdır.

-İlaçlı su kesinlikle fındığa değdirilmemelidir.

-İlaçlama sırasında maske ve eldiven kullanılmalı ve herhangi bir şey yenilip içilmemelidir.

-İlaçlama bittikten sonra kullanılan alet bol sabunlu su ile yıkanmalı aletin deposunda ilaç artığı bırakılmamalıdır.

 

 

 

FINDIK KURDU MÜCADELESİ VE BAL ARICILIĞI

Coşkun ÖZTÜRK

Tekniker

 

          İlimizin birinci derecede gelir kaynağı ve ihraç ürünü olan fındık hastalık ve zararlılarına karşı zirai mücadele yapılmaktadır. İlimiz bal arıcılığı yönü ile de ülkemizde birinci sırada yer almaktadır. Zirai mücadelede kullanılan kimyasal ilaçlar önemli bir gelir kaynağımızı oluşturan bal arılarına zehir etkisi yaparak büyük zayiatlar verdirmektedir. Fındık hastalık ve zararlıları ile mücadelede kullanılan toz ilaçlar, kullanıldığı alanda sınırlı kalmayıp, havada küçük zerreler halinde rüzgâr vasıtasıyla ilaçlanan saha dışına da taşınarak, çiçekli bitkilere bulaşmak suretiyle bal arılarına zehir etkisi yapmakta ve arı zehirlenmelerine neden olmaktadır.

          Sıvı formülasyonlu ilaçların kullanılması, gerek zirai mücadeledeki başarının yükseltilmesi, gerekse ilaçlama nedeniyle olan bal arıları zayiatının asgari düzeye indirilmesi açısından çok önemlidir.   

          İlimizin önemli bir gelir kaynağını oluşturan bal arılarının zirai mücadele ilaçlarından zarar görmelerini asgari düzeyde tutmak amacıyla aşağıdaki tedbirlere mutlaka uyulmalıdır:

          1-Mevcut imkânlar ölçüsünde arı kovanlarının ilaçlama yapılan alanlardan uzak yerlerde bulunmasına özen gösterilmelidir. Bu uzaklığın en az 6 km olmasına dikkat edilmelidir.

          2-Zirai mücadele yapılacak yerlerdeki ve çevresindeki arıcılara mücadele yapacak kuruluş ve şahıslar tarafından 7 gün önceden haber verilmelidir. Ayrıca arıcılar İl/İlçe Tarım Müdürlüklerinden bulundukları yöredeki mücadele programları hakkında bilgi almalıdır.

          3-İlaçlamadan belirli bir süre önce, ilaçlama programına alınan bölgenin genişliği, kullanılacak ilacın cinsi, atılma zamanı, etki süresi ile bal arılarına olan etkisi kitle iletişim araçları ile arıcılara duyurulmalıdır.

          4-İlaçlamaların kültür bitkilerinin çiçek açtığı dönemden önce veya sonra yapılmasına özen gösterilmeli ve çiçek açma döneminde ilaçlama yapılmamalıdır. Eğer bu devrede ilaç atma zorunluluğu varsa, kısa sürede parçalanabilen ve arılara en az düzeyde zararlı olan ilaçlar seçilerek, arıların aktif olmadığı zamanlarda uygulanmalıdır.

          5-İlaçlanan fındık bahçelerinin altında bulunan çiçekli yabacı otlar, arı zayiatını önlemek için ilaçlamadan önce imha edilmelidir.

          6-İlaçlama esnasında ilaçlanan sahanın dışına ilaç bulaştırılmamalıdır. İlaç zerrelerinin sürüklenmemesi için rüzgârsız havada ilaçlama yapılmalıdır.

          7-İlaçlamalar sırasında arıların su içtiği kaynaklara ilaç bulaştırılmamalıdır. Ayrıca boşalan ilaç ambalajları ya yakılmalı veya derin bir çukura gömülmelidir.

          8-İlaçlamalar akşamüzeri veya sabahları erkenden arıların uçuş yapmadıkları, faal olmadıkları zamanlarda uygulanmalıdır.

          9-Çiçek tozları ile birlikte kovana taşınması, arı ve larvalarını öldürmesi mümkün olan toz formülasyonlu ilaçların yerine, sıvı formülasyonlu ilaçlar tercih edilmelidir.

          10-Bütün ilaçlar, arılara aynı oranda zarar vermediği için arılara daha az zarar veren fakat hastalık ve zararlıya karşı etkili olan ve önerilen ilaçların kullanılmasına özen gösterilmelidir.

 

 

 

“TARIMSAL ÜRETİME YÖNELİK DÜŞÜK FAİZLİ YATIRIM VE İŞLETME KREDİSİ KULLANDIRILMASINA İLİŞKİN UYGULAMA ESASLARI TEBLİĞİ” YÜRÜRLÜĞE GİRDİ

 

          Bakanlığımızca Tarımsal Üretime Yönelik Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

          Üreticilerin finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanması, tarımsal üretimin geliştirilmesi, verimliliğin ve kalitenin artırılması için; gerçek ve tüzel kişilere, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince düşük faizli kredi verilmesine ilişkin hususları ihtiva eden ve 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resme Gazete’de yayımlanan 2005/9839 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 12.02.2006 tarih ve 26078 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Tarımsal Üretime Yönelik Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırımasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği”ne göre Kredilendirme konuları; Damızlık Süt Sığırcılığı, Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği, Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği, Organik Tarım, İyi Tarım Uygulamaları, Sertifikalı Tohum Kullanımı, Sertifikalı Tohum ve Fide Üretimi, Sertifikalı Meyve Fidanı Üretimi, Sertifikalı Meyve Fidanı Kullanımı, Su Ürünleri Yetiştiriciliği, Kontrollü Örtüaltı Tarımı, Tıbbi Aromatik Bitki Yetiştiriciliği, Tarımsal Sulama, Ar-Ge Çalışmaları, Tarımsal Mekanizasyondur. 

          Karar kapsamındaki yatırım ve işletme kredisi başvuruları, Bankaya ve  TKK’ne  yapılır. Başvurular Banka ve  TKK’nin usul, esas ve mevzuatları dahilinde değerlendirilir. Banka ve  TKK’nce  uygun bulunanlara kendi usul ve esasları dahilinde kredi kullandırılır.

          Tebliğ hakkında daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler www.ordutarim.gov.tr adresli web sitemizde mevzuatlar başlığını inceleyebilir.

 

 

 

KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ

PROGRAMI TEBLİĞİ YAYIMLANDI

 

          Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından; kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim ve tarımsal sanayi entegrasyonunun sağlanması, gıda güvenliğinin güçlendirilmesi, kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının yaratılması, kırsal altyapının geliştirilmesi ve iyileştirilmesi, yürütülmekte olan kırsal kalkınma çalışmalarının etkinliklerinin artırılmasını sağlayacak olan,  Kırsal Kalkınma Hibe Destek Programı’nın usul ve esaslarını belirleyen “Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Tebliği” Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.

          Hibe programından yararlanmak isteyen yatırımcıların 03.06.2006 tarihi mesai bitimine kadar proje teklifi sunması gerekiyor.

          2005 yılında 16 il bazında pilot olarak uygulanmaya başlayan Köy Bazlı Katılımcı Yatırım Programı’nı model olarak alındığı Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı ilimizin de dahil olduğu 65 ilde uygulanacaktır. Kırsal Kalkınma Programına ekonomik yatırım konuları için bireyler, gruplar ve özel kuruluşlar ile altyapıya yönelik yatırım konuları için Kaymakamlıklar, Köylere Hizmet Götürme Birlikleri ile Sulama Kooperatifleri tarafından teklif edilen yatırımlar desteklenecektir.

          Ekonomik yatırımlara yönelik olarak; tarımsal ürünlerin depolanması, işlenmesi, paketlenmesi, ambalajlanmasına yönelik yatırım tesisleri ile jeotermal, güneş, rüzgar ve benzeri alternatif enerji kaynakları kullanılan seraların yapımı konularına yönelik yatırımlara hibe desteği sağlanacaktır.

          Kırsal alanda mevcut köy bazlı sulama tesislerinden rehabilitasyonuna yönelik sunulacak alt yapı projelerinden uygun olanlar desteklenecektir.

          Ekonomik yatırımların %50’si, alt yapı yatırımlarının %75’i hibe olarak, program kaynaklarından finanse edilecektir.

          Programdan desteklenecek ekonomik yatırımlar için hibe miktarı üst limiti bireysel başvurular için 25.000 YTL, grup başvurularında 175.000 YTL’yi; altyapı yatırımlarında ise 300.000 YTL’yi geçmeyecektir.

          Program kapsamındaki konulara ilişkin proje hazırlayarak yatırım teklifi vermek isteyen yatırımcıların, 03.04.2006-03.06.2006 tarihleri arasında ilgili Tarım İl Müdürlüklerine başvurmaları gerekmektedir.

          Proje hazırlanması ile ilgili olarak Tarım İl Müdürlüğü İl Proje Yürütme Birimi (Proje Teknik Yardım Ekibi) tarafından gerekli destek sağlanacaktır.

          Programla ilgili tüm dokümanlar proje illerinde basılı olarak muhtemel yatırımcılara  İl Tarım Müdürlükleri vasıtası ile temin edilecektir.

 

 

 

ŞAP AŞISI ÖZELLEŞTİ

 

          2006/9922 Sayılı Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik yapılmasına dair Bakanlar Kurulu Kararının Uygulama Esaslarıyla ilgili 2006/09 sayılı Tebliğ esasları doğrultusunda ilimizde faaliyet gösteren tüm Veteriner Serbest Hekimlerle Ordu, Fatsa, Ünye ve Gölköy ilçelerinde toplantı yapılmıştır. Bu toplantıda hayvan hareketleri, hayvan hastalıkları ve programlı şap aşılarının özelleştirilmesi konuları işlenmiştir.

          Bu bağlamda ilimizde Merkez, Akkuş, Aybastı, Fatsa, Gölköy, Gülyalı, Güngentepe, Kabadüz, Kabataş, Kumru, Ulubey, Perşembe ve Ünye ilçelerimizde programlı şap aşılama çalışmaları özelleşmiştir. Bu ilçelerde şap aşısı Serbest Veteriner Hekimler tarafından 2 Ytl karşılığında yapılmaktadır. Ayrıca, 0-6 aylık buzağıların kulak küpelerini de takmaktadırlar.

          Aşılama çalışmaları tüm ilçelerimizde devam etmekte olup, Nisan ayı sonunda bitirilmiştir.

 

 

 

FINDIK KURDU VE MÜCADELESİ

Engin KONTAŞ

Ziraat Yüksek Mühendisi

Bitki Koruma Şb. Müdürü

 

*Fındığın ana zararlısı olan fındık kurdu, fındığın meyvesine yumurta bırakmak ve beslenmek suretiyle meyvelerde zararlı olan, kül renkli 6-7 mm. boyunda bir böcektir. Bu zararlıya karşı etkin bir mücadele yapılmadığı takdirde, önemli derecede ürün kaybına neden olmaktadır.

*Fındık kurdunun ergin çıkışı Mart ayında başlar, Nisan sonunda tamamlanır. Erginler 16 0C’nin altında fazla aktif değillerdir, 20 0C’nin altında uçamazlar ve aynı ocakta beslenirler.

*Dişi bir ergin ortalama 40 adet yumurta bırakır. Yumurtadan çıkan larva fındık içinde girerek burada 1 ay beslendikten sonra fındık kabuğunu delerek çıkar ve toprağa girer. Aynı yıl toprağa giren larvaların :  % 20’si 1.-% 75’i 2. ve kalan % 5’i  3. yılda ergin olarak çıkar. Şiddetli kış ergin çıkışını artırır. Ergin ömrü 3 aydır. 

*Fındık kurdu ergini meyvelerde beslenmek ve yumurta bırakmak suretiyle zarar yapar. Fındığın meyve kabuğunu hortumunun ucunda bulunan dişleriyle kemirerek delen böcek, kabuk içindeki yumuşak etli kısımla beslenir. Meyve irileşip sertleşene kadar olan bu zarar sonucu meyvenin içi bozularak sarı bir renk alır. Sonunda bu renk kabuk üzerinde de belirir. Beslenemeyen meyve kabuğu üzerinde çöküntüler oluşur. Buna “Sarı Karamuk” denir. 

*Eğer meyve normal iriliğe ulaşınca fındık kurdu ergini tarafından kemirilerek zarar görürse, meyve içi kararır, kabuk üzerinden çıkan siyah bir sıvı ile zuruf ve kabuk kirlenir. Bu zarar şekline “Kara Karamuk” denir.

*Dişi bir fındık kurdu beslenmek suretiyle 80 meyveye, yumurta koymak suretiyle ise 40 meyveye zarar vererek; toplam 120 meyveye zarar vermiş olur.

*Fındık kurdu mücadelesinde amaç; meyveleri fındık kurdunun bu zararlarından korumaktır. Bunun için ergin böcekler ekonomik zarar yapmaya başladıkları dönemde bahçeyi ilaçlı bulundurmak gerekir.

MÜCADELE ZAMANI: Mücadele zamanı Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerince ilan edilmektedir. Bu ilan duyulmadığı takdirde meyve büyüklüğü; bahçede hakim çeşitlerin yarıdan fazlasında mercimek iriliğine gelince, mücadeleye başlanmalıdır. İlaçlamaya başlamadan önce bahçede fındık kurdu sayımı yapılmalıdır.

*Bunun için akşam veya sabahın alacakaranlığında beyaz bir çarşaf alınıp iki kişi ile birlikte bahçeye gidilir. Bahçede gelişigüzel en az 10 ocak seçilir. Seçilen ocak dalları çarşafın üzerine sertçe silkelenir. Ortalama olarak 10 ocakta 2’den fazla fındık kurdu ergini tespit edilirse ilaçlama yapılır. Aksi takdirde ilaçlama yapılmamalıdır.

*İLAÇLAMA: Sulu ilaçlar, sırt körüğü ( pülverizatör) ile atılacaksa; körük dolusu suya dönüme tavsiye edilen dozun yarısı kadar ilaç konup normal büyüklükte 25 ocağı, şayet sırt motoru (atomizör) ile ilaçlama yapılacaksa bir depo dolusu suya dönüme tavsiye edilen ilacın tamamı konulup 1 dönümlük (50 ocak) yer ilaçlanmalıdır.

*Toz ilaçlar yaprakların çiseli olduğu akşamüzeri veya sabaha karşı yaprakların alt yüzeyine yapışacak şekilde ve dekara 3 kg. olarak atılmalıdır. Ancak toz ilaçlar çevre ve insan sağlığı açısından tehditler oluşturduğu gibi, İlimizin önemli bir gelir kaynağı olan bal arıcılığını da tehdit etmekte, dekara maliyeti sulu ilaçların iki katı olmakta ve fındık kurdu mücadelesinde sulu ilaçlara nazaran başarı oranı da düşük olmaktadır. Bu nedenle fındık kurdu mücadelesinde sıvı formülasyonlu ilaçlar tercih edilmelidir.

*İlaçlama esnasında herhangibirşey yenilip içilmemelidir. Kötü hava şartlarında (yağmur, rüzgar v.s.) ilaçlama yapılmamalıdır. İlaçlamadan sonra 8 saat içinde yağmur yağarsa ilaçlama tekrarlanmalıdır. İlaçlama yapılan bahçede en az 10 gün süreyle hayvan otlatılmamalıdır.      

*Fındık kurduna karşı etkili ve ekonomik bir mücadele için; uygun zamanda, uygun dozda, uygun havada ilaçlama yapılmalı ve BİR BÖLGEDE BİR HAFTA İÇİNDE İLAÇLAMA İŞLEMİ BİTİRİLMELİDİR.

TAVSİYE EDİLEN İLAÇLAR:

ETKİLİ MADDESİ                   FORMÜLASYONU                     DÖNÜME DOZU

Carbaryl % 85                                    WP                                 150 gr/da    

Carbosülfan 250 gr/lt                          EC                                  125 ml/da

Carbosülfan 480 gr/lt                          EC                                  60 ml/da

Methiocarp % 50                      WP                                 100 ml/da

Thiacloprid 480 gr/lt                           EC                                  25 ml/da

Furathiocarp 400 gr/lt                         EC                                  60 ml/da

Dioxacarbe % 50                      WP                                 100 gr/da

Thimethoxam 25                       WG                                20 gr/da

Lambdacyhalothrin % 25           WP                                 50 ml/da

 

 

 

ELMA VE ARMUTTA KARALEKE

Hülya OKTAY

Ziraat Mühendisi

 

Karaleke hastalığı elma ve armut yetiştiren tüm alanlarda görülür. Karalekenin en belirgin devresi yaprak ve meyveler üzerinde görülür. Yaprağın her iki tarafında da görülen lekeler, genellikle önce alt tarafta gelişir. Lekeler yaprak yüzeyinden biraz daha koyu, zeytin yeşili bir renktedir. Yaşlandıkça koyu kahverengi veya siyaha döner ve kadifemsi bir görünüm kazanır. Yaprakların sararıp erkenden dökülmesine, ağaçların yıldan yıla zayıflamasına neden olur.

Meyve üzerindeki lekeler ise koyu renktedir ve hastalığın genişlemesi yapraktakilerden daha yavaştır. Meyvelerde oluşan lekeler, şekil bozukluklarına, kalitenin ve pazar değerinin düşmesine yol açar. Hastalık neticesinde ürün kayıpları % 45’e kadar çıkabilir.

1.KÜLTÜREL MÜCADELE

a. Dayanıklı çeşitlerin kullanımı.

b. Hastalığın bulaşma kaynağı yere dökülen yaprak ve meyvelerdir. Hastalık ile iyi bir mücadele yapılmak isteniyorsa bunların toplanıp yok edilmesi gerekmektedir. Ya da bu bitki artıkları derin bir sürümle toprak altına gömülmelidir. Bu tür önlem hastalığı tam olarak ortadan kaldırmaz, ama hastalığın bulaşmasının azalmasını sağlar.

c. Hastalıklı dallar, özellikle sıracalı dallar budanarak uzaklaştırılmalı ve yok edilmelidir.

2.KİMYASAL MÜCADELE

1.İlaçlama: Çiçek gözleri kabardığında (Yeşil tomurcuk dönemi ).

2.İlaçlama: Pembe tomurcuk döneminde.

3.İlaçlama: Çiçek ilaç yapraklarının %70-80’i döküldüğünde.

4.İlaçlama: İlaçların etki süresi ve iklim koşullarına göre yapılır.

TAVSİYE EDİLEN KİMYASAL İLAÇLAR

Etkili Madde Adı ve Oranı        Formülasyonu                 Dozu (Preparat) 100 lt. suya     

Bakır Oksiklorür % 50              WP                       400 gr

Bakır Oksit % 50                      WP                       400 gr

Benomyl % 50                                    WP                       60 gr

Cyprodinil % 50                       WP                       30 gr

Bordo Bulamacı                       Sıvı                      1000+2000 gr

Bordo Bulamacı                       Sıvı                      500+1000 gr

 

 

ÇAYBAŞI ’NDA BAHÇE TESİSİ ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR

 

          İl Özel İdare Müdürlüğü ve ve Kırsal Kalkınma Projeleri kapsamında dağıtımı yapılan meyve fidanlarıyla ilgili  çiftçilerinden bahçe tesisi şartı arayan, bu hususta gerekli eğitim ve yayım çalışmalarına hız veren Çaybaşı İlçe Tarım Müdürlüğü, 2005 yılında; 8 adet çiftçisine ceviz bahçesi, 1 adet çiftçisine bodur kiraz bahçesi ve 1 adet çiftçisine bodur elma bahçesi, 2006 yılında ise 5 adet çiftçisine ceviz bahçesi 2 adet çiftçisine bodur kiraz bahçesi ve 2 adet çiftçisine ise bodur elma bahçesi kurulması çalışmalarını mahallinde bizzat personeli ile birlikte gerçekleştirdi.Yine sera çalışmalarına büyük önem veren İlçe Tarım Müdürlüğü, ilçe merkezinde 2006 yılı başında çiftçi şartlarında deneme ve demonstrasyon kapsamında, çiftçilerin ziyaret edebilecekleri kendi kontrolünde 200 m2 büyüklüğünde 1 adet sera kurulumu yaptı. Diğer taraftan yapılan bu çalışmalar, İlçe Tarım Müdürlüğü önderliğinde çiftçi gezileri tertiplenerek ziyaret edilmesi sağlanacaktır.

          Yine yapılan gayretli, özverili çalışmalar çiftçilerden ve ilçe halkından büyük ilgi görmektedir.

 

 

BAHAR HASTALIKLARI: ASTIM VE ALERJİ!

 

          Bahar mevsimi, astım ve alerjik hastalıkların daha çok ortaya çıktığı bir mevsimdir. Havaların ısınması, atmosfer basıncındaki değişiklikler, havadaki nem miktarındaki farklılıklar ve havaya karışan bitkilere ait polenlerin bunda önemli rolü olduğu belirtilmektedir.

          Astıma ve alerjik hastalıklara yol açan alerjenlerin başında polenler gelmekte, havaya karışan polenler, hassas insanlarda saman nezlesine ve astıma yol açabilmektedir. Ancak, her polen alerjiye neden olmamaktadır.

          Gün içerisinde polenlerin en yoğun olduğu zaman sabahın erken saatleridir. Polenler rüzgar etkisiyle çok uzak mesafelere gidebilmekte, ancak kaynağa ne kadar yakın bulunuluyorsa solunacak polen sayısı o kadar fazla olmaktadır.

          Astımın kişide ortaya çıkabilmesi için hem ırsi yatkınlık olmalı, hem de buna çevre faktörlerinin katkıda bulunması gerekmektedir. Ancak, kişi kendisini olumsuz çevre koşullarından koruyarak astımdan da korunabilir. Bunun başında da hava kirliliği gelmektedir. Hastalıktan korunmak için sigara içilen ortamlarda bulunulmamalıdır. Beslenme de çok önemlidir. A ve C vitaminlerini içeren diyetle beslenmenin, balık etini fazla tüketmenin, astıma ve diğer alerjik hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır. Bu şekilde beslenen insanların vücutları alerjik hastalıklara karşı kendini daha iyi savunur.

          Astım ve diğer alerjisi olanlarda “ev akarları” denilen yaratıkların da çok önemli bir rolü vardır. Evin iyi havalandırılması ve hijyen burada dikkat edilmesi gerekenler. Yine, özellikle yatak odalarının daima halısız, kilimsiz, koltuksuz olmalı ve yataklarda yün içermeyen sentetik şeylerden yapılmış olmalıdır. Evde kedi, köpek ve kuş beslenmemeli, evin nemi % 50‘nin altında bulunmalıdır.

          Hazır gıdaların uzun süre dayanması için geliştirilen bir çok katkı maddesinin hassas kişilerde yan etkileri olabilir. Bu sebeple astımlı ve alerjik insanlar mümkün olduğu kadar doğal şekilde hazırlanmış gıdalarla beslenmelidirler.

          Çocuklarda alerjinin ilk belirtisi özellikle geçmeyen burun akıntısıdır. Geçmeyen ve çok uzun süre devam eden öksürüklerde bir astım türüdür. Özellikle geceleri hırıltılı nefes alımı da astım belirtilerinden sayılıyor.

          Astım ve alerjik hastalıkların tamamen ortadan kaldırılması mümkün değildir. Yapılan tedavilerse hastalığın tekrarlamasını, belirtilerin şiddetini azaltmaya yönelik olmaktadır.

          Bilinçli yapılan spor da astım hastalığı için çok önemli ve çok yararlıdır. Özellikle yüzme astımlılar için ideal bir spor.

 

 

TÜRK GIDA KODEKSİ - BAL TEBLİĞİ    (TEBLİĞ NO: 2005/49)

KONTROL ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ

 

          17.12.2005 tarih ve 26026 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürülüğe giren Bal Tebliği’nin amacı ; balın, tekniğine uygun ve hijyenik şekilde hazırlanması, işlenmesi, depolanması, nakledilmesi ve pazarlanması aşamalarında taşıması gereken özelliklerini belirlemektir. Bu Tebliğ bal arısı, Apis mellifera, tarafından üretilen balı kapsar.

          Tanımlar  a) Bal: Bitki nektarlarının, bitkilerin canlı kısımlarının salgılarının veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin salgılarının bal arısı Apis mellifera tarafından toplandıktan sonra kendine özgü maddelerle birleştirerek değişikliğe uğrattığı, su içeriğini düşürdüğü ve petekte depolayarak olgunlaştırdığı doğal ürünü,

b) Kaynağına göre;

-Çiçek veya nektar balı: Bitki nektarından elde edilen balı,

-Salgı balı: Bitkilerin canlı kısımlarının salgılarından veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin -Hemiptera- salgılarından elde edilen balı,

c) Üretim ve/veya pazara sunuluş şekline göre;

-Petekli bal: Kuluçka amaçlı kullanılmamış olan saf balmumundan hazırlanmış temel peteklerin veya arılar tarafından yapılmış peteklerin gözlerinde depolanmış ve tamamı veya büyük bölümü sırlanmış olarak satışa sunulan balı,

-Süzme bal: Sırları alınan yavrusuz peteklerden santrifuj yolu ile elde edilen balı,

-Petekli süzme bal: Süzme bal içerisinde petekli bal parçaları ile hazırlanmış balı,

-Sızma bal: Süzme bal elde edilirken alınan sırlardan ve balı alınmış peteklerden sızdırılarak toplanan balı,

-Pres balı: Yavrusuz peteklerin doğrudan veya 45°C’ yi aşmamak üzere ısıtılarak preslenmesi ile elde edilen balı,

-Filtre edilmiş bal: Yabancı organik ve/veya inorganik maddelerin filtrasyon yolu ile uzaklaştırılması sırasında polen içeriği önemli ölçüde azalmış balı,

d) Fırıncılık balı: Kendine özgü doğal koku ve tada sahip olmayan veya fermantasyona başlamış veya fermente olmuş veya yüksek sıcaklıkta işlem görmüş, endüstriyel amaçlı kullanıma uygun veya diğer gıda maddelerinin üretiminde bileşen olarak kullanmaya uygun balı,

e) Çerçeve: Arıların doğrudan petek yaptığı veya içine temel peteklerin yerleştirildiği malzemeyi,   ifade eder.

          Balın Ürün özellikleri:

          Bal Kodeksi kapsamında piyasaya sunulan veya insan tüketimi amacıyla herhangi bir gıda maddesinde bileşen olarak kullanılan bala ait özellikler aşağıda verilmiştir.

a) Bala gıda katkı maddeleri de dahil olmak üzere dışarıdan hiçbir madde katılamaz. Bal doğal bileşiminde bulunmayan organik ve/veya inorganik maddelerden ari olmalıdır. Fırıncılık balı dışında bal; bala ait olmayan yabancı tat ve kokuda, fermantasyonu başlamış, asitliği yapay olarak değiştirilmiş veya içerdiği doğal enzimleri parçalayacak ya da önemli düzeyde inaktive edecek şekilde ısıtılmış olmamalıdır.

Filtre edilmiş bal ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla yabancı organik veya inorganik maddelerin ayrılması sırasında kaçınılmaz olan kayıplar dışında balda (n) polen veya diğer bala özgü bileşenler uzaklaştırılamaz.

b) Balda;

- İnsan sağlığını tehdit eden hiçbir patojen mikroorganizma, parazit ve/veya parazit yumurtası bulunamaz,

- Clostridium botulinum bulunamaz,

- Türk Gıda Kodeksi Şeker Tebliğinde yer alan şekerleri içeremez.

c) Balın tadı ve aroması, balın kaynağına ve üretildiği bitkinin türüne bağlı olarak değişmekle birlikte, bal kendine özgü koku ve tada sahip olmalıdır.

d) Balın rengi su beyazından koyu amber renge kadar değişebilir. Salgı balının rengi pfund skalaya göre en az 60 olmalıdır.

e) Temel petekte balmumunun doğal yapısında bulunmayan, parafin, serezin, iç yağı, reçine, oksalik asit gibi organik maddeler ile ağartıcı maddeler gibi inorganik maddeler bulunamaz.

f) Etiketinde orijin aldığı çiçek, bitki, bölge veya coğrafya belirtilen ballara filtre bal ilave edilemez.

g) Petekli ballarda, peteğin en az %80’i sırlanmış olması gerekmektedir.

h) Etiketinde botanik orijini belirtilen ballarda bu özellikleri polen analizi ile belirlenir.

ı) Ballara ait diğer özellikler  aşağıdaki tabloda yer almaktadır.             

          Ayrıca;  Bala hiç bir katkı maddesi katılamaz. Bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünlerde bulunabilecek pestisit kalıntı miktarları Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin Pestisit Kalıntıları bölümüne uygun olmalıdır. Bu kurallara ek olarak balda maksimum pestisit kalıntı limiti en fazla 0.01 mg/kg olmalıdır.

          Ambalajlama, etiketleme ve işaretleme : Bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünler Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin Ambalajlama ve Etiketleme-İşaretleme bölümünde yer alan genel kurallara uygun olarak ambalajlanmalı, etiketlenmeli ve işaretlenmelidir. Bu genel kurallara ek olan kurallar aşağıda verilmiştir:

a) Çerçeveli balda net miktara "çerçeve ağırlığı" dahil değildir. Çerçevelere arıcıların işletme tescil numaraları yazılmalıdır.

b) Etikette balın orijini; salgı balı veya çiçek balı olduğu, bal ifadesinin yanında aynı punto ile belirtilecektir.

c) Etikette balın hasat yılı; üretim tarihi olarak, balın ambalajlandığı tarih; dolum tarihi olarak ifade edilecektir.

d) Bu Tebliğ kapsamındaki ürünler 5 inci maddenin (b), (c) ve (d) bentlerinde tanımlanan şekilde satışa sunulur. Ancak filtre edilmiş bal, petekli bal, petekli süzme bal ve fırıncılık balı haricindeki diğer ballar sadece "bal" ifadesi ile satışa sunulabilir.

e) Filtre edilmiş ballar ve fırıncılık balları hariç olmak üzere, balın kaynağı belirli bir çiçek veya bitki ise ve bal bu bitki veya çiçeğe ait duyusal, fiziksel, kimyasal ve mikroskopik özellikleri belirgin şekilde taşıyorsa, ürün ismi "ayçiçeği balı, ıhlamur balı" gibi orijin aldığı çiçek veya bitkinin adı ile desteklenebilir.

f) Filtre edilmiş ballar ve fırıncılık balları hariç olmak üzere, bala üretildiği bölgenin florasına ait özelikleri belirgin şekilde taşıdığı sürece o bölgenin bölgesel, coğrafi veya topografik adı ürün ismi ile birlikte kullanılabilir.

g) Fırıncılık ballarının etiketinde "sadece pişirme amaçlı" ifadesi ürün ismine yakın ve kolayca görülebilir bir şekilde yer almalıdır.

h) Fırıncılık ballarının bileşen olarak kullanıldığı bileşik bir gıda maddesinde "bal" ifadesi "fırıncılık balı" yerine bileşik gıda maddesinin isminde kullanılabilir. Ancak, ürünün bileşenler listesinde "fırıncılık balı" olarak yer almalıdır.

ı) Filtre balların bu özelliği ve bu ballarda polen miktarının büyük ölçüde alındığı etikette belirtilecektir.

-Bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünleri üreten ve satan işyerleri; tescil ve izin, ithalat işlemleri, kontrol ve denetim sırasında bu Tebliğ hükümlerine uymak zorundadır. Bu hükümlere uymayan işyerleri hakkında 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yasal işlem yapılır.

          Bu Tebliğ ile; 22/10/2000 tarihli ve 24208 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan, "Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği" (Tebliğ No: 2000/39) yürürlükten kaldırılmıştır.

          Halen faaliyet gösteren ve bu Tebliğ kapsamındaki ürünleri üreten ve satan işyerleri bu Tebliğ’ in yayımı tarihinden itibaren 3 ay içinde bu Tebliğ hükümlerine uymak zorundadır.

 

*Pres balında suda çözünmeyen madde miktarı 0.5 g/100g’ı geçemez.

**Üretildiği bölge etiketinde belirtilmek koşulu ile tropikal iklim bölgeleri kaynaklı ballarda HMF miktarı en çok 80 mg/kg olmalıdır.

***Balmumunda naftalin miktarı 10 ppb’den fazla olamaz.

 

 

FINDIKTA KAHVERENGİ KOŞNİL VE MÜCADELESİ

Coşkun ÖZTÜRK

Tekniker

 

          -Fındık sürgünleri üzerinde 2-4 mm genişliğinde, 3-5 mm uzunluğunda kahverengi ve kırmızımsı kabarcıklar şeklinde görülürler. Yoğun bulaşmalarda sürgünün her tarafı bu zararlı ile kaplanmıştır.

          -Bu zararlı, fındık bitkisinin yaprak ve sürgünlerinde, bitkinin özsuyunu emerek beslenir. Bulaşma fazla olursa ; bitkinin özsuyunu emerek yaptığı zarardan başka salgıladığı ballı maddeler ile  karaballık  denilen dolaylı bir zarara da neden olurlar. Gerek emgi yapmak suretiyle, gerekse karaballık şeklindeki zarar nedeniyle sürgün ve dallar gelişemez ve yapraklar zamanından önce dökülür, sonunda fındık ocakları zayıf kalır, meyve verimi ve kalitesi düşer.

          MÜCADELESİ:

          Kültürel Mücadele: Bulaşmanın az ve sınırlı olması halinde zararlı ile bulaşmış sürgünler kesilip bahçeden uzaklaştırılmalı, en iyisi yakılmalıdır.

          İlaçlı Mücadele: Eğer bulaşma çok fazla ise bulaşma olan bahçelerde şu şekilde bir gözlem yapılarak ilaçlama yapılıp yapılmayacağına karar verilir: Bir bahçede koşnille bulaşık 10 ocakta inceleme yapılır. Her ocakta yaklaşık 30 sürgüne bakılır. Bakılan bu sürgünlerin her birinde ortalama 5 canlı koşnil varsa o bahçede ilaçlama yapılmalıdır. Zararlının çok yoğun olarak bulunmadığı bahçelerde ilaçlı mücadele yapmaya gerek yoktur.

          İlaçlama Zamanı:    İlaçlama yumurta açılmasının tamamlanmasına yakın haziran ayı sonlarına doğru yapılır.

          İlaçlamaya karar verilen bahçelerde ilaçlama şu şekilde yapılmalıdır. İlaçlamada sırt motoru (atomizör) kullanılacaksa 1 depo dolusu suya, dekara tavsiye edilen ilaç dozlarının beşte biri ilaç konulup normal büyüklükteki 10 ocağın ilaçlanması yapılır, ilaçlamada sırt körüğü (pülverizatör) kullanılacaksa 1 körük dolusu suya dekara tavsiye edilen ilaç dozlarının onda biri konulup normal büyüklükteki 5 ocak ilaçlanır. (Dekara 50 ocak hesabı ile)  Her iki aletle yapılan ilaçlamalarda bitkinin her tarafının özellikle sürgün ve yapraklarının ilaçlı su ile kaplanmasına özen gösterilmelidir.

İLAÇLI MÜCADELEDE KULLANILACAK İLAÇLAR:

Etkili Maddesi                                    Dekara (50 Ocak)dozu

Omethoate 500 gr/lt SL                       150 ml

Azinphos-methyl 25 WP                     150 ml

Carbaryl % 85 WP                             150 gr

 

 

METEORİSMUS=TİMPANİ

(Ön Midelerde Gaz Birikmesi)

Cihangir TOP

Veteriner Hekim

 

Ön midelerde aktivite artışı sonunda oluşan köpüklü gazın, gevişenlerde ön mideleri şişirmesi olayına meteorismus=timpani adı verilmektedir.

          Ön midelerde fizyolojik olarak oluşan gazın çeşitli nedenlerle dışarı atılamayarak midelerde toplanması, dolayısıyla karnın şişip gerginleşmesi ve sonuçta sindirim bozukluğuna neden olması şeklinde açıklanabilen meteorismus olayları, eğer kısa sürede sağaltılmazsa sonuçta asfeksiden hayvanın ölmesine yol açacak kadar tehlikeli olmaktadır.

          Rumenden gaz çıkışının engellenmesi; ya gazın özelliğine ya da geviş getirmenin engellenmiş olmasına veya tamamen durmasına bağlıdır. Gazın özelliğine bağlı (köpüklü oluşu) timpanilere primer timpaniler geviş getirmenin engellenmesine veya tamamen durmasına bağlı olanlara da sekonder timpaniler adı verilmektedir. Gaz birikmesinin diğer bir nedeni de ön mideleri uyaran N. vagusun kollarında meydana gelen fonksiyon bozukluklarıdır. Sinir kollarındaki fonksiyon bozukluğu sonucu ön midelerde gaz ve sıvı toplanmakta ve bu birikime bağlı olarak, karın bölgesi belirgin bir şekilde şişip gerginleşmektedir. Bu olaya da vagus indigestionu=hoflund syndromu denilmektedir.

          SEMPTOMLAR (Belirtiler): Sığırlarda timpaninin ilk belirtisi sol açlık çukurluğunun aşırı şekilde şişmesi ve karın bölgesinin gerginleşmesidir. Bu şişkinlik yem yenildikten en geç 4 saat içerisinde gelişir, sırt çizgisinin üzerine çıkar ve sağ açlık çukurunun şişip gerginleşmesine neden olur. Timpanik hayvan yem yemez, geviş almaz, huzursuzdur, sancı ve inleme gösterir. İlerlemiş durumlarda ağızdan solunum dikkati çeker. Nabız zayıflamış ve frekansı artmıştır. Solunum güçlüğü asfeksi şekline dönüşebilir ve mukozalarda siyanoz (mavimtrak renk) oluşur. Karın içi basıncın artmasıyla ölüm, asfeksi sonu meydana gelir.

          SAĞALTIM: Sekonder timpanilerde hastalığın sebebi ortadan kaldırılınca hayvan kısa sürede düzelmiş olur. Asıl zor olan, primer timpanilerin sağaltımıdır. Şiddetli olaylarda, gazın alınması sağaltımın ilk şartıdır. İlk olarak hayvan ön ayakları yükseğe gelecek şekilde meyilli bir yere alınır, rumene soğuk suyla masajlar yapılır, hayvana ağızdan 1-2 litremineral (parafin likit) veya bitkisel yağ içirilir. Gazın köpükle karışık olduğu durumlarda dışarı çıkması olanaksızdır, o zaman gazı köpükten ayıracak preparatlar içirilir. Bu amaçla metil silikon preparatları (mete) asetil butilat (blotrol; 50-100 ml, 500-1000 ml suyla karıştırılıp) ve ess. de terebentin (40-50 ml 1-2 litre suyla) içirilir. Daha sonra gas sondası uygulanır. Köpükten ayrılıp serbest kalan gazın kendiliğinden çıkmaya başlamasından sonra, hayvana tuzlu sürgütler, sürsil, itsizin gibi antrakinon bileşiklerin verilmesi yararlıdır.

          KORUNMA: Hayvanlara kolay fermente olan gıdaları, taze yonca ve diğer baklagilleri vermekten kaçınmalıdır. Yeşil olarak verilecek yemler biçildikten ve bir gün bekletildikten sonra yedirilmelidir. Meraya çıkarılmadan önce hayvanlara, bir miktar kuru ot veya yem yedirilmesi alışkanlık haline getirilmelidir.

 

 

MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ

Esra ALPÖZEN

Gıda Mühendisi

 

          Toplam Kalite Yönetimi Müşteri odaklı bir yönetim sistemidir. Müşteri memnuniyeti; müşteri beklentileri ile sunulan hizmeti algılaması arasındaki uygunluk şeklinde tanımlanmaktadır. Müşteri memnuniyeti en genel anlamda, bulduklarımız ve beklentilerimiz arasındaki farkın sıfır yada artı olmasıdır.

          Müşteri memnuniyetinin sağlanmasında, sunulan hizmetin aşağıdaki ilkelere uygun olması gerekmektedir.

*Hizmetin ayrım gözetmeden sunulması

*Zamanında sunulması

*Yeterli ve etkin olması

*Doğru ve hassas olması

*Amaca uygun olması

*Müşteri katılımını içermesi

*Müşteri ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılaması

          Proses tabanlı kalite yönetim sistemi modelinde müşteri şartlarının prosesler ile müşteriye sunulan hizmete dönüşmesinde, müşteri ihtiyaç ve beklentilerinin tam olarak karşılanabilmesi büyük önem taşımaktadır. İhtiyaç, gerekli olan, istenilen yada faydalı olan bir özelliğin bulunmamasıdır. Müşteri ihtiyacının karşılanması müşteri ve kuruluş için olamazsa olmaz bir şarttır. Beklenti ise, gelecekteki durumu sezinleme ve önceden fark edebilme, özellikle de bilinen bir ihtiyacın karşılanmasından sonra elde edilebilecek faydaların türetilebilmesidir.  

          Müşteri şartlarının yerine getirilmesi yani müşteri memnuniyeti; mektupla anket, telefonla görüşme, yüz yüze görüşme ve internette anket gibi farklı yöntemlerle ölçülmektedir. Kurumumuzda 26/10/2005 tarihinden itibaren uygulamasına başlamış olduğumuz Toplam Kalite Yönetimi ve TS EN ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemimiz kapsamında Hizmet binalarımızın girişlerinde bulunan ve her ay sonunda açtığımız Müşteri, Görüş, Öneri ve Anket kutularımızın çıkan formların proses bazında dağılımı ve her ay ait Müşteri Memnuniyeti yüzdeleri aşağıdaki çizelgeye çıkarılmıştır.  

          Kasım ayından itibaren İl Müdürlüğümüzün 5 aylık müşteri memnuniyeti oranları sırası ile % 89,56; % 84,44; % 86,92; % 92,97; % 95,79 olarak saptanmıştır. Kurumuzda yapmış olduğumuz anketlerin sonuçlarının güvenilirliğinin artması yani bütünü daha iyi temsil edebilmesi, müşterilerimizin anketlere katılımının artması ile sağlanacaktır. Ordu İl Tarım Müdürlüğü olarak bizim için önemli olan, bugün ne kadar iyi hizmet verdiğimiz değil, yarın bugünden daha iyi hizmet verebilmemizdir.

 

 

AŞI ÇEŞİTLERİ

M.Hayati ÇANDIR

Ziraat Mühendisi

 

          Bir meyve tür ve çeşidinden alınan göz ya da kalemin anaç üzerine yerleştirilmesine aşı, yapılan işlemede aşılama denir. Aşılama sonucu oluşacak bitkide göz ya da kalem ağacın tacı, anaç ise kök kısmını oluşturur.

          Bahçe yetiştiriciliğinde aşılar yapıldığı zamana göre, aşılanacak parçanın özelliğine göre ve amaca göre üç ayrı kısımda incelenir.

          Aşılama İşlemi;

1- Zamanlama açısından;

- Sürgün (Şubat ayında veya Mayıs ayı ortasından Temmuz başlarına kadar olan süre içerisinde yapılır.)

- Durgun (Temmuz ayının yarısından, kış dinlenme dönemine kadar olan süre içerisinde yapılır.)

2- Aşılanacak parçanın özelliğine göre;

- Göz (Fidan yetiştirme amacıyla )

- Kalem (Şubat ayında veya Mayıs yarısından itibaren yapılır, Temmuz ayının başına kadar sürer.)

3- Amacına göre aşılar;

- Onarma

- Çeşit değiştirme

Sürgün göz aşısı: Kış dinlenme dönemi sonu ile ilkbahar gelişme dönemi içerisinde yapılır. Yaza gelişmiş yeni sürgünler oluşur. Fidan haline gelir.

Sürgün kalem aşısı: Şubat ayında veya Mayıs ayının yarısından itibaren başlanabilir ve Temmuz ayının başına kadar devam edilebilir. Yapılan aşılar dönem içerisinde sürerek yeni bitki oluştururlar.

Durgun göz aşısı: Yaz gelişme dönemi içerisinde yapılan ilkbahar döneminde süren aşı şeklidir. Temmuz ayının ikinci haftasından kış dinlenme dönemine kadar olan sürede yapılabilse de  sıcaklığı düşük olan yerlerde zaman daraltılmalıdır.

Göz aşıları: Fidan yetiştiriciliğinde en çok kullanılan aşı şeklidir. Aşı tutmadığı takdirde aynı dönem tekrarlanabilir. Aşının tutma oranı (% 80-95) yüksektir. Göz aşısı anacın fazla kalınlaşmasına gerek kalmadan kurşun kalem kalınlığında olması yeterlidir. Macun kullanılmaz, aşılamada gözler hakim rüzgar yönünde olmalıdır. Aşılama sonrası yüksek nem (% 70-80) ve 26 oC’ye (13-32 oC) yakın sıcaklık tutma oranını artırır. Anaçta yana açmadan önce gözün çıkartılması ve ağıza alınması gibi hareketlerden kaçınılmalıdır.

Kalem Aşıları: Üç dört göz içeren bir veya iki yıllık dal parçasının (kalem) anaç üzerine yerleştirilmesine kalem aşısı denir. Fidan yetiştirme, çeşit değiştirme ve onarma amacıyla yapılır. Yarma, kakma, kabukaltı (çoban) aşıları fidan yetiştirme ile çeşit değiştirme için köprü ve kemer aşıları ise yaralı gövdelerin onarılmasında kullanılır.

Yarma aşı: 2.5 cm ve daha büyük çaplı anaçlara uygulanır. Ilıman bölgelerde kış dinlenme döneminin her anında yapılabilir. En uygun zaman ise ilkbahar gelişme dönemi başlamadan önceki zamandır.

Kabuk altı (çoban) aşısı: İlkbahar gelişme döneminin başlaması ile yaz gelişme döneminin sonuna kadar yapılabilir. Bu aşının özelliği; dış kabukla odun arasına aşı kaleminin yerleştirilmesidir. Kalem tek taraflı 4 cm kadar yontulur. Anacın kabuğu ise aşağı doğru çizilerek kesilir. Kalem, anacın odunu ile kabuğu arasına iyice yerleştirilir. Daha sonra aşı yeri macunlanır ve bağlanır.

Dilcikli kalem aşısı: Aşı yapılacak anaç ile kalemin çapları aynı olmalıdır. Asma yetiştiriciliğinde yaygın uygulanır. Önce kalem ve anaç dik açıyla kesilir. Öz kısımların tam üst kısmından 1,5 cm uzunluğunda dilcik oluşturulur. Kalem ve anaçların kambiyumları karşılıklı gelecek şekilde yerleştirilir. Aşı macunu sürüldükten sonra, aşı bağıyla sıkıca bağlanır.

Kakma aşı: Çeşit değiştirme veya onarma aşı şeklidir. Anaç 15 cm yükseklikten düzgün şekilde kesilir. Kalın anaçlara yapılabilen aşı tipinde 4 cm V şeklinde oyuk açılır. Kalemde aynı büyüklükte V şeklinde yontulur. Kalemin dış kabuğu, anacın kabuğuna denk gelecek şekilde yerleştirilmelidir. Yara yerlerine macun sürülerek bağlanmalıdır.

 

TARIM DANIŞMANLARIMIZA YÖNELİK HİZMETİÇİ EĞİTİM DÜZENLENDİ

 

          Bakanlığımızın 2004 yılında uygulamaya koyduğu ve bu sene son yılı içerisinde bulunan KÖYMER projesi kapsamında ilimizde görevli bulunan 21 adet Tarım Danışmanına 6-7 Mart 2006 tarihleri arasında hizmetiçi eğitim düzenlendi.           2006 yılı hizmetiçi eğitim programının ilk aşaması olan 2 günlük bu eğitim süresince Tarım Danışmanlarına fındık hastalık ve zararlıları ile mücadelede etkili yöntemler ve güncel teknikler, fındık ve kivide dondan korunma yolları, kooperatif kuruluşu ve kredi kullanımı ile hayvan hastalıkları konularında güncel ve önemli bilgiler verildi. Eğitimlere plan dahilinde 2006 yılı içerisinde devam edilecektir.

 

 

ADAY MEMURLARIMIZA TEMEL VE HAZIRLAYICI EĞİTİM DÜZENLENDİ

 

          Bakanlığımızın, Müdürlüğümüzde görevlendirdiği 2 Veteriner Hekim, 3 Su Ürünleri Mühendisi, 1 Gıda Mühendisi, 1 Ziraat Mühendisi ve 1 Teknisyen olmak üzere toplam 8 aday memura temel ve hazırlayıcı olmak üzere eğitimler verildi.

          20.02.2006 tarihinde başlayan eğitimler 07.04.2006 tarihinde sona erdi. Eğitimler sonunda aday memurlara düzenlenen sınavda tüm adaylar başarılı olmuştur.

 

 

İLKÖĞRETİM OKULLARINA YÖNELİK EĞİTİMLER TAMAMLANDI

 

          İl Müdürlüğümüz Eğitim Programları kapsamında, Milli Eğitim Müdürlüğü ile ortaklaşa planlanan program dahilinde ilköğretim okullarına yönelik "Hayvanlardan insanlara geçmesi muhtemel hastalıklar-Gıda güvenliği-Beslenme" konularında eğitimler düzenlenmiştir.

          Plan dahilinde 23 Şubat-30 Mart 2006 tarihleri arasında gerçekleştirilen ve 25 ilköğretim okulunda düzenlenen bu eğitimlerde toplam 2.497 öğrenci bilgilendirilmiş ve öğrencilere 2.803 adet konu ile ilgili bilgilendirici yazılı materyal (liflet vs.) dağıtımı yapılmıştır.

 

 

ÇAYBAŞI/İLKÜVEZ’DE YENİ MEZBAHA TESİSİ AÇILDI

 

          Çaybaşı İlçemize bağlı İlküvez kasabasında 3. sınıf mezbaha açılışı yapıldı. İlçe ve Belde halkının sağlıklı ve hijyenik  şartlarda, Veteriner kontrolünde kırmızı et ve et ürünleri tesisin açılması ile günlük 5 büyük baş hayvan kesimlik kapasiteye sahip olan mezbaha, beldeye örnek sayılabilecek modern mezbahaya kavuşmuş oldu.

          Mezbahada  haftada en az 15 büyük baş hayvan  kesimin yapılabileceği, gıda yönünden de yöre halkına güvenilir tesis kazandırmak için,  İlçe Müdürlüğü olarak Belediyenin katkılarıyla en iyi hizmet sunulmuş oldu.

 

 

AYBASTI İLÇEMİZDE PATATESTE KARANTİNA

TEDBİRLERİYLE İLGİLİ TOPLANTI YAPILDI

 

          Patates Siğili Hastalığı nedeniyle, Bakanlığımızca iç karantina tedbirleri kapsamında yemeklik ve tohumluk patates ekiminin tamamen yasaklandığı Aybastı İlçemizde patates siğili hastalığı ve karantina tedbirleri ile ilgili olarak; 10.03.2006 tarihinde, köy ve mahalle muhtarlarının katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Bitki Koruma Şube Müdürü Engin KONTAŞ ve Tekniker Tuğrul GÜNGÖR tarafından hastalık ve karantina uygulamaları hakkında bilgiler verildi.

Toplantıda; hastalığın kontrol altında tutulması ve temiz bölgelere yayılma riskinin önlenmesi açısından, Aybastı İlçesindeki üreticilerimizin karantina tedbirleri kapsamında uygulanan ekim yasağına mutlaka uymaları gerektiği belirtildi.

          İlimiz Aybastı İlçesinde 2005 yılında uygulanan, patates siğili görülen alanlarda alternatif ürün desteği, 2006 yılında da devam edecek olup, toplantıda üreticilerin bu destekten yararlanmaları için müracaatlarını Nisan-Mayıs aylarında mutlaka yapmaları gerektiği bildirildi.

          2005 yılında Aybastı İlçemizde  “Sertifikalı Tohumluk ve Fidan Desteği ile Patates Siğili Hastalığı Görülen Alanlarda Alternatif Ürün Desteği” hakkındaki 2005/20 ve 2005/37 no’lu tebliğler kapsamında 1.905 üreticimize,  9.495 dekar alanda toplam : 584.256 YTL. ödeme yapılmış, böylece üreticilerin alternatif ürünlere geçişi sağlanarak mağduriyetleri giderildiği gibi, hastalığın diğer bölgelere yayılma riski de önlenmiştir.

 

 

AKKUŞ’DA KOOPERATİF ÜYELERİ EĞİTİLDİ

 

          İl Müdürlüğümüz ve Akkuş İlçe Müdürlüğümüzün ortaklaşa çalışmaları sonucunda Tarım Danışmanı bulunan Akpınar Beldesi’nde düzenlenen eğitime çok sayıda Tarımsal Kalkınma Kooperatifi üyesi katıldı.

          Yapılan eğitimde; Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi’nden Süt Sığırcılığı Projesi uygulamak isteyen kooperatif üyelerine, proje uygulama esasları, borçlanma sistemi, kredi geri ödemeleri, uygulanacak projenin karlılığı ile çiftçi ve belde ekonomisine sağlayacağı yararlar anlatıldı.

 

 

ÇEY ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ’NE KEMAL YILMAZ ATANDI

 

          Çiftçi Eğitim ve Şube Müdürü olarak göreve başlayan Kemal YILMAZ, 1975 yılında Malatya ili Akçadağ ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Akçadağ’da, lise öğrenimini ise Malatya Ziraat Meslek Lisesi’nde tamamladı. 1995 yılında ise Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde öğrenime başlayıp, 1999 yılında buradan mezun oldu. 2000 yılında yine Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen Bilimleri Tarla bitkileri Anabilim dalında Yüksek Lisans Eğitimine başlayıp, 2003 yılında mezun olarak Ziraat Yüksek Mühendisi ünvanını aldı. 6 yıl Kabadüz ilçemizde İlçe Müdürü olarak görev yaptı. 

          Evli ve bir kız çocuk babası olan yeni Çiftçi Eğitim Şube Müdürümüz ve Yazı İşleri Müdürümüze, “Ordu’da Tarım” olarak hoşgeldiniz diyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.

 

 

ORDU MESLEK YÜKSEK OKULU MÜDÜRÜ PROF.DR. TURAN KARADENİZ OLDU

 

          1964 yılında Giresun’un Tirebolu ilçesinde doğdu. İlkokulu Tirebolu’da, orta ve lise öğrenimini Trabzon’da tamamladı. 1984 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nden mezun oldu. 1989 yılında Ziraat Yüksek Mühendisi, 1993 yılında da Ziraat Doktoru ünvanlarını aldı. 1993’de Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’ne Yardımcı Doçent Doktor olarak atandı. 1996 yılında KTÜ Ordu Ziraat Fakültesi’ne naklen atanan araştırıcı, 1997’de Doçent, 2004’de Profesör oldu. 2004-2006 yılları arasında KTÜ Ordu Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcılığı ve Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanlığı görevlerinde bulunan ve Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yönetim Kurulu Üyesi olan araştırıcı, 21.02.2006 tarihinde Ordu Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğü’ne vekaleten atandı.

          Araştırıcı, İngilizce bilmekte, evli ve iki çocuk babasıdır.

          “Ordu’da Tarım” olarak Müdürümüze yeni görevinde başarılar dileriz.

 

 

ÇAYBAŞI’NDA ANA ARI ÜRETİM ÇALIŞMASI BAŞLADI

 

          Çaybaşı ilçesi Ana Arı üretim konusunda atılım yaptı.  İlçe sakinlerinden Neslihan KURT, ana arı üretim için kolları sıvadı.

          Neslihan KURT, 1999-2001 yılı Kafkas Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Arıcılık Program bölümünü bitirdikten sonra 2002-2004 yıllarında Tema Vakfı tarafından yürütülen yurdun çeşitli bölgelerinde ana arı ıslah çalışmalarında bulunmuş, suni tohumlama yoluyla ana arı üretimi çalışmalarına katılmıştır.

          Çeşitli kurum ve kuruluşlara arıcılık konusunda danışmanlık hizmetlerini yürüten Neslihan KURT, Çaybaşı ilçesi yanı sıra Ünye ilçesindeki arıcılarla da ana arı üretimi ile organik bal konusunda da çalışmalarda bulunacaktır. Ayrıca, SRAP kapsamında hazırlamış olduğu Ana Arı Üretim Projesi’ni Çaybaşı Kaymakamlığı’na sunmuştur. Konuyla ilgili olarak görüşlerini belirten Çaybaşı İlçe Tarım Müdürü Musa SAĞLAM, “İlimiz ekonomisinde ve tanıtımında önemli yer tutan, ülkemizle ve ilimizle özdeşleşen arıcılığı, ilçemizde geliştirmenin ve yaygınlaştırmanın Müdürlüğümüzün en temel görevlerinden olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla ilçemiz ve bölge arıcılığında ses getirecek bu girişimi ve projeyi gönülden destekliyorum” dedi.

          Ünye ilçesindeki şubesinin açılışına, Çaybaşı İlçe Tarım Müdürü Musa SAĞLAM ile Müdürlük personeli, Çaybaşı Kaymakamlığı Vakıf görevlileri, Ünye Ziraat Odası Başkanı İsmail ŞİRİN, ilçedeki sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra çevredeki arı üreticileri ile çok sayıda vatandaş katılmıştır.   

 

 

ÇAMAŞ KARAGÜL ALABALIK

ÇİFTLİĞİ FAALİYETE GEÇTİ

 

          Çamaş İlçemize 5 km uzakta Akköy Mahallesinde Çatalpınar İlçesi Acısu mevkiinde ki Karagül Alabalık Çiftliği verdiği aradan sonra yenilediği çevre düzenlemesiyle tekrar faaliyete geçti.

          10 havuzu ve yıllık 10 ton kapasitesiyle üretim yapabilen havuzda 15 bin adet yetişmiş alabalık (150-300 gr) 15 bin adette yavru balık (50 gr) mevcuttur.

 

 

SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ DESTEKLEMELERİ

 

          Bakanlığımızca yürütülmekte olan Hayvancılık Desteklemeleri, Bakanlar Kurulu Kararına göre; 17.01.2006 tarih ve 26052 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 2006/9922 sayılı “Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar”a göre; 2006 yılı Su Ürünleri Yetiştiricilik Destekleme ödemeleri 1 Ocak 2006 tarihinden geçerli olmak üzere yeniden düzenlenmiştir.

          Bu kapsamda; su ürünleri desteğinden, desteklemeye konu ürününü (Balık) satan yetiştiriciler, desteklemeye konu yavru balığı kendi işletmelerinde üreten ve kendi işletmelerinde büyütmeye devam eden yetiştiriciler ile yavru balığı satın alan yetiştiriciler, gerekli olan bilgi ve belgeleri İl/İlçe Müdürlüklerine ibraz etmek suretiyle desteklemeden faydalanmaktadırlar. Yapılacak destekleme başvuruları 2006/9 no’lu tebliğin 22. ve 23’ncü maddelerinde bildirilen esaslar dahilinde yürütülecektir.

          Buna göre; denizlerde ve iç sularda su ürünleri yetiştiricilerine, 2006 yılı için Çipura ve Levrek için 85 Ykr./Kg., Alabalık, 65 Ykr./Kg., yeni türler için (Kalkan balığı, Mersin balığı, Yılan balığı, Kerevit, Karides, Fangri, Mercan, Sinagrit, Lahoz, Sivri Burun Karagöz, minekop, Eşkine, Sargoz, Kefal, Mırmır, Sarıağız, Yayın, Karabalık, Deniz Alabalığı, Kabuklu, Çift Kabuklu ve Yumuşakçalar) 1 YTL./Kg., Midye 10 Ykr/Kg., aynı türlerde  yavru balıklar için, 5 Ykr./Adet olarak düzenlenmiştir. Ayrıca örgütlü olan üreticiler, üretimlerinin (yavru balık hariç) 10 tona kadar olan kısmı (10 ton dahil) için % 10, 10-40 ton arasında kalan kısmı (40 ton dahil) için ise % 3 ilave desteklemeden faydalanmaktadırlar.

          Bu nedenle; ürününü satan yetiştiriciler ile yavru balık satın alan yetiştiriciler, desteklemeden faydalanmak için, fatura veya müstahsil makbuzlarını kesim tarihinden itibaren 1 yıl içinde İl/İlçe Müdürlüklerine, Su Ürünleri Yetiştiricilik Belgesi ve ÇKS Su Ürünleri Belgesi ile birlikte müracaat etmek zorundadırlar. Ancak Aralık ayına ait müstahsil makbuzları ve faturalar için son müracaat tarihi bir sonraki yılın Ocak ayının son günüdür. Gerekli bilgi ve belgeleri hazırlamayan veya eksik belge ibraz eden üreticilerimiz su ürünleri desteğinden faydalanamazlar.

 

 

 “ORDU’DA TARIM” MUTFAĞINDAN

-PALLOBLE-

 

Malzemeler: 1,5 kilo pancar, 1 kahve kaşığı kinzi, 1 baş sarımsak, 1 kilo fasulye, 200 gr. mısır unu, ceviz, tuz, biber

Yapılışı: Pancarlar temizlenip yıkanır ve burkarak parçalanır. Ayrı bir kapta su kaynatılır. Pancarlar kaynayan suyun içine atılır. Yarı pişince suyu değiştirilir. Tekrar kaynar su ilave edilir. Daha sonra haşlanmış fasulye pancarların üzerine katılır. Diğer malzemeler (ceviz, kinzi, sarımsak, tuz, biber) havanda dövülerek tekrar pancara katılır. Piştikten sonra yemek atesten indirilir. İçine mısır unu katılarak dövme tahtası (veya el blendırı) ile iyice dövülür. Tekrar ateşe konup bir süre daha kaynatılır.

 

 

-MISIR UNU HELVASI-

 

Malzemeler: 2 su bardağı fırınlanmış mısır unu, 125 gr tereyağı, 1 su bardağı çekilmiş fındık

Şerbet için: 2 su bardağı toz şeker, 2 su bardağı su

Hazırlanışı: Şerbet için; şeker ve suyu kaynatıp soğumaya bırakın.

          Mısır ununu tavaya alıp orta ateşte tahta kaşıkla sürekli karıştırarak birkaç dakika kavurun. Tereyağını eritip mısır ununa ekleyin ve sürekli karıştırarak 10 dakika kavurun. 2 kaşık fındığı üzerine kullanmak için ayırıp kalanını helvaya ekleyip karıştırın. Soğuk şerbeti azar azar ekleyip tahta kaşıkla karıştırarak yedirin.

          Helvayı yuvarlak bir kalıba alın. Servis tabağına ters çevirerek çıkarın. Üzerine çekilmiş fındık serpin. Çevresini fındıklarla süsleyip ılık olarak servis yapın.

 

 

BİTKİLER ve SAĞLIĞIMIZ

-N A R-

 

          Nargiller familyasından; Akdeniz bölgesinden Japonya'ya kadar yabani olarak yetişen canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli bir ağaççıktır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtraktır. Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı, tohumlarının etli ve bol usareli kısmıdır. Nar kabuğundan yapılan ilaçlar tenya düşürmek için kullanılır.

          Nar, şifalı bitkiler literatüründe yer alır. Genellikle besleyici ve tedavi edici ilaç ve panzehir olarak ağız yoluyla çeşitli karışımlarla birlikte yenilir ve içilir, haricen de merhem olarak kullanır. Onun sadece meyvesi değil, çiçeği, çekirdekleri, suyu ve kabukları da çeşitli karışımlar halinde tıbbi olarak kullanılır. Narın vücudu ve kalbi kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme, burun poliplerine faydalı olma gibi yararları bulunmaktadır. Ancak içerdiği bazı kimyevi maddeler yüzünden mide ve bağırsak hastalığı olanların, küçük çocukların ve hamilelerin fazla kullanmamaları tavsiye edilir.

          Tatlı nar midede çabuk çözüldüğü için hazmı kolaydır. Ancak zaman zaman midede şişkinlik ve gaz meydana getirdiği için ateşli hastalığı olanlara iyi gelmeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca tatlı nar mideyi kuvvetlendirir, boğaza ve akciğerlere faydalıdır, öksürüğe iyi gelir. Ekşi nar ise mide yanmalarına karşı faydalıdır, diğer narlardan daha fazla idrar söktürür, ishali ve kusmayı keser, karaciğer hararetini söndürür, kabızlığı giderir, kalp ve mide ağzındaki ağrılara iyi gelir.

          Suyu zarıyla birlikte çıkarılıp bal ile merhem kıvamına gelinceye kadar pişirilip diş etlerine sürüldüğünde diş eti tahrişine iyi gelir. Dolama/tırnak

iltihabı ve cerahatli yaraların tedavisinde nar çekirdeğinin balla birlikte karıştırılarak merhem halinde tatbik edilmesi tavsiye edilir. Nar çiçeği de yaralar için kullanılır.

          Yapılan son araştırmaların, nar suyunun damar tıkanıklığını önleyici özelliğini ortaya çıkardığını belirtti.

          Nar suyunu tablet haline getirme çalışmalarının gündemde olduğunu vurgulayan uzmanlar, "Hayvan deneylerinde, nar suyuyla beslenme sonrasında damar plakları ve tıkanıklıkları yüzde 44 geriledi. İnsanlar üzerinde yapılan bir araştırma ise 2 hafta boyunca günde 50 ml nar suyunun, tansiyonu artıran enzimi yüzde 36 düşürdüğünü gösterdi. Bu sayede tansiyon yüzde 5 düşürüldü." diyorlar.

          1 bardak nar suyu 10 bardak yeşil çay yerine geçiyor.

          Narda, kansere karşı koruyucu antioksidanlar bulunuyor. Nar suyundaki antioksidan miktarı, kırmızı şarap, yeşil çay, kızılcık ve portakal suyuna göre 3 kat daha fazla.

          1 bardak nar suyu, 2 kadeh kırmızı şarap, 10 bardak yeşil çay ve 4 bardak kızılcık suyu ile aynı seviyede antioksidan madde içeriyor. Narda ayrıca C vitamini, demir ve potasyum var.

 

 

EN GÜZEL ÇİÇEK

 

          Bir gün yaşlı bir kadın kitap okumak için parka gitmiş, kendi gibi yaşlı bir söğüt ağacının uzun, dağınık dallarının yanındaki boş banka oturmuştu. Hayatından bezmiş bir halde, dünyanın alay edercesine, üst üste silleler vurmasına içerlemiş, homurdanıyordu.

          Tüm bunlar gününü mahvetmeye yetmezmiş gibi, oyun oynamaktan bitap düşmüş küçük bir çocuk nefes nefese çıkageldi. Yaşlı kadının yanıbaşında, kafası aşağı eğik bir şekilde durdu ve büyük bir heyecanla kadına "Bak ne buldum!" diyerek elindekileri gösterdi.

          Elinde bir çiçek vardı ve çiçek acınacak durumdaydı. Çiçeğin bütün yaprakları yırtılmıştı. Görünüşe göre çiçek ya yeterli yağmur görmemiş ya da pek ışık alamamıştı. Yaşlı kadın çocuğun ölü çiçeği alıp gitmesi için sahte bir gülücük attı ve kafasını başka yöne çevirdi. Ancak, çocuk dönüp gideceğine yanına oturdu. Çiçeği burnunun üstüne getirerek, şaşırmış bir şekilde "Bu kesinlikle çok hoş kokuyor ve ayrıca da çok güzel. İşte bu yüzden onu kopardım; al, bu senin için." diyerek çiçeği kadına doğru uzattı.

          Getirdiği bu çiçek yabani bir ottan başka bir şey değildi, renkli göze hoş gelen bir şey de değildi ama kadın biliyordu ki onu almazsa çocuk gitmeyecekti.

          Yaşlı kadın da çiçeğe doğru uzandı ve "Bu tam ihtiyacım olan şeydi." diyerek cevap verdi.

          Ama çocuk kadının avcunun içine koyacağı yerde, öylece havaya doğru tutuyordu çiçeği. İşte o zaman, yaşlı kadın çocuğun gözlerinin görmediğini anladı; çocuk kördü.

          En güzel çiçeği seçtiği için ona teşekkür ederken yaşlı kadının sesi titriyor, gözlerinden yaşlar boşalıyordu. "Bir şey değil" dedi gülümseyerek ve sonra koşarak oyununa geri döndü, yaşlı kadında bıraktığı etkiden habersizce.

          Yaşlı kadın, orada otura kaldı ve bu küçük çocuğun yaşlı söğüt ağacının yanında oturan ve kendi kendine acıyan bu yaşlı kadını nasıl gördüğünü merakla düşünmeye başladı. Onun sıkıntılı olduğunu nasıl bilmişti? Çiçeği neden ona getirmişti? Bir ihtimal, kalp gözü ona doğruyu göstermişti.

          Yaşlı kadın sonunda kör bir çocuğun gözlerinden, problemin dünya ile ilgili olmadığını anlamıştı: problem ondaydı. Oysa ki; gerçek kör kadındı ve tüm zamanını bir kör olarak geçirmişti. Yaşlı kadın işte o gün etrafındaki güzellikleri görmeye ve kendinin olan her anın tadına varmaya ahdetti. Ve sonra solmuş çiçeği burnuna yaklaştırarak o güzel kokuyu koklamaya başladı. O sırada küçük çocuk elinde başka bir otla, parkta oturan başka bir yaşlı adamın hayatını değiştirmeye gidiyordu.

 

 

DUYMASIN

 

          Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanları bir bakmış Cemal’in elinde bir mektup, okuyor.

- N'apıyorsunuz, demiş.

          Temel:

-Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo pağa.

-Peki Cemal'in kulaklarındaki pamuk ne?

          Temel:

- Mektubu tuymasin diye....

 

 

YER YOK

 

          Otelci Temel'in kapısını bir gece bir İspanyol asilzedesi çalmış.

-Odanız var mı?

-Kimsunuz?

-Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo.

-Haa, pu katar uşağu alacak yerum yok!

 

 

DÜNYA GÜZELİ

 

          Profesör, öğrencileri ile birlikte Karadenizli hastanın yatağının başına gitmiş... Onlara yeni bir hastalığın belirtilerini öğretecek. Yatakta bitkin, kendinden yarı geçmiş vaziyetteki hastayı göstererek konuşmaya başlamış: ”Bakın yüz rengi sarıya yakın” “Gözler içeriye doğru çökmüş, o yüzden burun daha sivri görünüyor” “En fazla değişik kas yüzümüzdedir. Bakın kaslar tepki vermediğinden ifade anlamsız. Çene aşağıya sarkmış duruyor.” Hasta da öğrenciler gibi dikkat kesilmiş dinliyor. Profesör bu bir “batın sendromu” belirtisidir diyecek, yerinden zorlukla dikilmeye çalışan hasta fırsat vermemiş. Zor bela mırıldanmış: “Sen sanki dünya cüzelisun”

 

 

BİZDEN HABERLER

 

          GÜLE GÜLE İl Müdürlüğümüzde Çiftçi Eğitim ve Yayım Şube Müdürü olarak görev yapan Şenel ÖZTÜRK, 20.03.2006 tarihinde emekliye ayrılmıştır.

          Müdürümüze bundan sonraki yaşamında sağlık ve mutluluklar diliyoruz.

 

          GÜLE GÜLE  İl Müdürlüğümüzde Döner Sermaye Saymanı olarak görev yapan Osman GÖNÜL, 23.02.2006 tarihinde emekliye ayrılmıştır.

          Kendisine bundan sonraki yaşamında sağlık ve mutluluklar diliyoruz.

         

GÜLE GÜLE  İl Müdürlüğümüzde işçi olarak görev yapan Osman MAĞDEN, 14.03.2006 tarihinde emekliye ayrılmıştır.

          Arkadaşımıza bundan sonraki yaşamında sağlık ve mutluluklar diliyoruz.

 

          GÜLE GÜLE   Çamaş İlçe Müdürlüğümüzde memur olarak görev yapan Adil VERGİLİ, 27.02.2006 tarihinde emekliye ayrılmıştır.

          Kendisine bundan sonraki yaşamında sağlık ve mutluluklar diliyoruz.

 

          GÜLE GÜLE  İl Müdürlüğümüzde Gıda Mühendisi olarak çalışan Sevilay KIRIŞ, Ankara İl Kont. Labo. Müd.lüğü’ne atanmıştır.

          Arkadaşımıza güle güle derken, yeni görev yerinde başarılar diliyoruz.

 

HOŞGELDİNİZ  Tekniker Yakup BAYSAL, ilimize tayin olarak Mesudiye İlçe Müdürlüğümüzde  göreve başlamıştır.

          Kendisine hoşgeldiniz derken, yeni görev yerinde başarılar dileriz.

 

HOŞGELDİNİZ Teknisyen İbrahim YÜCEL, ilimize tayin olarak Kabadüz İlçe Müdürlüğümüzde göreve başlamıştır.

          Kendisine hoşgeldiniz derken, yeni görev yerinde başarılar dileriz.

 

HOŞGELDİNİZ Mühendis Gülperi CİHAN, İl Müdürlüğümüze tayin olarak Kabadüz İlçe Müdürlüğümüzde göreve başlamıştır.

Kendisine hoşgeldiniz derken, yeni görev yerinde başarılar dileriz.

 

BAŞSAĞLIĞI     İl Müdürümüz Sadi SADIKOĞLU’nun amcası 07.04.2006 tarihinde geçirdiği rahatsızlık sonucu vefat etmiştir.

          Merhuma Allah’tan rahmet, İl Müdürümüze ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

 

BAŞSAĞLIĞI     Akkuş İlçe Tarım Müdürümüz Azmi AŞÇI’nın ağabeyi, 24.03.2006 tarihinde vefat etmiştir.

Merhuma Allah’tan rahmet, İlçe Müdürümüze ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

 

BAŞSAĞLIĞI     Ç.E.Y. Şube Müdürlüğümüzde Ziraat Mühendisi olarak çalışan Hatice İMAMOĞLU’nun eşi Sacid Sudi  İMAMOĞLU, 16.04.2005 tarihinde vefat etmiştir. Merhuma Allah’tan rahmet, arkadaşımıza, çocuklarına ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.