
MAYIS
– HAZİRAN 2006 Sayı : 58
YENİ VALİMİZ;
Dr. Said Vakkas GÖZLÜGÖL
Ordu
Yeni Valisi olarak göreve başlayan Dr. Said Vakkas GÖZLÜGÖL,1965 Kahramanmaraş doğumlu
ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 1990-1991 Kaymakamlık Stajı’nın
Dil Eğitimi ve Mesleki Eğitim kısmı için İngiltere’ye gitti ve 1990-1992
yıllarında kaymakamlık stajını yaptı. Aynı dönemde Kamu Hukuku Anabilim Dalı
Yüksek Lisansı aldı. 1997 1999 yıllarında Kamu Hukuku Anabilim Dalı’nda “Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi ve İç Hukukumuza Etkisi” konulu doktora tezi
hazırladı. 2003 yılına kadar
sırasıyla; Hatay-Altınözü, Kastamonu-Küre, Konya-Hüyük, Adıyaman-Samsat’ta
Kaymakamlık, Elazığ’da Vali Yardımcılığı ve Isparta-Şarkikaraağaç’ta da
Kaymakamlık görevlerinde bulundu.
17 Mart 2003-1 Ağustos 2005 tarihleri
arasında İçişleri Bakanlığı Strateji Merkezi Başkanlığı görevini yürüttü.
18/7/2005 Tarih ve 2005/9143 Sayılı Kararname ile Karabük Valiliği görevine
atandı.
20/02/2006 tarihinde bu görevinden
ayrılarak Merkez Valiliği’ne atandı. İçişleri Bakanlığı’nın 21.03.2006 tarihli
Onayı ile Ordu Vali Vekili olarak görevlendirilmiştir.
İyi derecede İngilizce bilen Vali Dr.
Said Vakkas GÖZLÜGÖL, evli ve iki çocuk babasıdır.
“SERTİFİKALI
TARIM İŞÇİLERİ PROJESİ” HAYATA GEÇİYOR
Tarım sektöründe istihdam edilen insanların eğitim
eksikliğinden kaynaklanan üretim kayıplarının en aza indirilmesini ve sektöre
kalifiye eleman yetiştirilmesini amaçlayan ‘Sertifikalı Tarım İşçileri Projesi’
hayata geçiriliyor. Projenin tanıtım toplantısı ve protokol imza töreninde
konuşan Bakanımız Mehmet Mehdi Eker, projenin işsizlikle mücadele ve sektöre
kalifiye eleman yetiştirme anlamında önemli açılımlar sağlayacağını
belirtmiştir. Tarım İşletmeleri Genel
Müdürlüğü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü ve Türkiye İş
Kurumu’nun birlikte gerçekleştirecekleri Sertifikalı Tarım İşçileri Projesi’nin
tanıtım toplantısı ve protokol imza töreni 29 Mart 2006 tarihinde Ankara’da
gerçekleştirildi. Toplantıya Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Türk-İş Başkanı Salih
Kılıç ile birçok üst düzey bürokrat ve çalışma hayatının temsilcileri katıldı.
Toplantının açılışında konuşan Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker, Sertifikalı Tarım İşçileri Projesi’nin işsizlikle mücadele
ve sektöre kalifiye eleman yetiştirme anlamında önemli açılımlar sağlayacağını
ifade etti. Sektörde çalışan insanların eğitim seviyesinin düşüklüğüne dikkat
çeken Eker, bunun sonucu olarak da tarımda bir takım sıkıntıların meydana
geldiğini belirtti.
Bakan Eker, Türkiye’de nüfusun %30’a yakın kısmının tarımda
istihdam edildiğini, buna karşın iş gücü niteliğinin artırılması yönünde bugüne
kadar hiçbir adımın atılmadığın söyledi. Proje ile öncelikle 4 bin kişinin kurs
göreceğini bildiren Eker, hayvancılık, sulama hizmetleri, sürücülük hizmetleri,
tohum hazırlama, selektörleme gibi konularda eğitim verileceğini belirtti.
Bakan Eker, projenin göçün ve sosyo-kültürel risklerin azalmasında da önemli
roller üstleneceğine dikkat çekti.
İKİZCE
İLÇEMİZDE GEBE DÜVELER DAĞITILDI
S.S. İkizce İlçesi ve Çevre Köyleri Tarımsal Kalkınma
Kooperatifi’nce Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi kapsamında uygulanan Süt
Sığırcılığı Projesi gerçekleştirilerek proje kaynaklarından alınan damızlık
gebe düveler 22.03.2006 tarihinde kooperatif ortaklarına dağıtıldı.
Gebe düvelerin seçiminde İl Müdürlüğümüz personeli
Veteriner Hekim İdris İNAN ve Perşembe İlçe Tarım Müdürü Ziraat Mühendisi
(Zooteknist) Adem ÇEKİÇ görev almıştır. Holstein ırkı gebe düveler Adana,
Osmaniye, Gaziantep ve Kilis yörelerinden seçilmiştir. Uygulamasına 2005 yılında başlanan ve faizsiz kredi ile
desteklenen projede 57 kooperatif ortağına süt sığırcılığına uygun ahırlar
yaptırıldı. Her çiftçiye 2 adet olmak üzere 57 çiftçiye 114 adet kültür ırkı
gebe düve dağıtılmıştır.
Damızlık hayvan dağıtım törenine Ünye Kaymakamı Nevzat
ERGÜN, Tarım İl Müdürü Sadi SADIKOĞLU, İl Müdür Yardımcısı İshak HACIKAMİLOĞLU,
çevre illerin İlçe Tarım Müdürleri kooperatif ortakları ve çok sayıda çiftçi
katıldı. Dağıtım töreninde konuşan İl Müdürümüz Sadi SADIKOĞLU, uygulanan proje
sayesinde çiftçilerimizin önemli gelir artışı sağlayacağını belirtti. Ayrıca,
projenin başarılı olması ve çiftçimizin hayvancılık gelirinin artması için,
silaj yapımına mutlaka önem verilmesi gerektiğini ve üretilen sütlerin hijyenik
ortamda toplanmasını ve pazarlanması gerektiğini vurguladı.
Kırsal Alanda sosyal Destek Projesi
kapsamında uygulanan Süt Sığırcılığı Projesi’nde, projeden yararlanan ortaklara
kullandırılan faizsiz kredinin ilk iki yılı ödemesiz olmak üzere beş yılda eşit
taksitlerle geri ödenecektir.
ARICILARIMIZA
EĞİTİM SEMİNERİ
Müdürlüğümüz organizasyonuyla, ilimiz arıcılarını arı
hastalık ve zararlıları konularında bilgilendirmek, hastalık ve zararlılara
karşı daha bilinçli ilaç kullanmalarını sağlamak amacıyla 8 Mart 2006 tarihinde
bir eğitim toplantısı düzenlenmiştir. İl
Müdürlüğümüz Toplantı Salonunda düzenlenen toplantı, İl Müdürümüz Sadi
SADIKOĞLU’nun konuşmasıyla başlamıştır. Daha sonra Samsun Veteriner Kontrol ve
Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Uzman Veteriner Hekim Mithat KURT ve Veteriner Hekim Yunus GÜL, Arı Hastalık ve Zararlıları konusunda,
arıcılarımıza eğitim vermişlerdir.
Ankara Hacettepe Üniversitesi’nden Doç Dr. Aslı ÖZKIRIM’da yine
arıcılarımıza yönelik bir sunum yapmış ve düzenlenen eğitim programı böylece
tamamlanmıştır.
Arıcılarımızın yoğun katılımlarıyla
gerçekleşen toplantı ilimiz arıcıları için çok faydalı olmuştur.
ÜNİVERSİTE
KENTİ OLARAK ORDU İLİ VE ÜNİVERSİTENİN ORDU’YA GETİRİSİ
Prof.Dr. S.Zeki BOSTAN
Ordu Ziraat Fakültesi Dekanı
“Ordu Üniversitesi” ve üniversitenin Ordu iline
getirilerine geçmeden önce, üniversite kavramı üzerinde biraz durmak yerinde
olacaktır. Kurulduğu şehirlerin gerek kültürel, gerek sosyal ve gerekse ekonomik
yaşantısına önemli katkılar sağlayan üniversiteler, kamu tüzel kişiliğine ve
bilimsel özerkliğe sahip olan yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel çalışma,
yayın ve danışmanlık hizmeti yapan yüksek öğretim kuruluşları olarak
tanımlanabilir. Geri kalmış ve
gelişme süreci içinde olan ülkelerin refah seviyelerinin düşük olmasının asıl
nedeni insana yapılan yatırımın yetersiz oluşudur. Yani ülkeler, birçok doğal
zenginliklere sahip olsalar da aslında gerçek mutluluğu yakalayamayabilirler.
İnsana yapılan yatırım ve özellikle eğitim süreci yalnızca günümüz sorunlarını
çözücü nitelikte değil geleceğin de sorunlarını çözmeye yönelik olacaktır.
Eğitim-öğretim süreci içinde üniversitelerin görevi yalnızca insanlara belli
vasıflar kazandırmak değil ve hatta daha da önemlisi eğitmeyi hedef almasıdır.
Bunu da sağlarken toplumla içi içe olmayı ve bilgileri topluma aktarmayı hedef
haline getirmelidir. Yani üniversite içine kapalı bir durum sergilememelidir.
Zaten üniversitelerin görevi de aslında yasalar çerçevesinde belirlenmiştir:
Öğretim, araştırma ve yayım.
Üniversiteler; öğretim aşamasında bilgiyi öğrenciye
aktarırken, öğrencinin nitelikli ve üretici olmasını hedeflemekte; araştırma
aşamasında, özellikle toplumun sosyal, kültürel, sağlık, ekonomi ve tarımsal
sorunlarına yönelik çözüm yollarını bulmaya çalışmakta; yayım aşamasında da,
toplumun ve ülkenin sorunlarını çözmeye yönelik bulduğu bilgiyi ilgili yerlere
iletmektedir.
Anlaşılacağı üzere, üniversiteler ancak toplumla iç içe
olduğu zaman başarılı olabilmekte ve gelişebilmektedir. Bunun tersi de doğru
olmaktadır. Yani toplum da üniversiteye sahip çıktığı sürece sorunlarına çözüm
bulabilecektir. Halktan kopan, sadece bilgi üreten üniversite anlayışı çağdaş
dünyadaki değerini yitirmiştir.
Bu şekliyle üniversiteleri sadece çevresinin sorunlarına
çözüm getiren değil aynı zamanda çevresini sosyal ve kültürel yönden etkileyen
ve şekillendiren bir kurum olarak da düşünebiliriz. Kuşkusuz bu aşamada
kitlesel iletişim araçlarının ve kurumlarının görevi küçümsenemeyecek değerdedir.
Üniversiteler, düzenleyeceği sempozyum, kongre, konferans,
seminer ve panel gibi gerek yurt içi ve gerekse yurt dışı etkinliklerle sadece
bulunduğu çevresiyle değil ülkeyle ve hatta dünya ile bir bütünlük arz etmiş,
gerçek ve çağdaş bir görevi de üstlenmiş olacaktır.
Bunların yanında, üniversite öğrencilerinin bulunduğu ilin
kültürel ve ekonomik yapısına olan katkıları da, diğer üniversite illerinden de
görüleceği üzere, küçümsenemeyecek ölçüdedir.
Ordu ili başlangıçta 5.500 dolayındaki öğrenci kapasitesi,
4 fakültesi, 3 yüksekokulu ve daha sonra kurulabilecek fakülteleri ile birlikte
bu anlamdaki bir üniversite kenti olmayı hedeflemelidir. Temelinde var olan bu
potansiyeli kullanmak ve harekete geçirmek üniversitenin hedefine ulaşmasında
kuşkusuz çok önemli bir aşama olacaktır.
Ordu ilinin ülkemizin önemli bir tarımsal ihraç ürünü olan
fındığın merkezi durumunda olması, diğer tarımsal ürünler için de uygun bir
ekolojide bulunması dolayısıyla önemli bir tarımsal potansiyele sahip
bulunmaktadır. Ziraat Fakültesi bulunan diğer üniversitelere baktığımızda,
fakültelerin eğitim-öğretim faaliyetleri yanında öncelikle çiftçilerin
sorunlarına yönelik araştırmalarda bulunduğunu görmekteyiz. Nitekim, Ziraat
Fakülteleri “Tarımsal gelir için çiftçi eğitimi şarttır” ilkesini
benimsemiştir. Üniversitesine kavuşan Ordu ilinin tarımsal alanda olduğu gibi
diğer alanlarda da sorunlarına çözüm üretebilmesi üniversitenin bir an evvel
işlerlik kazanması ile mümkün olabilecektir.
Gerek üniversitenin ve gerekse şehrin sosyal, kültürel ve
ekonomik alt yapısının akademisyenlerin ve öğrencilerin beklentileri
doğrultusunda şekillendirilmesi, geliştirilmesi ve bu anlamda kaynakların
seferber edilmesi ‘Ordu Üniversite’ni ve Ordu ilini cazip bir merkez haline
getirecektir. Öğrencilerin ilk aşamada sosyal ve kültürel etkinliklerini
düzenleyebileceği ve bu anlamdaki ihtiyaçlarını giderebilecekleri alt yapının
bir an evvel öğrenci hizmetlerine hazır hale getirilmesi, özellikle barınma ve
sağlık konusunda mevcut olanakların daha da geliştirilmesi ve iyileştirilmesi;
akademisyenler için lojman ve merkezi yerleşme alanı gibi önemli eksikliklerin
giderilmesi bu anlamda önemli ve ilk adım olacaktır.
Bugün ülkemizin gelişmiş
üniversitelerine baktığımızda, yerel kaynakların ve yerel desteğin önemli
düzeyde kullanıldığını görmekteyiz. Dolayısıyla, özellikle kuruluş aşamasında
alt yapı ve diğer kaynaklar bakımından bu katkının sağlanması gelişme sürecini
hızlandıracak ve “Ordu Üniversitesi” iliyle daha etkin bir şekilde
bütünleşecektir.
FINDIK
HASTALIK VE ZARARLILARIYLA
İLGİLİ
EĞİTİMLER DEVAM EDİYOR
İl Müdürlüğümüzce İlçelerimizde yapılan Fındık Hastalık ve
Zararlılarıyla ilgili eğitimler devam ediyor.
Bu bağlamda 08.03.2006 tarihinde Kumru İlçesi Erçallar
Kültür Merkezi toplantı salonunda 65 üreticimizin katıldığı, 22.03.2006
tarihinde de İkizce İlçesi Şenbolluk Beldesi Belediye toplantı salonunda 81
üreticimizin katıldığı ve Bitki Koruma Şube Müdürlüğümüz elemanlarınca verilen
eğitimlerde; fındık hastalık ve zararlılarından; fındık kurdu, dalkıran,
kahverengi koşnil, filiz güvesi, fındık kozalak akarı, mayıs böceği, virgül
kabuklu biti, fındık yeşil kokarcası, fındık teke böceği (uçkurutan), fındıkta
bakteriyel yanıklık hastalığı ve yabancı otlarla mücadele konularında
üreticilerimize bilgiler verilmiştir.
Kumru İlçemizde yapılan eğitim
çalışması İl Müdürümüz Sadi SADIKOĞLU’nunda katılımlarıyla gerçekleştirilmiş ve
üreticilerimize fındık tarımında uygulamada yapılan hata ve eksiklikler
anlatılarak, doğru uygulamalar gösterilmiştir.
KADIN
ÇİFTÇİLER YARIŞTI
Bakanlığımız tarafından ilk kez 2004 yılında düzenlenen ve
bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen, Bakanlığımız tarafından ilk kez 2004 yılında
düzenlenen ve bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen, “Kadın Çiftçiler Yarışıyor”
adlı bilgi yarışması il finali 16.03.2006 günü İl Müdürlüğümüz Toplantı
Salonunda yapılmıştır.
Yarışmanın amacı; kadın çiftçilere götürülen eğitim-yayım
çalışmalarının sonuçlarını görmek, tarımsal konularda performanslarını değerlendirmek,
kendilerine olan güven duygularını geliştirmek, birbirleriyle kaynaşmalarını
sağlamak ve girişimcilik ruhunu geliştirmektir.
İkişer kişiden oluşan gruplar arasında çekişmeli geçen
geçen yarışma sonunda Günören köyünden yarışmaya katılan Rükeyya TOMAKİN ve
Hanife TOMAKİN birinciliği, Boztepe köyünden yarışmaya katılan Leyla TOMAKİN ve
Nurgül DUYAR ikinciliği, Ünye Yavi köyünden yarışmaya katılan Seda ODABAŞ ve
Hülya TONYALI üçüncülüğü elde etmiştir.
Dereceye giren yarışmacılara çeşitli ödüller verilmiştir.
İl birincisi olan Çiftçi Kadınlarımız
12 Nisan 2006 tarihinde Tokat ilindeki Bölge Yarışmasında ilimizi temsil
etmişler ve 2. olmuşlardır.
TARIM
TAKVİMİ
(Mayıs-Haziran/Temmuz-Ağustos
2006)
MAYIS-HAZİRAN
FINDIK: Genel olarak Mayıs
ayının ikinci haftasında (Tarım İl Müdürlüğü’nün ilan ettiği tarihte), hakim
çeşitlerin yarıdan fazlası mercimek iriliğine geldiği dönemde Fındık Kurdu ile
mücadele yapılır. Bu
aylarda fındık dalkıran zararlısı ile de mücadele yapılır.
Ayrıca, fındık bahçelerindeki yabancı otlarla mücadele
uygulanır.
MEYVECİLİK: Meyve
ağaçlarında karaleke ve küllemeye karşı ilaçlı mücadele yapılır. Karaleke
meyvelerde önce siyahımsı lekeler oluşturan, meyvenin gelişimine olumsuz etkisi
olan, yapraklarda sararma ve erken dökülme, dallarda zamanla kurumaya neden
olan mantari bir hastalıktır. Külleme ise yaprakların alt ve üst kısımlarında
bir kül tabakası oluşturarak sürgünleri zayıflatır, kurutur, yaprakların
fotosentezini engeller, meyvelerin küçük şekilsiz ve kalitesinin düşük olmasına
neden olur.
Yine bu aylarda Amerikan Beyaz Kelebeği, elma iç kurdu,
yaprak bitleri ve kiraz sineğine karşı da mücadele yapılmalıdır. Meyveliklerde
zararlı olan tarla faresi, çekirge, dana burnu zararlılarına da ilaçlı mücadele
uygulanmalıdır.
KİVİ: Kivi bahçelerine arı
kovanları konulmalıdır. Bunun amacı ise; kivi meyvelerinin oluşması için
gereken tozlaşmayı sağlamaktır.
SIĞIRCILIK VE KOYUNCULUK:
Sığırlar ve koyunlar yaylalara çıkmadan
önce iç ve dış parazitlere karşı mevsime göre uygun ilaçlama yapılır.
Doğumların başlaması nedeniyle ahırlarda temiz, bol altlıklı doğum bölümleri
ile sıcak, havadar, temiz buzağı bölümleri hazırlanmalıdır. Buzağılara doğar
doğmaz başlamak üzere üç gün ağız sütü içirilmeli, buzağılarda görülebilecek ishal
ve zatürre hastalıkları ile ineklerde görülebilecek doğum felci ve mastitis
hastalıkların karşı tedbirleri alınmalıdır.
Kuzulara parazit mücadelesi dışında mineral madde ve
vitamin takviyesi yapılmalı ve erken kuzu kesimlerinden kaçınılmalıdır.
AHIRLAR VE BARINAKLAR: Ahır
ve barınaklar temizlenir ve dezenfektan maddelerle ilaçlanır. Bakımı yapılarak
hayvanlar için sağlıklı bir ortam haline getirilir.
SERACILIK: Domateste
budama; koltuk alma, yaprak budaması ve uç alma şeklinde yapılır. Koltuk alma;
gövde ve yaprak arasından çıkan sürgünler haftada en az 2 kez olmak üzere
budanır. Yaprak budaması; domates salkımının rengi koyu yeşilden beyaza
döndüğünde o salkımın altındaki tüm yaprakların koparılması şeklindedir.
Üstündekilere dokunulmaz. Sonra diğer salkımların rengi değişmeye başladığında
aynı şekilde budama yapılır. Uç almada; bitkide 7-8 domates salkımı üzerinde
iki yaprak bırakılarak tepedeki büyüme ucu koparılır.
Hıyarda budama; bitki askı ipine sarılmaya başladığında 30
cm’e kadar olan yaprak aralarından çıkan çiçek ve sürgünler 1 defaya mahsus
koparılır. Daha sonra 1 meyve 1 yaprak, telden sonra 2 meyve 2 yaprak üzerinden
büyüme ucu koparılır.
Serada yarıdan fazla çiçeklenme görüldüğünde 10 gün ara ile
amonyum nitrat ve potasyum nitratdönüşümlü olarak verilir. Her hasadın
arkasından bol miktarda sulama yapılır.
Bu dönemde mildiyö için ilaçlı mücadeleye başlanmalı,
seranın havalandırmasına özen gösterilmelidir.
ARICILIK: Gezginci arıcılık
yapanlar bu dönemde arılarını naklettiklerinden nakil hazırlıkları tamamlanır.
Arıların nakilleri için gerekli olan Arı Sağlık ve Nakil Belgeleri Tarım İl ve
İlçe Müdürlüklerine başvurularak alınmalıdır.
Yine bu aylarda arı kovanlarında teşvik şuruplaması yapılır.
Kek verilerek beslemeye devam edilir. Zayıf olan kovanlar birleştirilerek
güçlenmeleri sağlanır.
TEMMUZ-AĞUSTOS
FINDIK: Bu aylarda toprak
ve yaprak numuneleri alınarak analizleri yaptırılmalıdır.
Fındık hasadına başlanmadan önce fındık bahçelerinde genel
bir temizlik yapılması gerekir. Ayrıca, bu yabancı otlar fındık hasadını
zorlaştırdığı için gerekiyorsa ilaçlı mücadele yapılmalıdır.
Ağustos ayında hasat zamanı saptanırken bahçedeki hakim
çeşitlerin hasat olgunluğuna gelip gelmediğine bakılır. Hasat mutlaka
belirtilen tarihlerde ve belirtilen usullerde yapılmalı, hasat ve harman
sırasında uygulanması gereken kurallara uyulmalıdır.
MEYVECİLİK: Meyveler iri
fındık büyüklüğüne geldiğinde elma iç kurduyla mücadele uygulanır.
KİVİ: Bu dönemde yapraklar
aşağıya doğru eğilmişse, dalda dik bir durumda değilse haftada iki kez olmak
üzere sulama yapılır.
SÜT VE BESİ SIĞIRCILIĞI: Bu
aylardaki yüksek sıcaklıklarda hayvanlarda verim düşüklüğü görülmektedir. Bu
amaçla, ahırlar temizlenip havalandırılır. Hayvanları cereyanda bırakmamak
koşuluyla ahırlara sürekli temiz hava sağlanmalıdır. Paraziter hastalıklara
önlem olarak ahırlarda parazit ilaçlaması yapılmalıdır.
SERACILIK: Budama,
gübreleme ve diğer bakım işlerine devam edilir. Bu dönemde mildiyö için ilaçlı
mücadeleye ve havalandırmaya özen gösterilmeli, ilaçlamayla hasat arasındaki
zamana dikkat edilmelidir. Sulama her hasadın sonunda yapılmalı ve sulamayı
sabahın erken saatlerinde yapmaya dikkat etmelidir. Yaprak biti, kırmızı
örümcek ve külleme görülürse bunlar içinde mücadele yapılmalıdır.
PATATES: Mildiyö
hastalığına ve patates böceği zararlısına karşı ilaçlı mücadele uygulanır.
Çapalama suretiyle boğaz doldurma yapılır.
Patates böceğine karşı kültürel tebirlerde uygulanmalıdır.
Hasat sırasında toprakta hiç patates bırakılmamalıdır. Bahçedeki larva ve
erginlerle yumurta grupları toplanarak imha edilmelidir.
ARICILIK: Bu dönemde
kovanlarda uçuş aktivitesi ve besin taşıma gözlenmelidir. Kovan iç kontrolleri
yapılarak koloninin gücü ve besin stoğuna bakılmalıdır. Koloniye gelişme
fırsatı verilmeli yani petek ve ballık ilavesi yapılmalıdır. Bu şekilde
kolonide oğul eğilimi engellenir. Kovanların şiddetli yaz sıcaklarından
korunması gerekir. Hastalık ve zararlılara karşı kovan sürekli takip edilmelidir.
Ağustos sonunda bal hasadı yapılmalıdır.
MISIR:
Birinci ve ikinci çapalama ve bu çapayla beraber boğaz doldurma yapılır. İlk
yarısı ekimle birlikte verilmiş olan azotlu gübrenin kalan yarısı da bu çapayla
birlikte verilir.
VİTAMİN
REHBERİ
K vitamininin iki önemli
özelliği var: Yaralanmalarda kan kaybını önlemek için kanımızın pıhtılaşmasını
sağlar ve kemiklerimize güçlü bir yapı kazandırır.
Vitamin rehberimizin son vitamini K vitamini. K vitamini
“pıhtılaştırıcı” vitamin olarak da bilinir. Çünkü, K vitamini olmadan kan
pıhtılaşamaz. Bu vitamin, yaşlı kişilerde kemik sağlığı açısından da
yararlıdır. Sağlıklı insanlar K vitamini ihtiyaçlarının bir kısmını
bağırsaklarında üretirler. Özel bazı durumlarda; örneğin yeni doğanlarda ya da
kemik erimesi riski olanlarda haricen almak gerekir.
K vitamini eksikliği; özellikle kanın yapısında ve
pıhtılaşma sürecinde kendini belli eder. Kişi, sık sık diş eti kanaması yaşar
ya da adet kanamaları artar. K vitamini eksekliğini zor iyileşen yaralarda da
görmek mümkün. Kemiklerin kolay kırılması ve boyun kısalması birer uyarı
sinyalidir.
K vitamini pıhtılaşma sürecinden sorumlu olmanın yanı sıra,
kemiklerin hızlı büyümesi ve kemiklerdeki kalsiyum yapılanmasında da pay
sahibidir. Son dönemlerde yapılan araştırmalar, K vitamininin damar sertliği
konusunda da önleyici bir etkiye sahip
olduğunu gösteriyor.
K vitamini en çok lahana turşusu, tavuk, karnabahar,
ıspanak ve göbek salatada bulunur.
Kendinizi güçsüz, bitkin ve isteksiz
hissediyorsanız, süt ve süt ürünleri tüketmiyorsanız, çiğ sebze yada salata
öğünlerinizde yer almıyorsa, adet günleri kanamaları yoğun geçiyorsa, sık sık
diş etleri kanıyorsa, yaralar zor iyileşiyorsa, kemikler kolay kırılıyorsa,
burnunuz çok kanıyorsa, 65 yaş üzerindeyseniz, iştahsızlık yaşıyorsanız K
vitamini eksikliği olduğu düşünülebilir.
FINDIKTA
YABANCI OT MÜCADELESİ
Galip İBAŞ
Ziraat Mühendisi
Yabancı otlar, fındık bahçesini tamamen sararak içine
girilemez bir hal almasına, hasadın güçleşmesine ve bahçeye verilen gübreye ve
suya ortak olarak verimin düşmesine sebep olmaktadırlar. Yabancı otlar; su ve
rüzgar vasıtasıyla, yanmamış çiftlik gübresi kullanılması, hayvan otlatılması,
hayvanların yemediği otların artması gibi nedenlerden dolayı yayılma
göstermektedirler. Bu yüzden bahçedeki istenmeyen yabancı otlara karşı iki
şekilde mücadele yapılmalıdır.
1-Kültürel Önlemler:
-Kullanılacak hayvan
gübresi bir yıl bekletildikten sonra kullanılır,
-Yabancı otlar çiçeklenmeye
başlamadan önce biçilmeli veya toprakla karıştırılmalıdır,
-Az miktarda bulunan otlar
kökleriyle sökülüp imha edilmeli, aşırı hayvan otlatılmamalıdır.
2-Kimyasal Mücadele:
-Bir iki yıllık otsu
bitkiler 4-6 yapraklı olduğu zaman, çiçeklenmeden önce ilaçlama yapılır,
-Birinci ilaçlamadan sonra
tekrar çıkış olursa ikinci ilaçlama yapılır,
-Odunsu bitkiler
(böğürtlen, diken vs. gibi) 2-
KİMYASAL
MÜCADELEDE KULLANILAN İLAÇLAR VE DOZLARI
ETKİLİ MADDE ADI FORMÜLASYONU
DOZU (1000m2)
Glyphosate trimesium % 48 SL
500-600 ml
Glyphosate ısoprylamin tuzu EC
300-600 ml
Paraquat 200 g/l EC 500
ml
Bromacil % 80 WP 800 gr
İLAÇLAMA TEKNİĞİ:
Önce aletin deposu su ile doldurulur. Sonra mücadele
yapacağımız sahada
-İlaçlama açık sakin ve
ılık bir havada yapılmalıdır.
-İstenmeyen otlara ve
odunsu bitkilere karşı kapama ilaçlama yapılmayıp, nokta ilaçlama yapılmalıdır.
-İlaçlı su kesinlikle
fındığa değdirilmemelidir.
-İlaçlama sırasında maske
ve eldiven kullanılmalı ve herhangi bir şey yenilip içilmemelidir.
-İlaçlama
bittikten sonra kullanılan alet bol sabunlu su ile yıkanmalı aletin deposunda
ilaç artığı bırakılmamalıdır.
FINDIK
KURDU MÜCADELESİ VE BAL ARICILIĞI
Coşkun ÖZTÜRK
Tekniker
İlimizin birinci derecede gelir kaynağı ve ihraç ürünü olan
fındık hastalık ve zararlılarına karşı zirai mücadele yapılmaktadır. İlimiz bal
arıcılığı yönü ile de ülkemizde birinci sırada yer almaktadır. Zirai mücadelede
kullanılan kimyasal ilaçlar önemli bir gelir kaynağımızı oluşturan bal
arılarına zehir etkisi yaparak büyük zayiatlar verdirmektedir. Fındık hastalık ve zararlıları ile mücadelede
kullanılan toz ilaçlar, kullanıldığı alanda sınırlı kalmayıp, havada küçük
zerreler halinde rüzgâr vasıtasıyla ilaçlanan saha dışına da taşınarak, çiçekli
bitkilere bulaşmak suretiyle bal arılarına zehir etkisi yapmakta ve arı
zehirlenmelerine neden olmaktadır.
Sıvı formülasyonlu ilaçların kullanılması, gerek zirai
mücadeledeki başarının yükseltilmesi, gerekse ilaçlama nedeniyle olan bal
arıları zayiatının asgari düzeye indirilmesi açısından çok önemlidir.
İlimizin önemli bir gelir kaynağını oluşturan bal
arılarının zirai mücadele ilaçlarından zarar görmelerini asgari düzeyde tutmak
amacıyla aşağıdaki tedbirlere mutlaka uyulmalıdır:
1-Mevcut imkânlar ölçüsünde arı kovanlarının ilaçlama
yapılan alanlardan uzak yerlerde bulunmasına özen gösterilmelidir. Bu uzaklığın
en az
2-Zirai mücadele yapılacak yerlerdeki ve çevresindeki
arıcılara mücadele yapacak kuruluş ve şahıslar tarafından 7 gün önceden haber
verilmelidir. Ayrıca arıcılar İl/İlçe Tarım Müdürlüklerinden bulundukları
yöredeki mücadele programları hakkında bilgi almalıdır.
3-İlaçlamadan belirli bir süre önce, ilaçlama programına
alınan bölgenin genişliği, kullanılacak ilacın cinsi, atılma zamanı, etki
süresi ile bal arılarına olan etkisi kitle iletişim araçları ile arıcılara
duyurulmalıdır.
4-İlaçlamaların kültür bitkilerinin çiçek açtığı dönemden
önce veya sonra yapılmasına özen gösterilmeli ve çiçek açma döneminde ilaçlama
yapılmamalıdır. Eğer bu devrede ilaç atma zorunluluğu varsa, kısa sürede
parçalanabilen ve arılara en az düzeyde zararlı olan ilaçlar seçilerek,
arıların aktif olmadığı zamanlarda uygulanmalıdır.
5-İlaçlanan fındık bahçelerinin altında bulunan çiçekli
yabacı otlar, arı zayiatını önlemek için ilaçlamadan önce imha edilmelidir.
6-İlaçlama esnasında ilaçlanan sahanın dışına ilaç
bulaştırılmamalıdır. İlaç zerrelerinin sürüklenmemesi için rüzgârsız havada
ilaçlama yapılmalıdır.
7-İlaçlamalar sırasında arıların su içtiği kaynaklara ilaç
bulaştırılmamalıdır. Ayrıca boşalan ilaç ambalajları ya yakılmalı veya derin
bir çukura gömülmelidir.
8-İlaçlamalar akşamüzeri veya sabahları erkenden arıların
uçuş yapmadıkları, faal olmadıkları zamanlarda uygulanmalıdır.
9-Çiçek tozları ile birlikte kovana taşınması, arı ve
larvalarını öldürmesi mümkün olan toz formülasyonlu ilaçların yerine, sıvı
formülasyonlu ilaçlar tercih edilmelidir.
10-Bütün ilaçlar, arılara aynı oranda
zarar vermediği için arılara daha az zarar veren fakat hastalık ve zararlıya
karşı etkili olan ve önerilen ilaçların kullanılmasına özen gösterilmelidir.
“TARIMSAL
ÜRETİME YÖNELİK DÜŞÜK FAİZLİ YATIRIM VE İŞLETME KREDİSİ KULLANDIRILMASINA
İLİŞKİN UYGULAMA ESASLARI TEBLİĞİ” YÜRÜRLÜĞE GİRDİ
Bakanlığımızca Tarımsal Üretime Yönelik Düşük Faizli
Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği
yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Üreticilerin finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda
karşılanması, tarımsal üretimin geliştirilmesi, verimliliğin ve kalitenin
artırılması için; gerçek ve tüzel kişilere, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım
Kredi Kooperatiflerince düşük faizli kredi verilmesine ilişkin hususları ihtiva
eden ve 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resme Gazete’de yayımlanan 2005/9839
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 12.02.2006 tarih ve 26078 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan “Tarımsal Üretime Yönelik Düşük Faizli Yatırım ve İşletme
Kredisi Kullandırımasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği”ne göre
Kredilendirme konuları; Damızlık Süt Sığırcılığı, Büyükbaş Hayvan
Yetiştiriciliği, Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği, Organik Tarım, İyi Tarım
Uygulamaları, Sertifikalı Tohum Kullanımı, Sertifikalı Tohum ve Fide Üretimi,
Sertifikalı Meyve Fidanı Üretimi, Sertifikalı Meyve Fidanı Kullanımı, Su
Ürünleri Yetiştiriciliği, Kontrollü Örtüaltı Tarımı, Tıbbi Aromatik Bitki
Yetiştiriciliği, Tarımsal Sulama, Ar-Ge Çalışmaları, Tarımsal
Mekanizasyondur.
Karar kapsamındaki yatırım ve işletme kredisi başvuruları,
Bankaya ve TKK’ne yapılır. Başvurular Banka ve TKK’nin usul,
esas ve mevzuatları dahilinde değerlendirilir. Banka ve TKK’nce
uygun bulunanlara kendi usul ve esasları dahilinde kredi kullandırılır.
Tebliğ hakkında daha ayrıntılı bilgi almak
isteyenler www.ordutarim.gov.tr adresli web sitemizde mevzuatlar başlığını
inceleyebilir.
KIRSAL
KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ
PROGRAMI
TEBLİĞİ YAYIMLANDI
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından; kırsal alanda
gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim ve tarımsal sanayi
entegrasyonunun sağlanması, gıda güvenliğinin güçlendirilmesi, kırsal alanda
alternatif gelir kaynaklarının yaratılması, kırsal altyapının geliştirilmesi ve
iyileştirilmesi, yürütülmekte olan kırsal kalkınma çalışmalarının
etkinliklerinin artırılmasını sağlayacak olan,
Kırsal Kalkınma Hibe Destek Programı’nın usul ve esaslarını belirleyen
“Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Tebliği” Resmi Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Hibe programından yararlanmak isteyen yatırımcıların
03.06.2006 tarihi mesai bitimine kadar proje teklifi sunması gerekiyor.
2005 yılında 16 il bazında pilot olarak uygulanmaya
başlayan Köy Bazlı Katılımcı Yatırım Programı’nı model olarak alındığı Kırsal
Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı ilimizin de dahil olduğu 65 ilde
uygulanacaktır. Kırsal Kalkınma Programına ekonomik yatırım konuları için
bireyler, gruplar ve özel kuruluşlar ile altyapıya yönelik yatırım konuları
için Kaymakamlıklar, Köylere Hizmet Götürme Birlikleri ile Sulama
Kooperatifleri tarafından teklif edilen yatırımlar desteklenecektir.
Ekonomik yatırımlara yönelik olarak; tarımsal ürünlerin
depolanması, işlenmesi, paketlenmesi, ambalajlanmasına yönelik yatırım
tesisleri ile jeotermal, güneş, rüzgar ve benzeri alternatif enerji kaynakları
kullanılan seraların yapımı konularına yönelik yatırımlara hibe desteği
sağlanacaktır.
Kırsal alanda mevcut köy bazlı sulama tesislerinden
rehabilitasyonuna yönelik sunulacak alt yapı projelerinden uygun olanlar
desteklenecektir.
Ekonomik yatırımların %50’si, alt yapı yatırımlarının %75’i
hibe olarak, program kaynaklarından finanse edilecektir.
Programdan desteklenecek ekonomik yatırımlar için hibe
miktarı üst limiti bireysel başvurular için 25.000 YTL, grup başvurularında
175.000 YTL’yi; altyapı yatırımlarında ise 300.000 YTL’yi geçmeyecektir.
Program kapsamındaki konulara ilişkin proje hazırlayarak
yatırım teklifi vermek isteyen yatırımcıların, 03.04.2006-03.06.2006 tarihleri
arasında ilgili Tarım İl Müdürlüklerine başvurmaları gerekmektedir.
Proje hazırlanması ile ilgili olarak Tarım İl Müdürlüğü İl
Proje Yürütme Birimi (Proje Teknik Yardım Ekibi) tarafından gerekli destek
sağlanacaktır.
Programla ilgili tüm dokümanlar proje
illerinde basılı olarak muhtemel yatırımcılara
İl Tarım Müdürlükleri vasıtası ile temin edilecektir.
ŞAP
AŞISI ÖZELLEŞTİ
2006/9922 Sayılı Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında
Kararda Değişiklik yapılmasına dair Bakanlar Kurulu Kararının Uygulama Esaslarıyla
ilgili 2006/09 sayılı Tebliğ esasları doğrultusunda ilimizde faaliyet gösteren
tüm Veteriner Serbest Hekimlerle Ordu, Fatsa, Ünye ve Gölköy ilçelerinde
toplantı yapılmıştır. Bu toplantıda hayvan hareketleri, hayvan hastalıkları ve
programlı şap aşılarının özelleştirilmesi konuları işlenmiştir.
Bu bağlamda ilimizde Merkez, Akkuş, Aybastı, Fatsa, Gölköy,
Gülyalı, Güngentepe, Kabadüz, Kabataş, Kumru, Ulubey, Perşembe ve Ünye
ilçelerimizde programlı şap aşılama çalışmaları özelleşmiştir. Bu ilçelerde şap
aşısı Serbest Veteriner Hekimler tarafından 2 Ytl karşılığında yapılmaktadır.
Ayrıca, 0-6 aylık buzağıların kulak küpelerini de takmaktadırlar.
Aşılama çalışmaları tüm ilçelerimizde
devam etmekte olup, Nisan ayı sonunda bitirilmiştir.
FINDIK
KURDU VE MÜCADELESİ
Engin KONTAŞ
Ziraat Yüksek Mühendisi
Bitki Koruma Şb. Müdürü
*Fındığın ana zararlısı
olan fındık kurdu, fındığın meyvesine yumurta bırakmak ve beslenmek suretiyle
meyvelerde zararlı olan, kül renkli 6-
*Fındık kurdunun ergin
çıkışı Mart ayında başlar, Nisan sonunda tamamlanır. Erginler 16 0C’nin altında
fazla aktif değillerdir, 20 0C’nin altında uçamazlar ve aynı ocakta
beslenirler.
*Dişi bir ergin ortalama 40
adet yumurta bırakır. Yumurtadan çıkan larva fındık içinde girerek burada 1 ay
beslendikten sonra fındık kabuğunu delerek çıkar ve toprağa girer. Aynı yıl
toprağa giren larvaların : % 20’si 1.-%
75’i 2. ve kalan % 5’i 3. yılda ergin
olarak çıkar. Şiddetli kış ergin çıkışını artırır. Ergin ömrü 3 aydır.
*Fındık kurdu ergini
meyvelerde beslenmek ve yumurta bırakmak suretiyle zarar yapar. Fındığın meyve
kabuğunu hortumunun ucunda bulunan dişleriyle kemirerek delen böcek, kabuk
içindeki yumuşak etli kısımla beslenir. Meyve irileşip sertleşene kadar olan bu
zarar sonucu meyvenin içi bozularak sarı bir renk alır. Sonunda bu renk kabuk
üzerinde de belirir. Beslenemeyen meyve kabuğu üzerinde çöküntüler oluşur. Buna
“Sarı Karamuk” denir.
*Eğer meyve normal iriliğe
ulaşınca fındık kurdu ergini tarafından kemirilerek zarar görürse, meyve içi
kararır, kabuk üzerinden çıkan siyah bir sıvı ile zuruf ve kabuk kirlenir. Bu
zarar şekline “Kara Karamuk” denir.
*Dişi bir fındık kurdu
beslenmek suretiyle 80 meyveye, yumurta koymak suretiyle ise 40 meyveye zarar
vererek; toplam 120 meyveye zarar vermiş olur.
*Fındık kurdu mücadelesinde
amaç; meyveleri fındık kurdunun bu zararlarından korumaktır. Bunun için ergin
böcekler ekonomik zarar yapmaya başladıkları dönemde bahçeyi ilaçlı bulundurmak
gerekir.
MÜCADELE ZAMANI: Mücadele
zamanı Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerince ilan edilmektedir. Bu ilan duyulmadığı
takdirde meyve büyüklüğü; bahçede hakim çeşitlerin yarıdan fazlasında mercimek
iriliğine gelince, mücadeleye başlanmalıdır. İlaçlamaya başlamadan önce bahçede
fındık kurdu sayımı yapılmalıdır.
*Bunun için akşam veya
sabahın alacakaranlığında beyaz bir çarşaf alınıp iki kişi ile birlikte bahçeye
gidilir. Bahçede gelişigüzel en az 10 ocak seçilir. Seçilen ocak dalları
çarşafın üzerine sertçe silkelenir. Ortalama olarak 10 ocakta 2’den fazla
fındık kurdu ergini tespit edilirse ilaçlama yapılır. Aksi takdirde ilaçlama
yapılmamalıdır.
*İLAÇLAMA: Sulu ilaçlar,
sırt körüğü ( pülverizatör) ile atılacaksa; körük dolusu suya dönüme tavsiye
edilen dozun yarısı kadar ilaç konup normal büyüklükte 25 ocağı, şayet sırt
motoru (atomizör) ile ilaçlama yapılacaksa bir depo dolusu suya dönüme tavsiye
edilen ilacın tamamı konulup 1 dönümlük (50 ocak) yer ilaçlanmalıdır.
*Toz ilaçlar yaprakların
çiseli olduğu akşamüzeri veya sabaha karşı yaprakların alt yüzeyine yapışacak
şekilde ve dekara
*İlaçlama esnasında
herhangibirşey yenilip içilmemelidir. Kötü hava şartlarında (yağmur, rüzgar
v.s.) ilaçlama yapılmamalıdır. İlaçlamadan sonra 8 saat içinde yağmur yağarsa
ilaçlama tekrarlanmalıdır. İlaçlama yapılan bahçede en az 10 gün süreyle hayvan
otlatılmamalıdır.
*Fındık kurduna karşı
etkili ve ekonomik bir mücadele için; uygun zamanda, uygun dozda, uygun havada
ilaçlama yapılmalı ve BİR BÖLGEDE BİR HAFTA İÇİNDE İLAÇLAMA İŞLEMİ
BİTİRİLMELİDİR.
TAVSİYE
EDİLEN İLAÇLAR:
ETKİLİ MADDESİ FORMÜLASYONU DÖNÜME DOZU
Carbaryl % 85 WP 150 gr/da
Carbosülfan 250 gr/lt EC 125 ml/da
Carbosülfan 480 gr/lt EC 60 ml/da
Methiocarp % 50 WP 100 ml/da
Thiacloprid 480 gr/lt EC 25 ml/da
Furathiocarp 400 gr/lt EC 60 ml/da
Dioxacarbe % 50 WP 100 gr/da
Thimethoxam 25 WG 20 gr/da
Lambdacyhalothrin
% 25 WP 50 ml/da
ELMA
VE ARMUTTA KARALEKE
Hülya OKTAY
Ziraat Mühendisi
Karaleke hastalığı elma ve armut
yetiştiren tüm alanlarda görülür. Karalekenin en belirgin devresi yaprak ve
meyveler üzerinde görülür. Yaprağın her iki tarafında da görülen lekeler,
genellikle önce alt tarafta gelişir. Lekeler yaprak yüzeyinden biraz daha koyu,
zeytin yeşili bir renktedir. Yaşlandıkça koyu kahverengi veya siyaha döner ve
kadifemsi bir görünüm kazanır. Yaprakların sararıp erkenden dökülmesine,
ağaçların yıldan yıla zayıflamasına neden olur.
Meyve üzerindeki lekeler
ise koyu renktedir ve hastalığın genişlemesi yapraktakilerden daha yavaştır.
Meyvelerde oluşan lekeler, şekil bozukluklarına, kalitenin ve pazar değerinin
düşmesine yol açar. Hastalık neticesinde ürün kayıpları % 45’e kadar çıkabilir.
1.KÜLTÜREL MÜCADELE
a. Dayanıklı çeşitlerin
kullanımı.
b. Hastalığın bulaşma
kaynağı yere dökülen yaprak ve meyvelerdir. Hastalık ile iyi bir mücadele
yapılmak isteniyorsa bunların toplanıp yok edilmesi gerekmektedir. Ya da bu
bitki artıkları derin bir sürümle toprak altına gömülmelidir. Bu tür önlem
hastalığı tam olarak ortadan kaldırmaz, ama hastalığın bulaşmasının azalmasını
sağlar.
c. Hastalıklı dallar,
özellikle sıracalı dallar budanarak uzaklaştırılmalı ve yok edilmelidir.
2.KİMYASAL MÜCADELE
1.İlaçlama: Çiçek gözleri
kabardığında (Yeşil tomurcuk dönemi ).
2.İlaçlama: Pembe tomurcuk
döneminde.
3.İlaçlama: Çiçek ilaç
yapraklarının %70-80’i döküldüğünde.
4.İlaçlama: İlaçların etki
süresi ve iklim koşullarına göre yapılır.
TAVSİYE
EDİLEN KİMYASAL İLAÇLAR
Etkili Madde Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu (Preparat) 100 lt. suya
Bakır Oksiklorür % 50 WP 400
gr
Bakır Oksit % 50 WP 400 gr
Benomyl % 50 WP 60 gr
Cyprodinil % 50 WP 30 gr
Bordo Bulamacı Sıvı 1000+2000 gr
Bordo
Bulamacı Sıvı 500+1000 gr
ÇAYBAŞI
’NDA BAHÇE TESİSİ ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
İl Özel İdare Müdürlüğü ve ve Kırsal Kalkınma Projeleri
kapsamında dağıtımı yapılan meyve fidanlarıyla ilgili çiftçilerinden bahçe tesisi şartı arayan, bu
hususta gerekli eğitim ve yayım çalışmalarına hız veren Çaybaşı İlçe Tarım
Müdürlüğü, 2005 yılında; 8 adet çiftçisine ceviz bahçesi, 1 adet çiftçisine
bodur kiraz bahçesi ve 1 adet çiftçisine bodur elma bahçesi, 2006 yılında ise 5
adet çiftçisine ceviz bahçesi 2 adet çiftçisine bodur kiraz bahçesi ve 2 adet
çiftçisine ise bodur elma bahçesi kurulması çalışmalarını mahallinde bizzat
personeli ile birlikte gerçekleştirdi.Yine sera çalışmalarına büyük önem veren
İlçe Tarım Müdürlüğü, ilçe merkezinde 2006 yılı başında çiftçi şartlarında
deneme ve demonstrasyon kapsamında, çiftçilerin ziyaret edebilecekleri kendi
kontrolünde
Yine yapılan gayretli, özverili
çalışmalar çiftçilerden ve ilçe halkından büyük ilgi görmektedir.
BAHAR
HASTALIKLARI: ASTIM VE ALERJİ!
Bahar mevsimi, astım ve alerjik hastalıkların daha çok
ortaya çıktığı bir mevsimdir. Havaların ısınması, atmosfer basıncındaki
değişiklikler, havadaki nem miktarındaki farklılıklar ve havaya karışan
bitkilere ait polenlerin bunda önemli rolü olduğu belirtilmektedir.
Astıma ve alerjik hastalıklara yol açan alerjenlerin
başında polenler gelmekte, havaya karışan polenler, hassas insanlarda saman
nezlesine ve astıma yol açabilmektedir. Ancak, her polen alerjiye neden
olmamaktadır.
Gün içerisinde polenlerin en yoğun olduğu zaman sabahın
erken saatleridir. Polenler rüzgar etkisiyle çok uzak mesafelere gidebilmekte,
ancak kaynağa ne kadar yakın bulunuluyorsa solunacak polen sayısı o kadar fazla
olmaktadır.
Astımın kişide ortaya çıkabilmesi için hem ırsi yatkınlık
olmalı, hem de buna çevre faktörlerinin katkıda bulunması gerekmektedir. Ancak,
kişi kendisini olumsuz çevre koşullarından koruyarak astımdan da korunabilir.
Bunun başında da hava kirliliği gelmektedir. Hastalıktan korunmak için sigara
içilen ortamlarda bulunulmamalıdır. Beslenme de çok önemlidir. A ve C
vitaminlerini içeren diyetle beslenmenin, balık etini fazla tüketmenin, astıma
ve diğer alerjik hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır. Bu şekilde beslenen
insanların vücutları alerjik hastalıklara karşı kendini daha iyi savunur.
Astım ve diğer alerjisi olanlarda “ev akarları” denilen
yaratıkların da çok önemli bir rolü vardır. Evin iyi havalandırılması ve hijyen
burada dikkat edilmesi gerekenler. Yine, özellikle yatak odalarının daima
halısız, kilimsiz, koltuksuz olmalı ve yataklarda yün içermeyen sentetik
şeylerden yapılmış olmalıdır. Evde kedi, köpek ve kuş beslenmemeli, evin nemi %
50‘nin altında bulunmalıdır.
Hazır gıdaların uzun süre dayanması için geliştirilen bir
çok katkı maddesinin hassas kişilerde yan etkileri olabilir. Bu sebeple astımlı
ve alerjik insanlar mümkün olduğu kadar doğal şekilde hazırlanmış gıdalarla
beslenmelidirler.
Çocuklarda alerjinin ilk belirtisi özellikle geçmeyen burun
akıntısıdır. Geçmeyen ve çok uzun süre devam eden öksürüklerde bir astım
türüdür. Özellikle geceleri hırıltılı nefes alımı da astım belirtilerinden
sayılıyor.
Astım ve alerjik hastalıkların tamamen ortadan kaldırılması
mümkün değildir. Yapılan tedavilerse hastalığın tekrarlamasını, belirtilerin
şiddetini azaltmaya yönelik olmaktadır.
Bilinçli yapılan spor da astım
hastalığı için çok önemli ve çok yararlıdır. Özellikle yüzme astımlılar için
ideal bir spor.
TÜRK
GIDA KODEKSİ - BAL TEBLİĞİ (TEBLİĞ NO:
2005/49)
KONTROL ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ
17.12.2005 tarih ve 26026 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürülüğe giren Bal Tebliği’nin amacı ; balın, tekniğine uygun ve
hijyenik şekilde hazırlanması, işlenmesi, depolanması, nakledilmesi ve
pazarlanması aşamalarında taşıması gereken özelliklerini belirlemektir. Bu
Tebliğ bal arısı, Apis mellifera, tarafından üretilen balı kapsar.
Tanımlar a) Bal:
Bitki nektarlarının, bitkilerin canlı kısımlarının salgılarının veya bitkilerin
canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin salgılarının bal arısı
Apis mellifera tarafından toplandıktan sonra kendine özgü maddelerle
birleştirerek değişikliğe uğrattığı, su içeriğini düşürdüğü ve petekte
depolayarak olgunlaştırdığı doğal ürünü,
b) Kaynağına göre;
-Çiçek veya nektar balı:
Bitki nektarından elde edilen balı,
-Salgı balı: Bitkilerin
canlı kısımlarının salgılarından veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde
yaşayan bitki emici böceklerin -Hemiptera- salgılarından elde edilen balı,
c) Üretim ve/veya pazara
sunuluş şekline göre;
-Petekli bal: Kuluçka
amaçlı kullanılmamış olan saf balmumundan hazırlanmış temel peteklerin veya
arılar tarafından yapılmış peteklerin gözlerinde depolanmış ve tamamı veya
büyük bölümü sırlanmış olarak satışa sunulan balı,
-Süzme bal: Sırları alınan
yavrusuz peteklerden santrifuj yolu ile elde edilen balı,
-Petekli süzme bal: Süzme
bal içerisinde petekli bal parçaları ile hazırlanmış balı,
-Sızma bal: Süzme bal elde
edilirken alınan sırlardan ve balı alınmış peteklerden sızdırılarak toplanan
balı,
-Pres balı: Yavrusuz
peteklerin doğrudan veya 45°C’ yi aşmamak üzere ısıtılarak preslenmesi ile elde
edilen balı,
-Filtre edilmiş bal:
Yabancı organik ve/veya inorganik maddelerin filtrasyon yolu ile
uzaklaştırılması sırasında polen içeriği önemli ölçüde azalmış balı,
d) Fırıncılık balı: Kendine
özgü doğal koku ve tada sahip olmayan veya fermantasyona başlamış veya fermente
olmuş veya yüksek sıcaklıkta işlem görmüş, endüstriyel amaçlı kullanıma uygun
veya diğer gıda maddelerinin üretiminde bileşen olarak kullanmaya uygun balı,
e) Çerçeve: Arıların
doğrudan petek yaptığı veya içine temel peteklerin yerleştirildiği
malzemeyi, ifade eder.
Balın Ürün özellikleri:
Bal Kodeksi kapsamında piyasaya sunulan veya insan tüketimi
amacıyla herhangi bir gıda maddesinde bileşen olarak kullanılan bala ait
özellikler aşağıda verilmiştir.
a) Bala gıda katkı
maddeleri de dahil olmak üzere dışarıdan hiçbir madde katılamaz. Bal doğal
bileşiminde bulunmayan organik ve/veya inorganik maddelerden ari olmalıdır.
Fırıncılık balı dışında bal; bala ait olmayan yabancı tat ve kokuda,
fermantasyonu başlamış, asitliği yapay olarak değiştirilmiş veya içerdiği doğal
enzimleri parçalayacak ya da önemli düzeyde inaktive edecek şekilde ısıtılmış olmamalıdır.
Filtre edilmiş bal ile
ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla yabancı organik veya inorganik maddelerin
ayrılması sırasında kaçınılmaz olan kayıplar dışında balda (n) polen veya diğer
bala özgü bileşenler uzaklaştırılamaz.
b) Balda;
- İnsan sağlığını tehdit
eden hiçbir patojen mikroorganizma, parazit ve/veya parazit yumurtası
bulunamaz,
- Clostridium botulinum
bulunamaz,
- Türk Gıda Kodeksi Şeker
Tebliğinde yer alan şekerleri içeremez.
c) Balın tadı ve aroması,
balın kaynağına ve üretildiği bitkinin türüne bağlı olarak değişmekle birlikte,
bal kendine özgü koku ve tada sahip olmalıdır.
d) Balın rengi su
beyazından koyu amber renge kadar değişebilir. Salgı balının rengi pfund
skalaya göre en az 60 olmalıdır.
e) Temel petekte balmumunun
doğal yapısında bulunmayan, parafin, serezin, iç yağı, reçine, oksalik asit
gibi organik maddeler ile ağartıcı maddeler gibi inorganik maddeler bulunamaz.
f) Etiketinde orijin aldığı
çiçek, bitki, bölge veya coğrafya belirtilen ballara filtre bal ilave edilemez.
g) Petekli ballarda,
peteğin en az %80’i sırlanmış olması gerekmektedir.
h) Etiketinde botanik
orijini belirtilen ballarda bu özellikleri polen analizi ile belirlenir.
ı) Ballara ait diğer
özellikler aşağıdaki tabloda yer
almaktadır.
Ayrıca; Bala hiç bir
katkı maddesi katılamaz. Bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünlerde bulunabilecek
pestisit kalıntı miktarları Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin Pestisit
Kalıntıları bölümüne uygun olmalıdır. Bu kurallara ek olarak balda maksimum
pestisit kalıntı limiti en fazla 0.01 mg/kg olmalıdır.
Ambalajlama, etiketleme ve işaretleme : Bu Tebliğ
kapsamında yer alan ürünler Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin Ambalajlama ve
Etiketleme-İşaretleme bölümünde yer alan genel kurallara uygun olarak
ambalajlanmalı, etiketlenmeli ve işaretlenmelidir. Bu genel kurallara ek olan
kurallar aşağıda verilmiştir:
a) Çerçeveli balda net
miktara "çerçeve ağırlığı" dahil değildir. Çerçevelere arıcıların
işletme tescil numaraları yazılmalıdır.
b) Etikette balın orijini;
salgı balı veya çiçek balı olduğu, bal ifadesinin yanında aynı punto ile
belirtilecektir.
c) Etikette balın hasat
yılı; üretim tarihi olarak, balın ambalajlandığı tarih; dolum tarihi olarak
ifade edilecektir.
d) Bu Tebliğ kapsamındaki
ürünler 5 inci maddenin (b), (c) ve (d) bentlerinde tanımlanan şekilde satışa
sunulur. Ancak filtre edilmiş bal, petekli bal, petekli süzme bal ve fırıncılık
balı haricindeki diğer ballar sadece "bal" ifadesi ile satışa
sunulabilir.
e) Filtre edilmiş ballar ve
fırıncılık balları hariç olmak üzere, balın kaynağı belirli bir çiçek veya
bitki ise ve bal bu bitki veya çiçeğe ait duyusal, fiziksel, kimyasal ve
mikroskopik özellikleri belirgin şekilde taşıyorsa, ürün ismi "ayçiçeği
balı, ıhlamur balı" gibi orijin aldığı çiçek veya bitkinin adı ile
desteklenebilir.
f) Filtre edilmiş ballar ve
fırıncılık balları hariç olmak üzere, bala üretildiği bölgenin florasına ait
özelikleri belirgin şekilde taşıdığı sürece o bölgenin bölgesel, coğrafi veya
topografik adı ürün ismi ile birlikte kullanılabilir.
g) Fırıncılık ballarının
etiketinde "sadece pişirme amaçlı" ifadesi ürün ismine yakın ve
kolayca görülebilir bir şekilde yer almalıdır.
h) Fırıncılık ballarının
bileşen olarak kullanıldığı bileşik bir gıda maddesinde "bal" ifadesi
"fırıncılık balı" yerine bileşik gıda maddesinin isminde
kullanılabilir. Ancak, ürünün bileşenler listesinde "fırıncılık balı"
olarak yer almalıdır.
ı) Filtre balların bu
özelliği ve bu ballarda polen miktarının büyük ölçüde alındığı etikette
belirtilecektir.
-Bu Tebliğ kapsamında yer
alan ürünleri üreten ve satan işyerleri; tescil ve izin, ithalat işlemleri,
kontrol ve denetim sırasında bu Tebliğ hükümlerine uymak zorundadır. Bu
hükümlere uymayan işyerleri hakkında 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve
Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında
Kanun hükümlerine göre yasal işlem yapılır.
Bu Tebliğ ile; 22/10/2000 tarihli ve 24208 sayılı Resmî
Gazete’ de yayımlanan, "Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği" (Tebliğ No:
2000/39) yürürlükten kaldırılmıştır.
Halen faaliyet gösteren ve bu Tebliğ kapsamındaki ürünleri
üreten ve satan işyerleri bu Tebliğ’ in yayımı tarihinden itibaren 3 ay içinde
bu Tebliğ hükümlerine uymak zorundadır.
*Pres balında suda
çözünmeyen madde miktarı 0.5 g/100g’ı geçemez.
**Üretildiği bölge
etiketinde belirtilmek koşulu ile tropikal iklim bölgeleri kaynaklı ballarda
HMF miktarı en çok 80 mg/kg olmalıdır.
***Balmumunda
naftalin miktarı 10 ppb’den fazla olamaz.
FINDIKTA
KAHVERENGİ KOŞNİL VE MÜCADELESİ
Coşkun ÖZTÜRK
Tekniker
-Fındık sürgünleri üzerinde 2-
-Bu zararlı, fındık bitkisinin yaprak ve sürgünlerinde,
bitkinin özsuyunu emerek beslenir. Bulaşma fazla olursa ; bitkinin özsuyunu
emerek yaptığı zarardan başka salgıladığı ballı maddeler ile karaballık
denilen dolaylı bir zarara da neden olurlar. Gerek emgi yapmak
suretiyle, gerekse karaballık şeklindeki zarar nedeniyle sürgün ve dallar
gelişemez ve yapraklar zamanından önce dökülür, sonunda fındık ocakları zayıf
kalır, meyve verimi ve kalitesi düşer.
MÜCADELESİ:
Kültürel Mücadele: Bulaşmanın az ve sınırlı olması halinde
zararlı ile bulaşmış sürgünler kesilip bahçeden uzaklaştırılmalı, en iyisi
yakılmalıdır.
İlaçlı Mücadele: Eğer bulaşma çok fazla ise bulaşma olan
bahçelerde şu şekilde bir gözlem yapılarak ilaçlama yapılıp yapılmayacağına
karar verilir: Bir bahçede koşnille bulaşık 10 ocakta inceleme yapılır. Her
ocakta yaklaşık 30 sürgüne bakılır. Bakılan bu sürgünlerin her birinde ortalama
5 canlı koşnil varsa o bahçede ilaçlama yapılmalıdır. Zararlının çok yoğun
olarak bulunmadığı bahçelerde ilaçlı mücadele yapmaya gerek yoktur.
İlaçlama Zamanı: İlaçlama
yumurta açılmasının tamamlanmasına yakın haziran ayı sonlarına doğru yapılır.
İlaçlamaya karar verilen bahçelerde ilaçlama şu şekilde
yapılmalıdır. İlaçlamada sırt motoru (atomizör) kullanılacaksa 1 depo dolusu
suya, dekara tavsiye edilen ilaç dozlarının beşte biri ilaç konulup normal
büyüklükteki 10 ocağın ilaçlanması yapılır, ilaçlamada sırt körüğü
(pülverizatör) kullanılacaksa 1 körük dolusu suya dekara tavsiye edilen ilaç
dozlarının onda biri konulup normal büyüklükteki 5 ocak ilaçlanır. (Dekara 50
ocak hesabı ile) Her iki aletle yapılan
ilaçlamalarda bitkinin her tarafının özellikle sürgün ve yapraklarının ilaçlı
su ile kaplanmasına özen gösterilmelidir.
İLAÇLI
MÜCADELEDE KULLANILACAK İLAÇLAR:
Etkili Maddesi Dekara (50 Ocak)dozu
Omethoate 500 gr/lt SL 150 ml
Azinphos-methyl 25 WP 150 ml
Carbaryl
% 85 WP 150 gr
METEORİSMUS=TİMPANİ
(Ön
Midelerde Gaz Birikmesi)
Cihangir TOP
Veteriner Hekim
Ön midelerde aktivite
artışı sonunda oluşan köpüklü gazın, gevişenlerde ön mideleri şişirmesi olayına
meteorismus=timpani adı verilmektedir.
Ön midelerde fizyolojik olarak oluşan gazın çeşitli
nedenlerle dışarı atılamayarak midelerde toplanması, dolayısıyla karnın şişip
gerginleşmesi ve sonuçta sindirim bozukluğuna neden olması şeklinde
açıklanabilen meteorismus olayları, eğer kısa sürede sağaltılmazsa sonuçta
asfeksiden hayvanın ölmesine yol açacak kadar tehlikeli olmaktadır.
Rumenden gaz çıkışının engellenmesi; ya gazın özelliğine ya
da geviş getirmenin engellenmiş olmasına veya tamamen durmasına bağlıdır. Gazın
özelliğine bağlı (köpüklü oluşu) timpanilere primer timpaniler geviş getirmenin
engellenmesine veya tamamen durmasına bağlı olanlara da sekonder timpaniler adı
verilmektedir. Gaz birikmesinin diğer bir nedeni de ön mideleri uyaran N.
vagusun kollarında meydana gelen fonksiyon bozukluklarıdır. Sinir kollarındaki
fonksiyon bozukluğu sonucu ön midelerde gaz ve sıvı toplanmakta ve bu birikime
bağlı olarak, karın bölgesi belirgin bir şekilde şişip gerginleşmektedir. Bu
olaya da vagus indigestionu=hoflund syndromu denilmektedir.
SEMPTOMLAR (Belirtiler): Sığırlarda timpaninin ilk
belirtisi sol açlık çukurluğunun aşırı şekilde şişmesi ve karın bölgesinin
gerginleşmesidir. Bu şişkinlik yem yenildikten en geç 4 saat içerisinde gelişir,
sırt çizgisinin üzerine çıkar ve sağ açlık çukurunun şişip gerginleşmesine
neden olur. Timpanik hayvan yem yemez, geviş almaz, huzursuzdur, sancı ve
inleme gösterir. İlerlemiş durumlarda ağızdan solunum dikkati çeker. Nabız
zayıflamış ve frekansı artmıştır. Solunum güçlüğü asfeksi şekline dönüşebilir
ve mukozalarda siyanoz (mavimtrak renk) oluşur. Karın içi basıncın artmasıyla
ölüm, asfeksi sonu meydana gelir.
SAĞALTIM: Sekonder timpanilerde hastalığın sebebi ortadan
kaldırılınca hayvan kısa sürede düzelmiş olur. Asıl zor olan, primer
timpanilerin sağaltımıdır. Şiddetli olaylarda, gazın alınması sağaltımın ilk
şartıdır. İlk olarak hayvan ön ayakları yükseğe gelecek şekilde meyilli bir
yere alınır, rumene soğuk suyla masajlar yapılır, hayvana ağızdan 1-2
litremineral (parafin likit) veya bitkisel yağ içirilir. Gazın köpükle karışık
olduğu durumlarda dışarı çıkması olanaksızdır, o zaman gazı köpükten ayıracak
preparatlar içirilir. Bu amaçla metil silikon preparatları (mete) asetil
butilat (blotrol; 50-100 ml, 500-1000 ml suyla karıştırılıp) ve ess. de
terebentin (40-50 ml 1-
KORUNMA: Hayvanlara kolay fermente
olan gıdaları, taze yonca ve diğer baklagilleri vermekten kaçınmalıdır. Yeşil
olarak verilecek yemler biçildikten ve bir gün bekletildikten sonra
yedirilmelidir. Meraya çıkarılmadan önce hayvanlara, bir miktar kuru ot veya
yem yedirilmesi alışkanlık haline getirilmelidir.
MÜŞTERİ
MEMNUNİYETİ
Esra ALPÖZEN
Gıda Mühendisi
Toplam Kalite Yönetimi Müşteri odaklı bir yönetim
sistemidir. Müşteri memnuniyeti; müşteri beklentileri ile sunulan hizmeti
algılaması arasındaki uygunluk şeklinde tanımlanmaktadır. Müşteri memnuniyeti
en genel anlamda, bulduklarımız ve beklentilerimiz arasındaki farkın sıfır yada
artı olmasıdır.
Müşteri memnuniyetinin sağlanmasında, sunulan hizmetin aşağıdaki
ilkelere uygun olması gerekmektedir.
*Hizmetin ayrım gözetmeden
sunulması
*Zamanında sunulması
*Yeterli ve etkin olması
*Doğru ve hassas olması
*Amaca uygun olması
*Müşteri katılımını
içermesi
*Müşteri ihtiyaçlarını ve
beklentilerini karşılaması
Proses tabanlı kalite yönetim sistemi modelinde müşteri
şartlarının prosesler ile müşteriye sunulan hizmete dönüşmesinde, müşteri
ihtiyaç ve beklentilerinin tam olarak karşılanabilmesi büyük önem taşımaktadır.
İhtiyaç, gerekli olan, istenilen yada faydalı olan bir özelliğin
bulunmamasıdır. Müşteri ihtiyacının karşılanması müşteri ve kuruluş için
olamazsa olmaz bir şarttır. Beklenti ise, gelecekteki durumu sezinleme ve
önceden fark edebilme, özellikle de bilinen bir ihtiyacın karşılanmasından
sonra elde edilebilecek faydaların türetilebilmesidir.
Müşteri şartlarının yerine getirilmesi yani müşteri
memnuniyeti; mektupla anket, telefonla görüşme, yüz yüze görüşme ve internette
anket gibi farklı yöntemlerle ölçülmektedir. Kurumumuzda 26/10/2005 tarihinden
itibaren uygulamasına başlamış olduğumuz Toplam Kalite Yönetimi ve TS EN ISO
9001:2000 Kalite Yönetim Sistemimiz kapsamında Hizmet binalarımızın
girişlerinde bulunan ve her ay sonunda açtığımız Müşteri, Görüş, Öneri ve Anket
kutularımızın çıkan formların proses bazında dağılımı ve her ay ait Müşteri
Memnuniyeti yüzdeleri aşağıdaki çizelgeye çıkarılmıştır.
Kasım ayından itibaren İl
Müdürlüğümüzün 5 aylık müşteri memnuniyeti oranları sırası ile % 89,56; %
84,44; % 86,92; % 92,97; % 95,79 olarak saptanmıştır. Kurumuzda yapmış
olduğumuz anketlerin sonuçlarının güvenilirliğinin artması yani bütünü daha iyi
temsil edebilmesi, müşterilerimizin anketlere katılımının artması ile
sağlanacaktır. Ordu İl Tarım Müdürlüğü olarak bizim için önemli olan, bugün ne
kadar iyi hizmet verdiğimiz değil, yarın bugünden daha iyi hizmet
verebilmemizdir.
AŞI
ÇEŞİTLERİ
M.Hayati ÇANDIR
Ziraat Mühendisi
Bir meyve tür ve çeşidinden alınan göz ya da kalemin anaç
üzerine yerleştirilmesine aşı, yapılan işlemede aşılama denir. Aşılama sonucu
oluşacak bitkide göz ya da kalem ağacın tacı, anaç ise kök kısmını oluşturur.
Bahçe yetiştiriciliğinde aşılar yapıldığı zamana göre,
aşılanacak parçanın özelliğine göre ve amaca göre üç ayrı kısımda incelenir.
Aşılama İşlemi;
1- Zamanlama açısından;
- Sürgün (Şubat ayında veya
Mayıs ayı ortasından Temmuz başlarına kadar olan süre içerisinde yapılır.)
- Durgun (Temmuz ayının
yarısından, kış dinlenme dönemine kadar olan süre içerisinde yapılır.)
2- Aşılanacak parçanın
özelliğine göre;
- Göz (Fidan yetiştirme
amacıyla )
- Kalem (Şubat ayında veya
Mayıs yarısından itibaren yapılır, Temmuz ayının başına kadar sürer.)
3- Amacına göre aşılar;
- Onarma
- Çeşit değiştirme
Sürgün göz aşısı: Kış
dinlenme dönemi sonu ile ilkbahar gelişme dönemi içerisinde yapılır. Yaza
gelişmiş yeni sürgünler oluşur. Fidan haline gelir.
Sürgün kalem aşısı: Şubat
ayında veya Mayıs ayının yarısından itibaren başlanabilir ve Temmuz ayının
başına kadar devam edilebilir. Yapılan aşılar dönem içerisinde sürerek yeni
bitki oluştururlar.
Durgun göz aşısı: Yaz
gelişme dönemi içerisinde yapılan ilkbahar döneminde süren aşı şeklidir. Temmuz
ayının ikinci haftasından kış dinlenme dönemine kadar olan sürede yapılabilse
de sıcaklığı düşük olan yerlerde zaman
daraltılmalıdır.
Göz aşıları: Fidan
yetiştiriciliğinde en çok kullanılan aşı şeklidir. Aşı tutmadığı takdirde aynı
dönem tekrarlanabilir. Aşının tutma oranı (% 80-95) yüksektir. Göz aşısı anacın
fazla kalınlaşmasına gerek kalmadan kurşun kalem kalınlığında olması
yeterlidir. Macun kullanılmaz, aşılamada gözler hakim rüzgar yönünde olmalıdır.
Aşılama sonrası yüksek nem (% 70-80) ve 26 oC’ye (13-32 oC) yakın sıcaklık
tutma oranını artırır. Anaçta yana açmadan önce gözün çıkartılması ve ağıza
alınması gibi hareketlerden kaçınılmalıdır.
Kalem Aşıları: Üç dört göz
içeren bir veya iki yıllık dal parçasının (kalem) anaç üzerine
yerleştirilmesine kalem aşısı denir. Fidan yetiştirme, çeşit değiştirme ve
onarma amacıyla yapılır. Yarma, kakma, kabukaltı (çoban) aşıları fidan
yetiştirme ile çeşit değiştirme için köprü ve kemer aşıları ise yaralı
gövdelerin onarılmasında kullanılır.
Yarma aşı:
Kabuk altı (çoban) aşısı:
İlkbahar gelişme döneminin başlaması ile yaz gelişme döneminin sonuna kadar
yapılabilir. Bu aşının özelliği; dış kabukla odun arasına aşı kaleminin yerleştirilmesidir.
Kalem tek taraflı
Dilcikli kalem aşısı: Aşı
yapılacak anaç ile kalemin çapları aynı olmalıdır. Asma yetiştiriciliğinde
yaygın uygulanır. Önce kalem ve anaç dik açıyla kesilir. Öz kısımların tam üst
kısmından
Kakma
aşı: Çeşit değiştirme veya onarma aşı şeklidir. Anaç
TARIM
DANIŞMANLARIMIZA YÖNELİK HİZMETİÇİ EĞİTİM DÜZENLENDİ
Bakanlığımızın 2004 yılında uygulamaya
koyduğu ve bu sene son yılı içerisinde bulunan KÖYMER projesi kapsamında
ilimizde görevli bulunan 21 adet Tarım Danışmanına 6-7 Mart 2006 tarihleri
arasında hizmetiçi eğitim düzenlendi. 2006
yılı hizmetiçi eğitim programının ilk aşaması olan 2 günlük bu eğitim süresince
Tarım Danışmanlarına fındık hastalık ve zararlıları ile mücadelede etkili
yöntemler ve güncel teknikler, fındık ve kivide dondan korunma yolları,
kooperatif kuruluşu ve kredi kullanımı ile hayvan hastalıkları konularında
güncel ve önemli bilgiler verildi. Eğitimlere plan dahilinde 2006 yılı
içerisinde devam edilecektir.
ADAY
MEMURLARIMIZA TEMEL VE HAZIRLAYICI EĞİTİM DÜZENLENDİ
Bakanlığımızın, Müdürlüğümüzde görevlendirdiği 2 Veteriner
Hekim, 3 Su Ürünleri Mühendisi, 1 Gıda Mühendisi, 1 Ziraat Mühendisi ve 1
Teknisyen olmak üzere toplam 8 aday memura temel ve hazırlayıcı olmak üzere
eğitimler verildi.
20.02.2006 tarihinde başlayan
eğitimler 07.04.2006 tarihinde sona erdi. Eğitimler sonunda aday memurlara
düzenlenen sınavda tüm adaylar başarılı olmuştur.
İLKÖĞRETİM
OKULLARINA YÖNELİK EĞİTİMLER TAMAMLANDI
İl Müdürlüğümüz Eğitim Programları kapsamında, Milli Eğitim
Müdürlüğü ile ortaklaşa planlanan program dahilinde ilköğretim okullarına
yönelik "Hayvanlardan insanlara geçmesi muhtemel hastalıklar-Gıda
güvenliği-Beslenme" konularında eğitimler düzenlenmiştir.
Plan dahilinde 23 Şubat-30 Mart 2006
tarihleri arasında gerçekleştirilen ve 25 ilköğretim okulunda düzenlenen bu
eğitimlerde toplam 2.497 öğrenci bilgilendirilmiş ve öğrencilere 2.803 adet
konu ile ilgili bilgilendirici yazılı materyal (liflet vs.) dağıtımı
yapılmıştır.
ÇAYBAŞI/İLKÜVEZ’DE
YENİ MEZBAHA TESİSİ AÇILDI
Çaybaşı İlçemize bağlı İlküvez kasabasında 3. sınıf mezbaha
açılışı yapıldı. İlçe ve Belde halkının sağlıklı ve hijyenik şartlarda, Veteriner kontrolünde kırmızı et
ve et ürünleri tesisin açılması ile günlük 5 büyük baş hayvan kesimlik
kapasiteye sahip olan mezbaha, beldeye örnek sayılabilecek modern mezbahaya
kavuşmuş oldu.
Mezbahada haftada en az 15 büyük baş hayvan kesimin yapılabileceği, gıda yönünden de yöre
halkına güvenilir tesis kazandırmak için,
İlçe Müdürlüğü olarak Belediyenin katkılarıyla en iyi hizmet sunulmuş
oldu.
AYBASTI
İLÇEMİZDE PATATESTE KARANTİNA
TEDBİRLERİYLE
İLGİLİ TOPLANTI YAPILDI
Patates Siğili Hastalığı nedeniyle, Bakanlığımızca iç
karantina tedbirleri kapsamında yemeklik ve tohumluk patates ekiminin tamamen
yasaklandığı Aybastı İlçemizde patates siğili hastalığı ve karantina tedbirleri
ile ilgili olarak; 10.03.2006 tarihinde, köy ve mahalle muhtarlarının
katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Bitki Koruma Şube Müdürü Engin KONTAŞ ve
Tekniker Tuğrul GÜNGÖR tarafından hastalık ve karantina uygulamaları hakkında
bilgiler verildi.
Toplantıda;
hastalığın kontrol altında tutulması ve temiz bölgelere yayılma riskinin
önlenmesi açısından, Aybastı İlçesindeki üreticilerimizin karantina tedbirleri
kapsamında uygulanan ekim yasağına mutlaka uymaları gerektiği belirtildi.
İlimiz Aybastı İlçesinde 2005 yılında uygulanan, patates
siğili görülen alanlarda alternatif ürün desteği, 2006 yılında da devam edecek
olup, toplantıda üreticilerin bu destekten yararlanmaları için müracaatlarını
Nisan-Mayıs aylarında mutlaka yapmaları gerektiği bildirildi.
2005 yılında Aybastı İlçemizde “Sertifikalı Tohumluk ve Fidan Desteği ile
Patates Siğili Hastalığı Görülen Alanlarda Alternatif Ürün Desteği” hakkındaki
2005/20 ve 2005/37 no’lu tebliğler kapsamında 1.905 üreticimize, 9.495 dekar alanda toplam : 584.256 YTL.
ödeme yapılmış, böylece üreticilerin alternatif ürünlere geçişi sağlanarak
mağduriyetleri giderildiği gibi, hastalığın diğer bölgelere yayılma riski de
önlenmiştir.
AKKUŞ’DA
KOOPERATİF ÜYELERİ EĞİTİLDİ
İl Müdürlüğümüz ve Akkuş İlçe Müdürlüğümüzün ortaklaşa
çalışmaları sonucunda Tarım Danışmanı bulunan Akpınar Beldesi’nde düzenlenen
eğitime çok sayıda Tarımsal Kalkınma Kooperatifi üyesi katıldı.
Yapılan eğitimde; Kırsal Alanda Sosyal
Destek Projesi’nden Süt Sığırcılığı Projesi uygulamak isteyen kooperatif
üyelerine, proje uygulama esasları, borçlanma sistemi, kredi geri ödemeleri,
uygulanacak projenin karlılığı ile çiftçi ve belde ekonomisine sağlayacağı
yararlar anlatıldı.
ÇEY
ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ’NE KEMAL YILMAZ ATANDI
Çiftçi Eğitim ve Şube Müdürü olarak göreve başlayan Kemal
YILMAZ, 1975 yılında Malatya ili Akçadağ ilçesinde doğdu. İlk ve orta
öğrenimini Akçadağ’da, lise öğrenimini ise Malatya Ziraat Meslek Lisesi’nde
tamamladı. 1995 yılında ise Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde öğrenime başlayıp,
1999 yılında buradan mezun oldu. 2000 yılında yine Gaziosmanpaşa Üniversitesi
Fen Bilimleri Tarla bitkileri Anabilim dalında Yüksek Lisans Eğitimine
başlayıp, 2003 yılında mezun olarak Ziraat Yüksek Mühendisi ünvanını aldı. 6
yıl Kabadüz ilçemizde İlçe Müdürü olarak görev yaptı.
Evli ve bir kız çocuk babası olan yeni
Çiftçi Eğitim Şube Müdürümüz ve Yazı İşleri Müdürümüze, “Ordu’da Tarım” olarak
hoşgeldiniz diyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
ORDU
MESLEK YÜKSEK OKULU MÜDÜRÜ PROF.DR. TURAN KARADENİZ OLDU
1964 yılında Giresun’un Tirebolu ilçesinde doğdu. İlkokulu
Tirebolu’da, orta ve lise öğrenimini Trabzon’da tamamladı. 1984 yılında Ondokuz
Mayıs Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nden mezun oldu. 1989 yılında Ziraat
Yüksek Mühendisi, 1993 yılında da Ziraat Doktoru ünvanlarını aldı. 1993’de
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’ne Yardımcı
Doçent Doktor olarak atandı. 1996 yılında KTÜ Ordu Ziraat Fakültesi’ne naklen
atanan araştırıcı, 1997’de Doçent, 2004’de Profesör oldu. 2004-2006 yılları
arasında KTÜ Ordu Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcılığı ve Bahçe Bitkileri Bölüm
Başkanlığı görevlerinde bulunan ve Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yönetim
Kurulu Üyesi olan araştırıcı, 21.02.2006 tarihinde Ordu Üniversitesi Meslek
Yüksek Okulu Müdürlüğü’ne vekaleten atandı.
Araştırıcı, İngilizce bilmekte, evli ve iki çocuk
babasıdır.
“Ordu’da Tarım” olarak Müdürümüze yeni
görevinde başarılar dileriz.
ÇAYBAŞI’NDA
ANA ARI ÜRETİM ÇALIŞMASI BAŞLADI
Çaybaşı ilçesi Ana Arı üretim konusunda atılım yaptı. İlçe sakinlerinden Neslihan KURT, ana arı
üretim için kolları sıvadı.
Neslihan KURT, 1999-2001 yılı Kafkas Üniversitesi Meslek
Yüksek Okulu Arıcılık Program bölümünü bitirdikten sonra 2002-2004 yıllarında
Tema Vakfı tarafından yürütülen yurdun çeşitli bölgelerinde ana arı ıslah
çalışmalarında bulunmuş, suni tohumlama yoluyla ana arı üretimi çalışmalarına
katılmıştır.
Çeşitli kurum ve kuruluşlara arıcılık konusunda danışmanlık
hizmetlerini yürüten Neslihan KURT, Çaybaşı ilçesi yanı sıra Ünye ilçesindeki
arıcılarla da ana arı üretimi ile organik bal konusunda da çalışmalarda
bulunacaktır. Ayrıca, SRAP kapsamında hazırlamış olduğu Ana Arı Üretim
Projesi’ni Çaybaşı Kaymakamlığı’na sunmuştur. Konuyla ilgili olarak görüşlerini
belirten Çaybaşı İlçe Tarım Müdürü Musa SAĞLAM, “İlimiz ekonomisinde ve
tanıtımında önemli yer tutan, ülkemizle ve ilimizle özdeşleşen arıcılığı,
ilçemizde geliştirmenin ve yaygınlaştırmanın Müdürlüğümüzün en temel
görevlerinden olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla ilçemiz ve bölge arıcılığında ses
getirecek bu girişimi ve projeyi gönülden destekliyorum” dedi.
Ünye ilçesindeki şubesinin açılışına,
Çaybaşı İlçe Tarım Müdürü Musa SAĞLAM ile Müdürlük personeli, Çaybaşı
Kaymakamlığı Vakıf görevlileri, Ünye Ziraat Odası Başkanı İsmail ŞİRİN,
ilçedeki sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra çevredeki arı üreticileri ile
çok sayıda vatandaş katılmıştır.
ÇAMAŞ
KARAGÜL ALABALIK
ÇİFTLİĞİ
FAALİYETE GEÇTİ
Çamaş İlçemize
10 havuzu ve yıllık 10 ton
kapasitesiyle üretim yapabilen havuzda 15 bin adet yetişmiş alabalık (150-300
gr) 15 bin adette yavru balık (50 gr) mevcuttur.
SU
ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ DESTEKLEMELERİ
Bakanlığımızca yürütülmekte olan Hayvancılık
Desteklemeleri, Bakanlar Kurulu Kararına göre; 17.01.2006 tarih ve 26052 sayılı
Resmi Gazete de yayımlanan 2006/9922 sayılı “Hayvancılığın Desteklenmesi
Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar”a göre; 2006 yılı Su
Ürünleri Yetiştiricilik Destekleme ödemeleri 1 Ocak 2006 tarihinden geçerli
olmak üzere yeniden düzenlenmiştir.
Bu kapsamda; su ürünleri desteğinden, desteklemeye konu
ürününü (Balık) satan yetiştiriciler, desteklemeye konu yavru balığı kendi
işletmelerinde üreten ve kendi işletmelerinde büyütmeye devam eden
yetiştiriciler ile yavru balığı satın alan yetiştiriciler, gerekli olan bilgi
ve belgeleri İl/İlçe Müdürlüklerine ibraz etmek suretiyle desteklemeden
faydalanmaktadırlar. Yapılacak destekleme başvuruları 2006/9 no’lu tebliğin 22.
ve 23’ncü maddelerinde bildirilen esaslar dahilinde yürütülecektir.
Buna göre; denizlerde ve iç sularda su ürünleri yetiştiricilerine,
2006 yılı için Çipura ve Levrek için 85 Ykr./Kg., Alabalık, 65 Ykr./Kg., yeni
türler için (Kalkan balığı, Mersin balığı, Yılan balığı, Kerevit, Karides,
Fangri, Mercan, Sinagrit, Lahoz, Sivri Burun Karagöz, minekop, Eşkine, Sargoz,
Kefal, Mırmır, Sarıağız, Yayın, Karabalık, Deniz Alabalığı, Kabuklu, Çift
Kabuklu ve Yumuşakçalar) 1 YTL./Kg., Midye 10 Ykr/Kg., aynı türlerde yavru balıklar için, 5 Ykr./Adet olarak
düzenlenmiştir. Ayrıca örgütlü olan üreticiler, üretimlerinin (yavru balık hariç)
10 tona kadar olan kısmı (10 ton dahil) için % 10, 10-40 ton arasında kalan
kısmı (40 ton dahil) için ise % 3 ilave desteklemeden faydalanmaktadırlar.
Bu nedenle; ürününü satan
yetiştiriciler ile yavru balık satın alan yetiştiriciler, desteklemeden faydalanmak
için, fatura veya müstahsil makbuzlarını kesim tarihinden itibaren 1 yıl içinde
İl/İlçe Müdürlüklerine, Su Ürünleri Yetiştiricilik Belgesi ve ÇKS Su Ürünleri
Belgesi ile birlikte müracaat etmek zorundadırlar. Ancak Aralık ayına ait
müstahsil makbuzları ve faturalar için son müracaat tarihi bir sonraki yılın
Ocak ayının son günüdür. Gerekli bilgi ve belgeleri hazırlamayan veya eksik
belge ibraz eden üreticilerimiz su ürünleri desteğinden faydalanamazlar.
“ORDU’DA TARIM” MUTFAĞINDAN
-PALLOBLE-
Malzemeler: 1,5 kilo
pancar, 1 kahve kaşığı kinzi, 1 baş sarımsak, 1 kilo fasulye, 200 gr. mısır
unu, ceviz, tuz, biber
Yapılışı:
Pancarlar temizlenip yıkanır ve burkarak parçalanır. Ayrı bir kapta su
kaynatılır. Pancarlar kaynayan suyun içine atılır. Yarı pişince suyu
değiştirilir. Tekrar kaynar su ilave edilir. Daha sonra haşlanmış fasulye
pancarların üzerine katılır. Diğer malzemeler (ceviz, kinzi, sarımsak, tuz,
biber) havanda dövülerek tekrar pancara katılır. Piştikten sonra yemek atesten
indirilir. İçine mısır unu katılarak dövme tahtası (veya el blendırı) ile iyice
dövülür. Tekrar ateşe konup bir süre daha kaynatılır.
-MISIR
UNU HELVASI-
Malzemeler: 2 su bardağı
fırınlanmış mısır unu, 125 gr tereyağı, 1 su bardağı çekilmiş fındık
Şerbet için: 2 su bardağı
toz şeker, 2 su bardağı su
Hazırlanışı: Şerbet için;
şeker ve suyu kaynatıp soğumaya bırakın.
Mısır ununu tavaya alıp orta ateşte tahta kaşıkla sürekli
karıştırarak birkaç dakika kavurun. Tereyağını eritip mısır ununa ekleyin ve sürekli
karıştırarak 10 dakika kavurun. 2 kaşık fındığı üzerine kullanmak için ayırıp
kalanını helvaya ekleyip karıştırın. Soğuk şerbeti azar azar ekleyip tahta
kaşıkla karıştırarak yedirin.
Helvayı yuvarlak bir kalıba alın.
Servis tabağına ters çevirerek çıkarın. Üzerine çekilmiş fındık serpin.
Çevresini fındıklarla süsleyip ılık olarak servis yapın.
BİTKİLER
ve SAĞLIĞIMIZ
-N
A R-
Nargiller familyasından; Akdeniz bölgesinden Japonya'ya
kadar yabani olarak yetişen canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe
dikenli bir ağaççıktır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtraktır. Çiçekleri parlak
kırmızıdır. Meyvesi portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok
tohumludur. Yenen kısmı, tohumlarının etli ve bol usareli kısmıdır. Nar
kabuğundan yapılan ilaçlar tenya düşürmek için kullanılır.
Nar, şifalı bitkiler literatüründe yer alır. Genellikle
besleyici ve tedavi edici ilaç ve panzehir olarak ağız yoluyla çeşitli
karışımlarla birlikte yenilir ve içilir, haricen de merhem olarak kullanır.
Onun sadece meyvesi değil, çiçeği, çekirdekleri, suyu ve kabukları da çeşitli
karışımlar halinde tıbbi olarak kullanılır. Narın vücudu ve kalbi
kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme, burun poliplerine faydalı olma
gibi yararları bulunmaktadır. Ancak içerdiği bazı kimyevi maddeler yüzünden
mide ve bağırsak hastalığı olanların, küçük çocukların ve hamilelerin fazla
kullanmamaları tavsiye edilir.
Tatlı nar midede çabuk çözüldüğü için hazmı kolaydır. Ancak
zaman zaman midede şişkinlik ve gaz meydana getirdiği için ateşli hastalığı
olanlara iyi gelmeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca tatlı nar mideyi
kuvvetlendirir, boğaza ve akciğerlere faydalıdır, öksürüğe iyi gelir. Ekşi nar
ise mide yanmalarına karşı faydalıdır, diğer narlardan daha fazla idrar
söktürür, ishali ve kusmayı keser, karaciğer hararetini söndürür, kabızlığı
giderir, kalp ve mide ağzındaki ağrılara iyi gelir.
Suyu zarıyla birlikte çıkarılıp bal ile merhem kıvamına
gelinceye kadar pişirilip diş etlerine sürüldüğünde diş eti tahrişine iyi
gelir. Dolama/tırnak
iltihabı ve cerahatli
yaraların tedavisinde nar çekirdeğinin balla birlikte karıştırılarak merhem
halinde tatbik edilmesi tavsiye edilir. Nar çiçeği de yaralar için kullanılır.
Yapılan son araştırmaların, nar suyunun damar tıkanıklığını
önleyici özelliğini ortaya çıkardığını belirtti.
Nar suyunu tablet haline getirme çalışmalarının gündemde
olduğunu vurgulayan uzmanlar, "Hayvan deneylerinde, nar suyuyla beslenme
sonrasında damar plakları ve tıkanıklıkları yüzde 44 geriledi. İnsanlar
üzerinde yapılan bir araştırma ise 2 hafta boyunca günde 50 ml nar suyunun,
tansiyonu artıran enzimi yüzde 36 düşürdüğünü gösterdi. Bu sayede tansiyon
yüzde 5 düşürüldü." diyorlar.
1 bardak nar suyu 10 bardak yeşil çay yerine geçiyor.
Narda, kansere karşı koruyucu antioksidanlar bulunuyor. Nar
suyundaki antioksidan miktarı, kırmızı şarap, yeşil çay, kızılcık ve portakal
suyuna göre 3 kat daha fazla.
1 bardak nar suyu, 2 kadeh kırmızı
şarap, 10 bardak yeşil çay ve 4 bardak kızılcık suyu ile aynı seviyede
antioksidan madde içeriyor. Narda ayrıca C vitamini, demir ve potasyum var.
EN
GÜZEL ÇİÇEK
Bir gün yaşlı bir kadın kitap okumak için parka gitmiş,
kendi gibi yaşlı bir söğüt ağacının uzun, dağınık dallarının yanındaki boş
banka oturmuştu. Hayatından bezmiş bir halde, dünyanın alay edercesine, üst
üste silleler vurmasına içerlemiş, homurdanıyordu.
Tüm bunlar gününü mahvetmeye yetmezmiş gibi, oyun
oynamaktan bitap düşmüş küçük bir çocuk nefes nefese çıkageldi. Yaşlı kadının
yanıbaşında, kafası aşağı eğik bir şekilde durdu ve büyük bir heyecanla kadına
"Bak ne buldum!" diyerek elindekileri gösterdi.
Elinde bir çiçek vardı ve çiçek acınacak durumdaydı.
Çiçeğin bütün yaprakları yırtılmıştı. Görünüşe göre çiçek ya yeterli yağmur
görmemiş ya da pek ışık alamamıştı. Yaşlı kadın çocuğun ölü çiçeği alıp gitmesi
için sahte bir gülücük attı ve kafasını başka yöne çevirdi. Ancak, çocuk dönüp
gideceğine yanına oturdu. Çiçeği burnunun üstüne getirerek, şaşırmış bir
şekilde "Bu kesinlikle çok hoş kokuyor ve ayrıca da çok güzel. İşte bu
yüzden onu kopardım; al, bu senin için." diyerek çiçeği kadına doğru
uzattı.
Getirdiği bu çiçek yabani bir ottan başka bir şey değildi,
renkli göze hoş gelen bir şey de değildi ama kadın biliyordu ki onu almazsa
çocuk gitmeyecekti.
Yaşlı kadın da çiçeğe doğru uzandı ve "Bu tam
ihtiyacım olan şeydi." diyerek cevap verdi.
Ama çocuk kadının avcunun içine koyacağı yerde, öylece
havaya doğru tutuyordu çiçeği. İşte o zaman, yaşlı kadın çocuğun gözlerinin
görmediğini anladı; çocuk kördü.
En güzel çiçeği seçtiği için ona teşekkür ederken yaşlı
kadının sesi titriyor, gözlerinden yaşlar boşalıyordu. "Bir şey
değil" dedi gülümseyerek ve sonra koşarak oyununa geri döndü, yaşlı
kadında bıraktığı etkiden habersizce.
Yaşlı kadın, orada otura kaldı ve bu küçük çocuğun yaşlı
söğüt ağacının yanında oturan ve kendi kendine acıyan bu yaşlı kadını nasıl
gördüğünü merakla düşünmeye başladı. Onun sıkıntılı olduğunu nasıl bilmişti?
Çiçeği neden ona getirmişti? Bir ihtimal, kalp gözü ona doğruyu göstermişti.
Yaşlı kadın sonunda kör bir çocuğun
gözlerinden, problemin dünya ile ilgili olmadığını anlamıştı: problem ondaydı.
Oysa ki; gerçek kör kadındı ve tüm zamanını bir kör olarak geçirmişti. Yaşlı
kadın işte o gün etrafındaki güzellikleri görmeye ve kendinin olan her anın tadına
varmaya ahdetti. Ve sonra solmuş çiçeği burnuna yaklaştırarak o güzel kokuyu
koklamaya başladı. O sırada küçük çocuk elinde başka bir otla, parkta oturan
başka bir yaşlı adamın hayatını değiştirmeye gidiyordu.
DUYMASIN
Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken,
komutanları bir bakmış Cemal’in elinde bir mektup, okuyor.
- N'apıyorsunuz, demiş.
Temel:
-Sevculumden mektup celdi.
Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo pağa.
-Peki Cemal'in
kulaklarındaki pamuk ne?
Temel:
-
Mektubu tuymasin diye....
YER
YOK
Otelci Temel'in kapısını bir gece bir İspanyol asilzedesi
çalmış.
-Odanız var mı?
-Kimsunuz?
-Jose de Santana de Monte
Cristo de Santa Cruzo.
-Haa,
pu katar uşağu alacak yerum yok!
DÜNYA
GÜZELİ
Profesör, öğrencileri ile birlikte
Karadenizli hastanın yatağının başına gitmiş... Onlara yeni bir hastalığın
belirtilerini öğretecek. Yatakta bitkin, kendinden yarı geçmiş vaziyetteki
hastayı göstererek konuşmaya başlamış: ”Bakın yüz rengi sarıya yakın” “Gözler
içeriye doğru çökmüş, o yüzden burun daha sivri görünüyor” “En fazla değişik
kas yüzümüzdedir. Bakın kaslar tepki vermediğinden ifade anlamsız. Çene aşağıya
sarkmış duruyor.” Hasta da öğrenciler gibi dikkat kesilmiş dinliyor. Profesör
bu bir “batın sendromu” belirtisidir diyecek, yerinden zorlukla dikilmeye
çalışan hasta fırsat vermemiş. Zor bela mırıldanmış: “Sen sanki dünya
cüzelisun”
BİZDEN
HABERLER
GÜLE GÜLE İl
Müdürlüğümüzde Çiftçi Eğitim ve Yayım Şube Müdürü olarak görev yapan Şenel
ÖZTÜRK, 20.03.2006 tarihinde emekliye ayrılmıştır.
Müdürümüze bundan sonraki yaşamında sağlık ve mutluluklar
diliyoruz.
GÜLE GÜLE İl Müdürlüğümüzde Döner Sermaye Saymanı
olarak görev yapan Osman GÖNÜL, 23.02.2006 tarihinde emekliye ayrılmıştır.
Kendisine bundan sonraki yaşamında sağlık ve mutluluklar
diliyoruz.
GÜLE GÜLE İl
Müdürlüğümüzde işçi olarak görev yapan Osman MAĞDEN, 14.03.2006 tarihinde
emekliye ayrılmıştır.
Arkadaşımıza bundan sonraki yaşamında sağlık ve mutluluklar
diliyoruz.
GÜLE GÜLE Çamaş İlçe Müdürlüğümüzde memur olarak görev
yapan Adil VERGİLİ, 27.02.2006 tarihinde emekliye ayrılmıştır.
Kendisine bundan sonraki yaşamında sağlık ve mutluluklar
diliyoruz.
GÜLE GÜLE İl Müdürlüğümüzde Gıda Mühendisi olarak
çalışan Sevilay KIRIŞ, Ankara İl Kont. Labo. Müd.lüğü’ne atanmıştır.
Arkadaşımıza güle güle derken, yeni görev yerinde başarılar
diliyoruz.
HOŞGELDİNİZ Tekniker Yakup
BAYSAL, ilimize tayin olarak Mesudiye İlçe Müdürlüğümüzde göreve başlamıştır.
Kendisine hoşgeldiniz derken, yeni görev yerinde başarılar
dileriz.
HOŞGELDİNİZ Teknisyen İbrahim YÜCEL,
ilimize tayin olarak Kabadüz İlçe Müdürlüğümüzde göreve başlamıştır.
Kendisine hoşgeldiniz derken, yeni
görev yerinde başarılar dileriz.
HOŞGELDİNİZ Mühendis Gülperi CİHAN, İl
Müdürlüğümüze tayin olarak Kabadüz İlçe Müdürlüğümüzde göreve başlamıştır.
Kendisine
hoşgeldiniz derken, yeni görev yerinde başarılar dileriz.
BAŞSAĞLIĞI İl Müdürümüz
Sadi SADIKOĞLU’nun amcası 07.04.2006 tarihinde geçirdiği rahatsızlık sonucu
vefat etmiştir.
Merhuma Allah’tan rahmet, İl
Müdürümüze ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
BAŞSAĞLIĞI Akkuş İlçe
Tarım Müdürümüz Azmi AŞÇI’nın ağabeyi, 24.03.2006 tarihinde vefat etmiştir.
Merhuma
Allah’tan rahmet, İlçe Müdürümüze ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
BAŞSAĞLIĞI Ç.E.Y. Şube
Müdürlüğümüzde Ziraat Mühendisi olarak çalışan Hatice İMAMOĞLU’nun eşi Sacid
Sudi İMAMOĞLU, 16.04.2005 tarihinde
vefat etmiştir. Merhuma Allah’tan rahmet, arkadaşımıza, çocuklarına ve
yakınlarına başsağlığı diliyoruz.